Faiz kararı öncesi: TCMB'nin elindeki tüm araçlar neler?

Ekotürk'ün faiz anketine göre piyasa katılımcılarının büyük bölümü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit bırakmasını bekliyor. Ancak yatırımcılar, yarın saat 14.00'te açıklanacak faiz kararının yanı sıra karar metninde Merkez Bankası'nın likidite yönetimi, kredi büyümesi ve makroihtiyati adımlara ilişkin vereceği mesajları da yakından izleyecek.
TCMB'nin yarın açıklayacağı faiz kararı öncesinde piyasalarda ağırlıklı beklenti politika faizinin yüzde 37 seviyesinde korunacağı yönünde. Ancak son dönemde Merkez Bankası'nın attığı adımlar, para politikasının yalnızca faiz kararlarından ibaret olmadığını ortaya koyuyor.
Ekotürk'ün gerçekleştirdiği faiz anketine katılan kurumların büyük bölümü, TCMB'nin politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit bırakmasını bekliyor. Ankete göre katılımcıların yüzde 81'i faizlerde değişiklik öngörmezken, yüzde 19'u 300 baz puanlık artışla politika faizinin yüzde 40'a yükseltileceği tahmininde bulunuyor.
Kurumlar, faizlerin sabit tutulacağı beklentilerini ağırlıklı olarak enflasyondaki görünüm, TCMB'nin son dönemde attığı sıkılaştırıcı adımlar ve jeopolitik gelişmelere dayandırdı. Bazı katılımcılar enerji ve gıda fiyatlarındaki oynaklık ile bölgesel risklerin para politikasında temkinli duruşun sürdürülmesini gerektirdiğini belirtirken, bazı kurumlar ise TCMB'nin son dönemde aldığı tedbirlerin yaklaşık 350 baz puanlık ilave sıkılaştırma etkisi yarattığını ve bu nedenle politika faizinde değişikliğe ihtiyaç duyulmadığını ifade etti.
Politika faizi en bilinen araç
TCMB'nin temel politika aracı, Para Politikası Kurulu toplantılarında belirlenen bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı olarak öne çıkıyor.
Faiz artırımları genellikle kredi maliyetlerini yükselterek talebi yavaşlatmayı amaçlarken, faiz indirimleri ekonomik aktiviteyi destekleyebiliyor.
Ancak son yıllarda Merkez Bankası, para politikasını yalnızca faiz kararlarıyla şekillendirmiyor.
Likidite yönetimiyle piyasadaki TL miktarı düzenleniyor
TCMB'nin kullandığı araçlardan biri de likidite yönetimi.
Merkez Bankası, açık piyasa işlemleri aracılığıyla piyasadaki Türk lirası miktarını artırabiliyor veya azaltabiliyor. Repo, ters repo ve depo işlemleri gibi araçlarla bankacılık sistemindeki fonlama koşulları yönetiliyor.
Bu tür adımlar, kısa vadeli faizlerin politika faizi etrafında oluşmasına katkı sağlıyor.
Zorunlu karşılıklar kredi kapasitesini etkiliyor
TCMB'nin araç setindeki bir diğer unsuru ise zorunlu karşılıklar oluşturuyor.
Bu sistemde bankalar, topladıkları mevduatın belirli bir bölümünü TCMB nezdinde tutmak zorunda kalıyor. Zorunlu karşılık oranlarının artırılması, bankacılık sistemindeki kullanılabilir likiditeyi azaltarak kredi verme kapasitesini sınırlayabiliyor. Buna karşılık oranların düşürülmesi ise bankaların kullanımına daha fazla kaynak bırakabiliyor.
Merkez Bankası, bu aracı son dönemde makroihtiyati politikaların bir parçası olarak da kullanıyor. Nitekim TCMB, 23 Mayıs'ta aldığı kararla kredili mevduat hesaplarına (KMH) uygulanan aylık büyüme sınırını yüzde 2'den yüzde 1'e düşürdü.
Düzenleme kapsamında, bankaların tüketicilere tahsis ettiği kredili mevduat hesaplarında belirlenen büyüme sınırının aşılması halinde, aşan limit tutarı kadar Türk lirası zorunlu karşılık bloke olarak tesis edilecek.
Makroihtiyati tedbirler de devreye alınabiliyor
TCMB'nin son dönemde daha sık başvurduğu araçlardan biri de makroihtiyati düzenlemeler.
Bu kapsamda kredi kompozisyonunun yönlendirilmesine, finansal istikrarın korunmasına ve Türk lirası kullanımının desteklenmesine yönelik adımlar atılabiliyor.
Kredi büyüme sınırları, zorunlu karşılık uygulamaları ve çeşitli teşvik mekanizmaları bu çerçevede kullanılan araçlar arasında yer alıyor.
Kredi büyüme sınırları neden uygulanıyor?
Ekonomide aşırı kredi genişlemesinin enflasyonist baskıları artırabileceği değerlendirmesiyle TCMB, belirli dönemlerde kredi büyümesine ilişkin sınırlamalar getirebiliyor.
Bu uygulamalarla kredi artış hızının daha kontrollü bir şekilde sürdürülmesi ve parasal sıkılaşma sürecinin desteklenmesi hedefleniyor.
Nitekim TCMB, 23 Mayıs'ta makroihtiyati çerçevede yeni sıkılaştırıcı adımlar açıkladı. Buna göre, tüketicilere kullandırılan ihtiyaç ve taşıt kredilerinde sekiz haftalık kredi büyüme sınırı yüzde 4'ten yüzde 3'e düşürüldü.
Kredili mevduat hesaplarına yönelik büyüme sınırı yüzde 2'den yüzde 1'e indirildi. KOBİ'lere kullandırılan Türk lirası kredilerinde büyüme sınırı yüzde 5'ten yüzde 4,5'e düşürülürken, KOBİ dışındaki işletmelere kullandırılan Türk lirası kredilerinde bu oran yüzde 3'ten yüzde 2'ye çekildi.
Söz konusu adımlar, TCMB'nin kredi kanalı üzerinden iç talebi ve finansal koşulları yönlendirmek amacıyla politika faizinin yanı sıra makroihtiyati araçları da aktif şekilde kullandığını gösteriyor.
Araçlar birlikte kullanılabiliyor
Son dönemde Merkez Bankası'nın attığı adımlar, para politikasının yalnızca faiz kararlarından ibaret olmadığını ortaya koyuyor.
Bu nedenle yatırımcılar, yarın saat 14.00'te açıklanacak faiz kararında yalnızca politika faizine değil, karar metninde likidite koşulları, kredi büyümesi ve makroihtiyati çerçeveye ilişkin verilecek olası mesajlara da odaklanacak. Çünkü son dönemde TCMB'nin para politikası, faiz kararlarının ötesine uzanan çok araçlı bir yapı üzerinden şekilleniyor.
Bu çerçevede, yarın açıklanacak kararın "faiz değişti mi, değişmedi mi?" sorusunun ötesinde okunması gerektiği belirtiliyor. Piyasa aktörleri açısından, TCMB'nin mevcut araç setini nasıl kullanmaya devam edeceğine ilişkin vereceği sinyaller, para politikasının önümüzdeki dönemdeki seyrine dair önemli ipuçları sunacak.




