Küresel rezervlerde tarihi değişim: Dolar geriliyor, altın güçleniyor
Küresel finans mimarisinde dikkat çeken bir kırılma yaşanıyor. Merkez bankaları, uzun yıllardır rezervlerin ana taşıyıcısı konumunda bulunan ABD dolarına olan bağımlılığı azaltarak, portföylerini yeniden şekillendiriyor. EBC Financial Group ve UniCredit’in paylaştığı son veriler, rezerv tercihlerinde altının giderek daha stratejik bir konuma yükseldiğini ortaya koyuyor. Özellikle gelişmekte olan ekonomilerin öncülüğünde hızlanan bu dönüşüm, küresel para sisteminde yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor.
Küresel rezervlerde doların payı 1999’daki %71 seviyesinden 2025 itibarıyla %57’ye gerileyerek son 30 yılı aşkın dönemin en düşük seviyesine indi.
ALTIN STRATEJİK VARLIK OLARAK ÖNE ÇIKIYOR
Uluslararası Para Fonu verilerine göre, merkez bankalarının rezerv kompozisyonu son yıllarda belirgin şekilde değişti. Bir dönem rezervlerin sınırlı bir bölümünü oluşturan altın, bugün çok daha güçlü bir konuma ulaştı. 2015 yılında toplam rezervler içindeki payı %10’un altında kalan altın, günümüzde %23’ü aşarak dikkat çekici bir sıçrama gerçekleştirdi.
Altının rezervlerdeki payındaki bu hızlı artış, merkez bankalarının güvenli liman arayışının güçlendiğini net biçimde ortaya koyuyor.
Bu süreçte özellikle jeopolitik risklerin artması, yaptırım uygulamaları ve finansal sistemdeki kırılganlıklar, altını yeniden merkez bankalarının gözdesi haline getirdi.
BRICS+ ÜLKELERİ DÖNÜŞÜMÜN LOKOMOTİFİ
Rezervlerdeki bu yön değişiminin en güçlü aktörleri arasında BRICS+ ülkeleri yer alıyor. Son yıllarda gerçekleştirilen altın alımlarının önemli bir kısmı bu ülkeler tarafından yapılırken, küresel altın piyasasında da belirleyici bir ağırlık oluştu.
BRICS bloğunun toplam altın rezervlerindeki payı 2019’dan bu yana %11,2’den %17,4’e yükselirken, grubun büyük bölümünü Rusya ve Çin oluşturuyor. Rusya yaklaşık 2 bin 336 ton, Çin 2 bin 298 ton ve Hindistan ise 880 tonluk rezervleriyle dikkat çekiyor.
2020-2024 döneminde küresel resmi altın alımlarının yarısından fazlasının BRICS ülkeleri tarafından gerçekleştirilmesi, rezerv tercihlerindeki değişimin kalıcı bir trende dönüştüğünü gösteriyor.

YAPTIRIMLAR VE GÜVEN KRİZİ ETKİLİ OLDU
Bu dönüşümün arkasındaki en kritik kırılma noktalarından biri, 2022 yılında yaşanan gelişmeler oldu. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri müdahalesinin ardından Batılı ülkelerin yaklaşık 300 milyar dolarlık rezervi dondurması, merkez bankaları açısından ciddi bir güven sorunu yarattı.
Bu olay, ülkelerin rezervlerini yabancı finans sistemlerinde tutmanın risklerini yeniden değerlendirmesine yol açtı. 2022 öncesinde yıllık ortalama 500 ton civarında seyreden altın alımları, bu tarihten sonra hızla artarak yıllık bin ton seviyesini aşan rekorlara ulaştı.
JEOPOLİTİK GERİLİMLER VE DOLARIN GELECEĞİ
Doların küresel rezervlerdeki rolü yalnızca ekonomik verilerle değil, aynı zamanda jeopolitik gelişmelerle de şekilleniyor. Özellikle Orta Doğu’da artan gerilimler ve büyük güçler arasındaki rekabet, rezerv stratejilerinde belirleyici oluyor.
UniCredit analisti Roberto Mialich, İran merkezli gerilimlerin sona ermesi ya da ABD yönetimlerinin bu riskleri farklı değerlendirmesi durumunda dolar üzerindeki baskının artabileceğine dikkat çekiyor. Güvenli liman talebinin zayıflaması, yatırımcıların yeniden farklı varlıklara yönelmesine neden olabilir.
Öte yandan, ABD’nin uzun süreli ve belirsiz çatışmalara sürüklenmesi senaryosu da dolar açısından risk unsuru olarak görülüyor. Böyle bir ortamda, küresel yatırımcıların doların güvenilirliğini yeniden sorgulayabileceği ve alternatif rezerv araçlarına yönelimin hızlanabileceği ifade ediliyor.
