Doç. Dr. Işıl: Yeni haftanın rotasını enflasyon, faiz ve enerji belirleyecek

Doç. Dr. Gökhan Işıl, EKOTÜRK için yaptığı değerlendirmede Türkiye’de enflasyon ve Hazine ihalelerinin kısa vadeli yönü, ABD tahvil faizleri ile petrolün ise kalıcı eğilimi belirleyeceğini ifade etti.
Işıl, hızlı risk artışı yerine verilerle teyit edilen ve likiditeyi koruyan seçici bir yaklaşımın daha sağlıklı göründüğünü belirtti.
Türkiye’de enflasyon ve Hazine ihaleleri, ABD’de hizmet verileri ve Fed tutanakları, küresel cephede ise petrolün fiziki arzının takip edileceğini belirten Işıl, bu gelişmelerin piyasalardaki rahatlamanın kalıcı olup olamayacağına ilişkin sinyaller vereceğini kaydetti.
Enflasyonda ana eğilim ve hizmet fiyatları izlenecek
5 Ekim 2026 tarihli değerlendirmesinde, aynı gün açıklanacak eylül TÜFE verisinde piyasa medyanının aylık yüzde 2,14, yıllık yüzde 30,19 olduğunu belirten Işıl, yıllık orandaki düşüşte baz etkisi bulunacağı için asıl sinyali hizmet fiyatları ve mevsimsellikten arındırılmış ana eğilimin vereceğini söyledi.
Işıl, aylık artışın yüzde 2 civarında veya altında kalması ve hizmetlerde yavaşlama görülmesinin, 22 Ekim’deki Para Politikası Kurulu toplantısı öncesinde faiz indirimi beklentisini güçlendirebileceğini ifade etti. Yüzde 2,4 ve üzerindeki bir sonucun ise TCMB’nin hareket alanını daraltacağını ve tahvil faizleri üzerindeki baskıyı artıracağını belirtti.
Hazine ihalelerinde faiz ve talep önemli olacak
Enflasyonun etkisini Hazine’nin 5 ve 6 Ekim’de gerçekleştireceği dört ihale ile dört doğrudan satışın tamamlayacağını kaydeden Işıl, ekim ayında 436,6 milyar liralık iç borç servisine karşılık 414,8 milyar liralık borçlanma planlandığını aktardı.
İhalelerde oluşacak faiz ve talebin, iki ile beş yıl vadeli tahvillerin yanı sıra bankacılık hisseleri için de önemli olacağını belirten Işıl, enflasyonun olumlu sürpriz yaptığı ve ihalelerin güçlü geçtiği bir senaryoda tahvillerde değer kazancı görülebileceğini söyledi. Tersi durumda ise vade riskinin yeniden öne çıkacağını ifade etti.
Borsada toparlanma için kalıcı normalleşme gerekiyor
Fon piyasasında belirli fonlar için başlayan sınırlı ara ödemelerin kısa vadede güveni destekleyebileceğini belirten Işıl, likit olmayan varlıkların değerlemesi ve olası satış baskısının henüz çözülmediğini vurguladı.
BIST 100’ün geçen haftayı yüzde 4,88 düşüşle tamamlamasının bu kırılganlığı gösterdiğini ifade eden Işıl, yaygın bir toparlanma için fon çıkışlarında, işlem hacminde ve teminat koşullarında kalıcı normalleşme görülmesi gerektiğini söyledi.
Işıl, bu süreçte nakit akışı güçlü, borçluluğu sınırlı ve bilanço kalitesi yüksek şirketlerin daha dirençli kalmasını beklediğini belirtti.
ABD’de iş gücü piyasası ve enflasyon sinyalleri ayrışıyor
ABD’de eylül ayında tarım dışı istihdamın yalnızca 29 bin kişi artması, ücret artışının aylık yüzde 0,1’e inmesi ve önceki aylara ilişkin toplam 60 bin kişilik aşağı yönlü revizyonun, iş gücü piyasasında soğumaya işaret ettiğini belirten Işıl, ağustos çekirdek kişisel tüketim harcamaları enflasyonunun aylık yüzde 0,2 gelmesinin de Fed üzerindeki sıkılaşma baskısını azalttığını söyledi.
Buna karşılık imalat sanayisinde fiyat endeksinin 77,9’a yükselmesi ve tüketimin gücünü korumasının, enflasyon riskinin bitmediğini gösterdiğini ifade etti.
Bu hafta ISM hizmet endeksi, Fed tutanakları ve Michigan Üniversitesi enflasyon beklentilerinin söz konusu ikilemi test edeceğini belirten Işıl, ABD uzun vadeli faizleri gerilemeden gelişen ülke varlıklarında kalıcı rahatlama beklemek için erken olduğunu kaydetti.
Avrupa ve Asya’da enflasyon ve büyüme dengesi takip edilecek
Avrupa’da eylül enflasyonunun yüzde 3,8’e yükselmesinin ECB’nin hızlı gevşeme alanını sınırladığını belirten Işıl, Çin’de imalat PMI’ının yeniden 50 eşiğinin üzerine çıkmasını olumlu değerlendirdi.
Ancak Çin ana kara piyasalarının 8 Ekim’de açılmasıyla birikmiş faiz ve enerji haberlerinin aynı anda fiyatlanacağını söyledi. Hindistan Merkez Bankası’nın kararının da Asya’daki büyüme ve enflasyon dengesine ilişkin yeni bir sinyal vereceğini ifade etti.
Petrolde fiyatın yanı sıra fiziki akış da belirleyici
Petrolde asıl sorunun fiyat kadar fiziki akış olduğunu vurgulayan Işıl, OPEC+ yedi ülke grubunun kasım üretim hedefini değiştirmemesinin beklentilerle uyumlu olduğunu, ancak fiili üretimin kotaların altında kaldığını belirtti.
G7’nin 100 milyon varillik stok salımı ve artan Körfez ihracatının Brent petrolü 5 Ekim sabahı 102 dolar civarına çektiğini aktaran Işıl, buna rağmen İran’ın yedi koşulu karşılanmadan Hürmüz Boğazı’nı açmayacağını söylediğine dikkat çekti.
Işıl, bu nedenle navlun, sigorta ve motorin maliyetlerinin yüksek kalabileceğini ifade etti. Petrolün 100 doların üzerinde kalıcılaşmasının Türkiye’de cari dengeyi, enflasyonu ve faiz görünümünü aynı anda zorlayacağını belirtti.
Haftaya ilişkin temel beklentisini paylaşan Işıl, Türkiye’de kısa vadeli yönü enflasyon ve Hazine ihalelerinin, kalıcı eğilimi ise ABD tahvil faizleri ile petrolün belirleyeceğini kaydetti. Bu nedenle hızlı risk artışından çok, verilerle teyit edilen ve likiditeyi koruyan seçici bir yaklaşımın daha sağlıklı göründüğünü ifade etti.





