Euro bölgesinde faiz beklentileri değişti: ECB'nin enflasyon endişeleri arttı
Avrupa Merkez Bankasının (ECB) gelecek haftaki toplantıda faizleri sabit tutması, aralık ayında ise 25 baz puanlık artışa gitmesi bekleniyor. Ekonomistlerin tahminleri, piyasalarda fiyatlanan daha fazla faiz artışı beklentisinden ayrışıyor.
16-21 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen ekonomist anketi, euro bölgesinde para politikasının geleceğine ilişkin farklı görüşleri ortaya koydu. Petrol fiyatlarındaki yükseliş ve enflasyonun yüzde 3,8'e ulaşması, ECB'nin önümüzdeki dönemde atacağı adımları yeniden gündeme taşıdı.
ECB'nin mevduat faizinde yüzde 2,75 beklentisi
Ekonomistlerin büyük çoğunluğu, ECB'nin 2026'nın son toplantısında mevduat faizini çeyrek puan artırarak yüzde 2,75'e yükselteceğini tahmin ediyor.
Ankete katılan ekonomistlerin temel beklentisi, aralık ayındaki artışın ardından faizlerin Mayıs 2028'e kadar yüzde 2,75 seviyesinde kalması yönünde.
Piyasa katılımcıları ise gelecek 12 ay içinde üç faiz artışı daha fiyatlıyor. Bu farklılık, enerji maliyetlerinin enflasyon üzerindeki kalıcı etkilerine ilişkin değerlendirmelerden kaynaklanıyor.
Euro bölgesinde enflasyon yüzde 3,8'e ulaştı
ECB, İran savaşıyla bağlantılı enerji şokunun ardından haziran ve eylül aylarında iki kez faiz artırmıştı.
Euro bölgesinde yıllık enflasyonun eylülde yüzde 3,8'e yükselmesine rağmen ekonomik faaliyetler beklenenden dirençli seyretti.
Rabobank ekonomisti Bas van Geffen, enerji kaynaklı fiyat artışlarının ücretlere ve genel fiyatlama davranışlarına yayıldığına ilişkin henüz belirgin kanıt bulunmadığını söyledi. Bu nedenle ECB'nin yeni faiz artışı için aralık ayını bekleyebileceğini belirtti.
Petrol fiyatları ECB'nin enflasyon hesabını değiştiriyor
Petrolün varil fiyatının 110 doları aşması, euro bölgesindeki büyüme ve enflasyon beklentilerinde yeni değerlendirmelere neden oldu.
ECB'nin eylül tahminlerinde ekonomik büyümenin 2026'da yüzde 0,9, 2027'de yüzde 1,4 olması öngörülmüştü. Aynı dönemler için enflasyon tahminleri sırasıyla yüzde 3 ve yüzde 2,5 olarak açıklanmıştı.
Olumsuz senaryoda ise enflasyonun 2026'da yüzde 3,1, 2027'de yüzde 3,2'ye ulaşabileceği hesaplanmıştı.
Ankete katılan ekonomistlerin üçte ikisinden fazlası, euro bölgesinin ekonomik görünümünün eylül ayındaki temel tahminlerden daha olumsuz olduğunu düşünüyor.
Berlin Uluslararası Yönetim Okulu öğretim görevlisi Dennis Shen, yüksek enflasyonun uzun süre devam etmesinin ücretler ve fiyat beklentileri üzerinde ikincil etkiler oluşturabileceğini belirtti.
Fransa tahvil faizleri 2002'den bu yana en yüksek seviyede
Euro bölgesinde yükselen tahvil getirileri de ECB'nin yakından izlediği gelişmeler arasında bulunuyor.
Fransa'nın gösterge tahvil faizi, bu hafta yüzde 5'e ulaşarak 2002'den bu yana ilk kez bu seviyeyi gördü. Tahvil piyasasındaki hareketler, Avrupa'da yeni bir borç krizi yaşanabileceğine ilişkin endişeleri artırdı.
ECB Başkanı Christine Lagarde ve diğer yetkililer, yükselen borçlanma maliyetlerinin ekonomik büyümeyi sınırlayabileceğini ve enerji fiyatlarının enflasyona yansımasını azaltabileceğini değerlendiriyor.
ECB'nin tahvil piyasasına müdahalesi beklenmiyor
Ankette ekonomistlerin yüzde 70'i ECB'nin tahvil piyasasına herhangi bir müdahalede bulunmasını beklemediğini belirtti.
Katılımcıların yaklaşık yüzde 90'ı ise Para Politikası Aktarımını Koruma Aracı'nın (TPI) kullanılmasını olası görmüyor.
Bank J. Safra Sarasin Başekonomisti Karsten Junius, tahvil getirilerindeki yükselişin küresel sermaye talebi ve ülkelerin kamu maliyesindeki bozulmayla açıklanabildiğini belirterek mevcut koşullarda TPI kullanımının gerekçelendirilmesinin zor olduğunu ifade etti.
ECB'den daha yumuşak faiz mesajları gelebilir
Ekonomistler, doğrudan piyasa müdahalesi yerine daha sınırlı politika adımlarının değerlendirilebileceğini belirtiyor.
Bunlar arasında faiz artışı beklentilerini azaltacak açıklamalar, daha ılımlı para politikası mesajları ve niceliksel sıkılaştırmanın durdurulması bulunuyor.
ING Küresel Makro Araştırmalar Başkanı Carsten Brzeski, Fransa'nın mali sorunlarına yönelik adım atmaması halinde ECB'nin hareket alanının sınırlı kalacağını söyledi. Brzeski, merkez bankasının faiz beklentilerini aşağı çekmeye yönelik daha yumuşak bir iletişim benimseyebileceğini ifade etti.