Doç. Dr. Işıl, EKOTÜRK İçin Değerlendirdi: Faizde sabit karar, bekle-gör değil güvenilirlik tercihi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın politika faizini yüzde 37'de sabit bırakmasıyla ilgili EKOTÜRK'e değerlendirmelerde bulunan Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökhan Işıl, kararın yalnızca "bekle-gör" yaklaşımı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Işıl, mevcut ekonomik görünümün, dezenflasyon sürecinin kalıcılığını test etmeye yönelik kontrollü bir politika tercihine işaret ettiğini ifade etti.
Enflasyondaki gerilemenin olumlu olduğunu ancak hizmet fiyatları, kira enflasyonu ve enflasyon beklentelerindeki katılığın sürdüğünü vurgulayan Işıl, "Manşet enflasyon düşüyor olsa da fiyatlama davranışlarının kalıcı biçimde normalleştiğini söylemek için henüz erken" değerlendirmesinde bulundu.
Beklentiler hedeflerle uyumlu değil
Doç. Dr. Işıl, Merkez Bankası'nın faizleri sabit bırakmasının en önemli nedenlerinden birinin enflasyon beklentilerinin hâlâ yüksek seyretmesi olduğunu belirtti. Piyasa beklentilerinin TCMB'nin yıl sonu enflasyon tahmininin üzerinde bulunduğunu hatırlatan Işıl, erken bir faiz indiriminin finansal koşulların gevşediği algısını oluşturarak dezenflasyon sürecini zorlaştırabileceğini söyledi.
Sabit faiz reel sıkılığı artırıyor
Politika faizinin yüzde 37'de korunmasının, enflasyon geriledikçe reel faiz seviyesini yükselttiğine dikkat çeken Işıl, bunun Türk lirası varlıklara ilgiyi desteklediğini ve kredi ile tüketim talebinin dengelenmesine katkı sağladığını ifade etti.
Ekonomik faaliyette yavaşlama sinyalleri görülmesine rağmen iç talebin tamamen zayıflamadığını belirten Işıl, üretim tarafındaki yavaşlamaya karşın tüketimin görece dirençli seyrettiğini, bu nedenle Merkez Bankası'nın büyümeyi desteklemek adına erken bir faiz indirimine gitmesi için güçlü bir gerekçe bulunmadığını dile getirdi.
Jeopolitik riskler ve rezervler de etkili oldu
Doç. Dr. Gökhan Işıl, Merkez Bankası'nın temkinli duruşunda enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmelerin de belirleyici olduğunu söyledi. Elektrik ve doğal gaz fiyatlarındaki artışlar ile küresel enerji piyasalarındaki oynaklığın enflasyon açısından yukarı yönlü risk oluşturduğunu belirten Işıl, enerji maliyetlerindeki olası artışların üretimden taşımacılığa kadar birçok alanda fiyat baskısı yaratabileceğini ifade etti.
Dış dengede enerji ve altın hariç cari işlemler fazlası verilmesine karşın enerji ithalatının kırılganlık yaratmayı sürdürdüğünü kaydeden Işıl, rezervlerdeki toparlanmanın ise olumlu bir gelişme olduğunu belirtti. Işıl, faizlerin sabit tutulmasının rezerv birikimini, kur istikrarını ve Türk lirası varlıklara olan ilgiyi destekleyen bir unsur olarak değerlendirilebileceğini söyledi.
"Faiz indirimi gündemden çıkmış değil"
Doç. Dr. Gökhan Işıl, faiz indirimi ihtimalinin tamamen ortadan kalkmadığını ancak bunun zamanlamasının aylık enflasyonun ana eğilimi, hizmet enflasyonu, döviz kuru, enerji fiyatları ve enflasyon beklentilerindeki iyileşmeye bağlı olacağını söyledi.
Işıl, bundan sonraki dönemde asıl sorunun faizlerin ne zaman indirileceği değil, enflasyonun faiz indirimine izin verecek ölçüde kalıcı ve genele yayılan bir düşüş gösterip göstermeyeceği olduğunu belirtti.
Merkez Bankası'nın faizleri sabit tutmasının dezenflasyondaki kazanımları korumaya yönelik bir tercih olduğunu ifade eden Işıl, "Para politikasında gerçek normalleşme, faizlerin düşürülmesiyle değil, faizlerin enflasyon yeniden yükselmeden indirilebileceği ekonomik zeminin oluşturulmasıyla başlayacaktır." değerlendirmesinde bulundu.





