Emre Alkin’den enflasyon ve altın çıkışı: “Güven zayıfsa yastık altı güçlenir”
EKOTÜRK TV’de yayınlanan “Günün Yorumu” programında küresel gelişmeleri ve emtia piyasalarını değerlendiren Prof. Dr. Emre Alkin, dünyadaki jeopolitik gerilimin yatırım tercihlerine doğrudan yön verdiğini söyledi. Küresel risklerin arttığı bir dönemde yatırımcı davranışlarının değiştiğine dikkat çeken Alkin, özellikle altın, gümüş ve bakır üzerinden önemli mesajlar verdi.
KÜRESEL GERİLİM EKONOMİYİ NASIL ETKİLİYOR?
Orta Doğu’dan Doğu Avrupa’ya, Asya-Pasifik’ten Güney Asya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada tansiyon yüksek. İran-ABD hattındaki belirsizlik, Rusya-Ukrayna savaşı, Gazze’de süren çatışmalar, Hindistan-Pakistan arasındaki kırılgan denge, Çin-Tayvan gerilimi ve Kore Yarımadası’ndaki füze denemeleri küresel risk algısını besliyor.
Bu tabloyu “küresel ölçekte kırılgan ve huzursuz bir atmosfer” olarak tanımlayan Alkin, yatırımcıların güvenli liman arayışının hız kazandığını ifade etti.
“Jeopolitik riskler arttıkça yatırımcı refleksi güvenli limanlara yönelir; altın talebindeki artışın temel nedeni budur.”
GÜNÜN YORUMU
⏳Prof. Dr. @emrealkin1969 her gün 5 dakikada gündemi yorumluyor. pic.twitter.com/xjEyKVi0BL
— EKOTÜRK (@Ekoturktv) February 25, 2026
ALTIN NEDEN ÖNE ÇIKIYOR?
Altının tarihsel olarak kriz dönemlerinde öne çıktığını vurgulayan Alkin, merkez bankalarının son yıllarda rezervlerini artırma eğiliminde olduğuna dikkat çekti. Küresel ölçekte birçok ülke, rezerv kompozisyonunda altının payını yükseltiyor.
Türkiye’de de hem kamu tarafında hem bireysel yatırımcılar nezdinde altına güçlü bir talep olduğuna işaret eden Alkin, Hazine’nin altın cinsi borçlanma araçlarına yönelmesinin de bu eğilimin bir parçası olduğunu belirtti.
“Sisteme güven tam olsa, vatandaş yastık altında altın tutmaz.”
Yatırımcıların resmi enflasyon verileri ile günlük hayatta hissettikleri fiyat artışları arasında fark gördüğünü ifade eden Alkin, bu algı farklılığının da altına yönelimi güçlendirdiğini söyledi. Merkez Bankası anketlerinde vatandaşın ileriye dönük enflasyon beklentisinin yüksek seyrettiğini hatırlattı.
GÜMÜŞTE RİSK FAKTÖRÜ: BÜYÜME ENDİŞESİ
Altın ile gümüş arasındaki en temel farkın talep yapısından kaynaklandığını belirten Alkin, gümüşün yalnızca yatırım aracı olmadığını, aynı zamanda güçlü bir endüstriyel kullanım alanına sahip olduğunu söyledi.
Elektronikten güneş panellerine kadar pek çok sektörde kullanılan gümüşün performansının küresel büyüme hızına daha duyarlı olduğuna dikkat çekti.
“Küresel büyümede ciddi bir yavaşlama yaşanırsa gümüş, altın kadar dirençli bir seyir izlemeyebilir.”
Son dönemde gümüş fiyatlarında görülen sert dalgalanmaların, metalin oynak yapısını açık biçimde ortaya koyduğunu ifade eden Alkin, yatırımcıların bu farkı göz önünde bulundurması gerektiğini dile getirdi.
21. YÜZYILIN METALİ: BAKIR
Programda dikkat çeken bir diğer başlık ise bakır oldu. Enerji dönüşümü, elektrikli araçlar, altyapı yatırımları ve dijitalleşme süreciyle birlikte bakıra olan talebin hızla arttığını belirten Alkin, önümüzdeki 20-25 yılda tarihi ölçekte bir tüketim artışı beklendiğini söyledi.
Yenilenebilir enerji sistemleri, şarj altyapıları ve veri merkezleri gibi alanlarda bakırın vazgeçilmez konumda olduğunu ifade eden Alkin, arz tarafındaki kırılganlıkların da fiyatları desteklediğini belirtti.
Bakır piyasasının daha profesyonel ve kurumsal yatırımcıların yoğun olduğu bir alan olduğunu vurgulayan Alkin, bu metalde işlem yapmanın bireysel yatırımcı açısından altına kıyasla daha karmaşık olduğuna dikkat çekti.
VATANDAŞ NEDEN ALTIN BİRİKTİRİYOR?
Türkiye’de uzun yıllara dayanan bir altın biriktirme kültürü bulunduğunu belirten Alkin, bunun yalnızca geleneksel alışkanlıkla açıklanamayacağını söyledi.
Ekonomik istikrar algısı, para politikasına duyulan güven ve enflasyon beklentilerinin yatırım tercihlerinde belirleyici olduğunu ifade eden Alkin, vatandaşın riskten korunma refleksiyle hareket ettiğini vurguladı.
Altın fiyatlarında zaman zaman sert hareketler görülse de küçük yatırımcının genellikle uzun vadeli düşündüğünü ve ani dalgalanmalardan etkilenmeden birikim yapmaya devam ettiğini sözlerine ekledi.
YATIRIMCIYA MESAJ: AYNI METAL DEĞİL, AYNI STRATEJİ DEĞİL
Alkin’e göre altın, daha çok değer saklama aracı olarak öne çıkarken; gümüş hem yatırım hem sanayi metali kimliği taşıyor. Bakır ise küresel dönüşümün stratejik hammaddesi olarak ön plana çıkıyor.
Bu nedenle yatırımcıların her metali aynı kategoride değerlendirmemesi gerektiğini belirten Alkin, piyasalardaki spekülatif hareketlerle temel dinamiklerin birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı.
Küresel risklerin yüksek seyrettiği bir dönemde portföy çeşitliliğinin önemine dikkat çeken Alkin, yatırım kararlarının yalnızca fiyat hareketlerine bakılarak değil, makroekonomik ve jeopolitik çerçeve gözetilerek alınması gerektiğini ifade etti.
