Enflasyon düşüyor mu, düşürülüyor mu?
Türkiye’de para politikası tartışmaları her ay aynı soruyla başlıyor: Merkez Bankası ne açıklayacak? Ancak bu soru, olması gerekenden çok daha ironik bir noktaya işaret ediyor. Çünkü normal şartlarda piyasanın Merkez Bankası’nı değil, Merkez Bankası’nın verileri ve gerçekleri takip etmesi beklenir.
EKOTÜRK ekranlarında gündemi değerlendiren Prof. Dr. Emre Alkin, bu durumu şu sözlerle eleştiriyor:
“Bizim normalde ne açıklanması gerektiğini tartışmamız gerekirken, ne açıklanacağını tahmin etmeye çalışıyoruz.”
Bu yaklaşımın, para politikasında modelden kopuşun en net göstergesi olduğunu vurguluyor.
GÜNÜN YORUMU
⏳Prof. Dr. @emrealkin1969 her gün 5 dakikada gündemi yorumluyor. pic.twitter.com/05HGimccE6
— EKOTÜRK (@Ekoturktv) January 15, 2026
FAİZ İNDİRİMİ VAR AMA GEREKÇE HÂLÂ MUĞLAK
Geçmiş yıllarda politika faizi yüksek tutulurken gerekçe “enflasyon riski”ydi. Ancak risk tam anlamıyla ortadan kalkmadan bu kez faiz indirimleri başladı. Üstelik bu süreçte açıklanan enflasyon rakamlarının her ay daha düşük gelmesi, kamuoyunda yeni bir tartışmayı doğurdu:
“Enflasyon gerçekten düşüyor mu, yoksa düşürülüyor mu?”
Bu soru artık yalnızca akademik değil, toplumsal bir sorguya dönüşmüş durumda.
YIL SONU SENARYOSU: %25–30 FAİZ, %19–25 RESMİ ENFLASYON
Ekonomi yönetiminin yıl sonuna kadar ulaşmayı hedeflediği tablo büyük ölçüde netleşmiş durumda. Buna göre:
-
Politika faizi: %25 – %30 bandı
-
Resmi enflasyon: %19 – %25 aralığı
-
Büyüme hedefi: %4 – %5
Ancak Alkin’e göre bu rakamlar hissedilen gerçekliği yansıtmıyor.
“Vatandaş evde enflasyonu %40 civarında hissederken, özel sektör bu oranı %35 seviyesinde yaşıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.
İŞSİZLİK RAKAMLARI GERÇEĞİ YANSITIYOR MU?
Resmi işsizlik oranı %8,5 seviyesinin altına sıkışmış görünse de tablo bununla sınırlı değil.
Tanımlı işsizlik yatay seyrederken, geniş tanımlı işsizlik hızla yükseliyor.
Bu durum, kayıt dışılık ve istihdam kalitesine dair ciddi soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Alkin’e göre, açıklanan işsizlik verileri ekonomideki gerçek baskıyı tam olarak göstermiyor.
FAİZ-ENFLASYON DÖNGÜSÜNDE İKİ UÇLU BOZULMA
2021–2023 döneminde düşük faiz–yüksek enflasyon politikası, varlık sahipleri ve borçlanabilenler için büyük kazançlar yarattı. Bu süreç, gelir dağılımında ciddi bir bozulmaya yol açtı.
Sonrasında gelen agresif faiz artışları ise bu kez:
-
Emeklileri
-
Asgari ücretlileri
-
Küçük esnafı
yüksek fiyatlar ve yüksek faiz arasında sıkıştırdı.
“Amaçlanan rasyonel sonuçlar ortaya çıkmadı, aksine sorunlar daha da derinleşti” tespiti bu dönemin özeti niteliğinde.
“FAİZİ DÜŞÜRÜYORUZ AMA KREDİ FAİZİ DÜŞMEZ” ÇELİŞKİSİ
Merkez Bankası Başkanı’nın “Politika faizi düşünce kredi faizi hemen düşmez” açıklaması da tartışmaları alevlendirdi.
Alkin bu noktada net:
“Eğer enflasyon tehlikesi geçmediyse, politika faizini neden düşürüyorsunuz?”
Bu yaklaşımın, teknik iktisat kurallarından ziyade takvim ve algı yönetimi üzerinden ilerlediğini savunuyor.
ÇIPA MI, ÇAPALAMA MI? POLİTİKANIN DİLİ BİLE KARIŞTI
Para politikasında sıkça kullanılan “çıpa” kavramı bile artık tartışmalı.
Ankara’da “çapalama” denilen bu yaklaşım, piyasa beklentilerini sabitlemekten çok belirsizliği artıran bir iletişim stratejisine dönüşmüş durumda.
Sonuç olarak Alkin, bu ay 150 baz puanlık bir faiz indiriminin güçlü ihtimal olduğunu ifade ediyor.
