Dolar yükseliyor ama güven azalıyor: Yükseliş “Acı zafer”e dönüştü
Küresel piyasalarda tansiyon yükselirken, yatırımcıların klasik refleksi yine değişmedi: güvenli liman arayışı. Ancak bu kez tablo alışılmışın dışında. Orta Doğu’da artan çatışma ve petrol fiyatlarındaki sert yükselişe rağmen ABD doları beklenen ölçüde güç kazanamıyor. Uzmanlara göre bu durum, Washington kaynaklı politika belirsizlikleri ve teknoloji sektöründeki kırılganlığın yarattığı yeni risk algısıyla doğrudan bağlantılı.
JEOPOLİTİK GERİLİM DOLARI DESTEKLEDİ AMA SINIRLI KALDI
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından dolar endeksinde yükseliş gözlense de bu artış, tarihsel benzer kriz dönemlerine kıyasla oldukça sınırlı kaldı. Normal şartlarda artan petrol fiyatları ve risk iştahındaki düşüş, doları güçlü bir şekilde yukarı taşırdı. Ancak bu kez yatırımcıların temkinli duruşu dikkat çekiyor.
“Doların yükselişi var ama güven eksikliği büyüyor.”
Barclays analistlerine göre doların mevcut performansı, faiz farkları ve küresel risk ortamı dikkate alındığında olması gereken seviyenin gerisinde. Özellikle Euro karşısında oluşan getiri farkına rağmen doların sınırlı kalması, piyasalarda farklı bir dinamiğin devreye girdiğini gösteriyor.
BEYAZ SARAY BELİRSİZLİĞİ PİYASAYI BASKILIYOR
Yatırımcıların en büyük çekincesi ise ABD yönetiminin öngörülemez politikaları. Sosyal medya üzerinden gelen ani açıklamalar ve sürpriz kararlar, dolar pozisyonlarını daha riskli hale getiriyor.
“Dolar taşıyan yatırımcılar artık sadece ekonomik değil, politik sürpriz riskini de fiyatlıyor.”
Bu durum, yatırımcıların dolarda pozisyon almak için daha yüksek getiri talep etmesine neden oluyor. Yani dolar hâlâ güçlü bir rezerv para olsa da, artık eskisi kadar “sorunsuz güvenli liman” olarak görülmüyor.
PETROL VE DOLAR ARASINDAKİ BAĞ ZAYIFLIYOR MU?
ABD’nin dünyanın en büyük petrol üreticilerinden biri olması ve küresel petrol ticaretinin dolar üzerinden yapılması, normalde bu iki varlık arasında güçlü bir ilişki kurulmasını sağlıyordu. Ancak son gelişmeler, bu bağın zayıflayabileceğine işaret ediyor.
Artan enerji fiyatlarına rağmen doların beklenen sıçramayı yapamaması, piyasalarda “doların gücü sorgulanıyor mu?” sorusunu gündeme taşıdı.
“Güvenli liman algısı artık tek başına doları taşımaya yetmiyor.”
TEKNOLOJİ SEKTÖRÜ VE DOLAR ARASINDAKİ GİZLİ BAĞ
Son yıllarda ABD varlıklarının cazibesini artıran en önemli faktörlerden biri teknoloji hisselerindeki güçlü performanstı. Ancak yapay zeka odaklı hisselerde artan oynaklık, bu algıyı zedelemeye başladı.
Teknoloji devlerinin performansı, sadece borsayı değil doları da dolaylı olarak destekliyordu. Bu destek zayıfladıkça dolar üzerindeki baskı da artıyor.
DOLAR PRİMİ NEDEN SABİT KALDI?
Analistlere göre doların diğer para birimlerine karşı sunduğu “ek getiri” yani prim, son bir yılda neredeyse yerinde saydı. Bu durum, piyasaların ABD varlıklarına yönelik iştahında ciddi bir değişim yaşandığını gösteriyor.
Doların seçim öncesinde iskontolu seviyelerde olduğu, ancak sonrasında primli hale geldiği belirtiliyor. Buna rağmen bu primin uzun süre sabit kalması, piyasa dinamiklerinin alışılmışın dışında ilerlediğine işaret ediyor.
DE-DOLARİZASYON TARTIŞMALARI YENİDEN GÜNDEMDE
Uzmanlara göre ABD ekonomisinin mali sürdürülebilirliği ve sıkı para politikası beklentileri, dolara yönelik uzun vadeli riskleri yeniden gündeme taşıyor. Bu da “de-dolarizasyon” tartışmalarının yeniden güç kazanmasına neden olabilir.
Özellikle gelişmekte olan ülkelerin alternatif para birimlerine yönelme ihtimali, doların küresel hakimiyetine yönelik soru işaretlerini artırıyor.
KISA VADEDE ZAYIFLIK SİNYALİ
Barclays stratejistleri, jeopolitik risklerin zamanla azalmasıyla birlikte doların kısa vadede bir miktar zayıflayabileceğini öngörüyor. Ancak tamamen güç kaybı beklenmiyor; belirli bir primin kalıcı olabileceği ifade ediliyor.
