Tahvil piyasalarında stratejik uyarı: İran savaşı bitse bile faizler düşmeyebilir

Küresel piyasalarda İran savaşı kaynaklı enflasyon korkuları manşetleri süslemeye devam ederken, tahvil stratejistleri çok daha derin ve kalıcı bir riskin oluştuğu görüşünde birleşiyor. Uzmanlara göre savaş sona erse bile ABD ve Avrupa’da uzun vadeli tahvil faizleri eski düşük seviyelerine dönmeyebilir.

Petrol fiyatlarındaki sert yükselişin ilk etapta tahvil piyasalarını baskıladığı düşünülse de yatırımcıların artık yalnızca enerji maliyetlerine odaklanmadığı belirtiliyor. Devasa kamu borçları, yapay zekâ yatırımlarının finansman ihtiyacı ve merkez bankalarının yeniden faiz artırma ihtimali, uzun vadeli faizlerde kalıcı yukarı yönlü baskı oluşturuyor.

Piyasalarda giderek güçlenen beklenti, İran kaynaklı enerji şokunun sona ermesi halinde bile tahvil getirilerinin yüksek seviyelerde kalmaya devam edeceği yönünde şekilleniyor.

TAHVİL YATIRIMCISI ARTIK SADECE PETROLÜ İZLEMİYOR

Bloomberg’in analizine göre ABD tahvil piyasasında son yükselişi belirleyen ana unsur, enflasyondan arındırılmış “reel faizler” oldu. Bu durum, yatırımcıların yalnızca savaşın yaratacağı fiyat baskısını değil, küresel ekonominin yapısal dönüşümünü de fiyatladığını ortaya koyuyor.

ING, Goldman Sachs ve Barclays stratejistleri, uzun vadeli faizlerde görülen yükselişin geçici bir hareket olmadığı görüşünde birleşiyor. Özellikle ABD’de bütçe açıklarının büyümesi ve borçlanma ihtiyacının artması, yatırımcıların daha yüksek getiri talep etmesine neden oluyor.

Barclays ABD Enflasyon Stratejisi Başkanı Jonathan Hill, piyasanın sadece savaş enflasyonuna tepki vermediğini belirterek, kamu borçları ve yükselen “nötr faiz” seviyesinin reel getirileri yukarı taşıdığını söyledi.

Ekonomide ne büyümeyi hızlandıran ne de yavaşlatan faiz seviyesi olarak tanımlanan nötr faizin yukarı taşınması, tahvil piyasasında yeni dönemin habercisi olarak yorumlanıyor.

PETROL GERİLESE BİLE FAİZLER DÜŞMEYEBİLİR

Piyasalarda dikkat çeken en önemli başlıklardan biri ise enerji fiyatları gerilese bile tahvil faizlerinin yüksek kalabileceği ihtimali oldu.

Özellikle küresel enerji ticareti açısından kritik önemde bulunan Hürmüz Boğazı’nın savaş nedeniyle kapanması petrol fiyatlarında sert yükselişe yol açtı. Ancak stratejistlere göre boğaz yeniden açılsa bile piyasadaki reel faiz baskısı kolay kolay ortadan kalkmayacak.

ING Americas Araştırma Başkanı Padhraic Garvey, ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin yüzde 4,5 seviyesinin üzerine çıkmasının neredeyse tamamen reel faizlerden kaynaklandığını söyledi.

Uzmanlara göre Hürmüz Boğazı yeniden açılsa bile ABD tahvil faizlerinde sert düşüş beklemek artık gerçekçi görülmüyor.

ABD’nin gösterge 10 yıllık tahvil faizi hafta içinde yüzde 4,70 seviyesine yaklaşırken, haftayı yüzde 4,56 civarında tamamladı.

TRUMP’IN VERGİ PLANI VE BORÇ YÜKÜ ENDİŞE YARATIYOR

ABD tarafında piyasaları baskılayan bir diğer unsur ise Başkan Donald Trump yönetiminin vergi indirimlerini sürdürme planı oldu.

Uzmanlar, zaten tarihi seviyelere ulaşan kamu borcunun yeni vergi teşvikleriyle daha da büyüyebileceğini düşünüyor. Bunun da ABD Hazinesi’nin daha fazla tahvil ihraç etmesine yol açacağı belirtiliyor.

JPMorgan CEO’su Jamie Dimon da geçen hafta yaptığı değerlendirmede ABD faizlerinin beklenenden çok daha yukarı çıkabileceği uyarısında bulundu. Dimon, artan devlet borçlanmasının piyasadaki risk algısını güçlendirdiğini söyledi.

Goldman Sachs yöneticilerinden Phillip Lee ise yatırımcıların artık uzun vadeli tahviller için ekstra risk primi istediğini ifade etti.

FED İÇİN YENİ SENARYO: FAİZ İNDİRİMİ YERİNE ARTIŞ

Yılın başında ABD Merkez Bankası’nın faiz indireceğini fiyatlayan piyasalar, son gelişmelerle birlikte yön değiştirdi. Yatırımcılar artık Fed’in faiz artırabileceği ihtimalini daha yüksek görüyor.

Özellikle yapay zekâ yatırımlarının oluşturduğu dev finansman ihtiyacı, tahvil piyasalarında yeni baskı unsuru olarak öne çıkıyor. Teknoloji şirketlerinin veri merkezi yatırımlarını hızlandırması, yarı iletken talebini büyütmesi ve yoğun borçlanmaya yönelmesi, kısa vadede enflasyonist etki yaratıyor.

Uzmanlar, yapay zekânın uzun vadede verimliliği artırabileceğini kabul etse de mevcut süreçte ekonomide aşırı yatırım ve yüksek harcama döngüsü oluşturduğunu belirtiyor.

Tahvil piyasasında oluşan yeni fiyatlama, küresel ekonomide düşük faiz döneminin kalıcı biçimde sona ermiş olabileceği yorumlarını güçlendirdi.

JAPONYA VE AVRUPA’DA DA BASKI ARTIYOR

Sadece ABD değil, Japonya ve Avrupa tahvil piyasaları da yükselen faiz baskısıyla karşı karşıya bulunuyor.

Bank of Japan’ın faiz artırımlarında yavaş davranması Japon yatırımcıların enflasyon riskine karşı daha yüksek getiri talep etmesine yol açtı.

Almanya’da ise savaş sonrası yükselen enerji maliyetleri tahvil faizlerini yukarı taşırken, İngiltere’de siyasi belirsizliklerin yeniden artması piyasalardaki tedirginliği büyüttü.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer üzerindeki baskının artması ve daha genişleyici maliye politikalarının gündeme gelmesi, İngiliz tahvillerinde yeni satış dalgası riskini beraberinde getirdi.

Uzmanlar, küresel piyasalarda artık yalnızca jeopolitik risklerin değil, borç ekonomisinin sürdürülebilirliğine yönelik endişelerin fiyatlandığını belirtiyor.