HSBC: Gelişen piyasalar gelişmiş piyasalara göre %30'dan fazla iskontolu

HSBC Asset Management, gelişen piyasa hisselerinin güçlü performansa rağmen gelişmiş piyasalara kıyasla yüzde 30'un üzerinde iskontoyla işlem gördüğünü belirtti. Kuruma göre kâr beklentilerindeki güçlü artış, gelişen piyasaların değerleme açısından cazibesini destekliyor.
HSBC Asset Management'ın ağustos ayı “Equity Insights” raporunda, küresel hisse piyasalarında yükselişin daha geniş bir alana yayılmaya başladığı, gelişen piyasaların ise bu süreçte öne çıktığı belirtildi.
Kâr tahminleri fiyatlardan daha hızlı yükseldi
Rapora göre gelişen piyasa hisseleri yılbaşından bu yana yaklaşık yüzde 13 yükselmesine rağmen, ileriye dönük fiyat/kazanç oranı bazında yılbaşına kıyasla yaklaşık yüzde 30 ucuzladı. HSBC, bunun temel nedeninin şirketlerin kâr beklentilerindeki yukarı yönlü revizyonların hisse fiyatlarındaki artıştan daha hızlı gerçekleşmesi olduğunu belirtti.
Gerçekleşmiş kârlar üzerinden yapılan karşılaştırmada ise gelişen piyasa hisseleri, gelişmiş piyasalara göre yüzde 30'dan fazla iskontoyla işlem görüyor. Rapora göre söz konusu değerleme farkı son 10 yılın en geniş seviyelerine yakın bulunuyor.
S&P 500'e göre iskonto yüzde 40'a ulaşıyor
HSBC'nin analizinde, ileriye dönük fiyat/kazanç oranı üzerinden gelişen piyasaların S&P 500'e kıyasla yaklaşık yüzde 40 iskontolu olduğu da vurgulandı. Fiyat/defter değeri göstergelerinde ise ABD dışı piyasaların ve özellikle gelişen piyasaların değerlemeleri ABD'nin yaklaşık üçte biri seviyesinde bulunuyor.
ABD hisselerine 1,7 trilyon dolarlık giriş
Raporda yatırımcı pozisyonlanmasındaki fark da dikkat çekti. 2020'den bu yana ABD hisse senetlerine yaklaşık 1,7 trilyon dolar giriş gerçekleşirken, gelişen piyasalara yönelen tutar yaklaşık 350 milyar dolarda kaldı. HSBC, bu tabloyu ABD dışı ve gelişen piyasa varlıklarının küresel portföylerde yapısal olarak düşük ağırlığa sahip olduğuna işaret eden bir unsur olarak değerlendiriyor.
Bununla birlikte HSBC, düşük değerlemelerin tek başına yeterli olmadığını; fırsatların özellikle kâr tahminlerinin yükseldiği, yatırımların gerçek talep yarattığı ve şirketlerin yapısal dönüşümden faydalandığı alanlarda aranması gerektiğini vurguluyor.





