Fed için yeni risk: Teknoloji yatırımları enflasyonu körüklüyor

ABD’de yapay zekâ yatırımlarındaki hızlı yükselişin, enflasyon ve faiz dengelerini yeniden değiştirdiği yönündeki tartışmalar güç kazanıyor. Wall Street çevrelerine göre teknoloji devlerinin yüz milyarlarca dolarlık yapay zekâ yatırımları, tahvil piyasalarında baskıyı artırırken ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirim alanını da daraltıyor.
Göreve başlamaya hazırlanan yeni Fed Başkanı Kevin Warsh için piyasaların verdiği sinyallerin giderek daha karmaşık hale geldiği belirtiliyor. Warsh daha önce yapay zekâdaki verimlilik artışının uzun vadede enflasyonu düşüreceğini savunmuştu. Ancak son dönemde yaşanan gelişmeler, kısa vadede tam tersine daha yüksek enflasyon ve daha yüksek faiz beklentilerini güçlendirdi.
YAPAY ZEKA YATIRIMLARI ENFLASYONU BESLİYOR
Analistler, küresel yapay zekâ yarışının teknoloji şirketlerini devasa harcamalara yönelttiğini belirtiyor. Microsoft, Amazon, Alphabet ve Meta gibi teknoloji devlerinin yalnızca bu yıl veri merkezleri, çip altyapıları ve enerji sistemleri için toplam 700 milyar doların üzerinde yatırım yapmasının beklendiği ifade ediliyor.
Bu dev harcamaların ekonomide sermaye talebini artırdığı, bunun da faizler üzerinde yukarı yönlü baskı yarattığı belirtiliyor. Özellikle yapay zekâ altyapısı için gereken yarı iletken çiplere olan yoğun talep, teknoloji maliyetlerini yükselterek yeni bir “çip enflasyonu” dalgasını gündeme taşıdı.
Wall Street analistleri, yapay zekâ kaynaklı yatırım furyasının kısa vadede enflasyonu düşürmek yerine tam tersine yukarı çekmeye başladığını savunuyor.
ABD’de bilgisayar yazılımı ve aksesuar fiyatlarının nisanda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14 yükseldiği belirtilirken, bellek teknolojilerinde kullanılan DRAM çiplerinin fiyatlarında son bir yılda 17 katlık artış yaşandığı ifade ediliyor.
TAHVİL PİYASASINDA BASKI ARTIYOR
Yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek isteyen teknoloji şirketlerinin tahvil piyasasına yoğun şekilde yönelmesi de ABD tahvilleri üzerinde ek baskı oluşturuyor. Büyük teknoloji şirketlerinin yalnızca son dönemde yatırımcılara 300 milyar doların üzerinde tahvil sattığı belirtiliyor.
Uzmanlar, piyasaya sürülen bu büyük borç miktarının uzun vadeli ABD tahvillerindeki arz baskısını artırdığını ve borçlanma maliyetlerini yükselttiğini ifade ediyor.
Tahvil piyasasında kullanılan kritik göstergelerden biri olan “5 yıllık, 5 yıllık reel faiz” oranı, Fed’in nötr faiz seviyesinin enflasyonun yaklaşık 2 puan üzerinde olması gerektiğine işaret ediyor.
Bu tablo, mevcut faiz seviyelerinin hâlâ ekonomiyi destekleyici konumda olduğu yorumlarını güçlendiriyor. Böylece Fed’in faiz indirimleri konusunda hareket alanının daraldığı değerlendiriliyor.
PETROL ŞOKU VE SAVAŞ RİSKİ SÜRECİ ZORLAŞTIRDI
ABD’nin İran ile yaşadığı gerilim sonrası yükselen petrol fiyatları da enflasyon baskısını artıran diğer önemli unsur olarak öne çıkıyor. Son dönemde enerji maliyetlerindeki yükselişin tüketici fiyatlarında yeniden hızlanmaya neden olduğu belirtiliyor.
Nisan ayında ABD tüketici enflasyonunun yıllık bazda yüzde 3,8’e yükselmesi, tahvil piyasalarında satış baskısını artırırken uzun vadeli tahvil faizlerinin yaklaşık son 20 yılın zirvesine yaklaşmasına yol açtı.
Vadeli işlem piyasalarında bazı yatırımcılar, Fed’in yıl sonuna kadar faiz artırmak zorunda kalabileceğini fiyatlamaya başladı.
KEVIN WARSH İÇİN ZORLU DÖNEM BAŞLIYOR
Fed Başkanlığı görevini Jerome Powell’dan devralacak olan Kevin Warsh’ın önündeki en büyük sorunlardan birinin, yapay zekâ yatırımlarının ekonomiye etkisini doğru okumak olacağı ifade ediliyor.
Warsh geçmişte yaptığı açıklamalarda, yapay zekânın üretkenliği artırarak uzun vadede fiyat baskılarını azaltacağını savunmuştu. Ancak Fed içindeki bazı isimler, yapay zekâ yatırımlarının ilk aşamada çok büyük sermaye gerektirdiğini ve bunun doğal olarak faizleri yukarı taşıdığını düşünüyor.
Fed Başkan Yardımcısı Philip Jefferson ve Yönetim Kurulu üyesi Michael Barr gibi isimler, yapay zekânın otomatik olarak düşük faiz ortamı yaratmayacağı konusunda uyarılarda bulundu.
1990’LARIN DOT-COM DÖNEMİNE BENZETİLİYOR
Ekonomistler, mevcut süreci 1990’lardaki internet ve teknoloji patlamasına benzetiyor. O dönemde Fed Başkanı Alan Greenspan, verimlilik artışlarının enflasyonu kontrol altında tutacağını savunmuştu. Ancak ekonomideki hızlı büyüme nedeniyle Fed daha sonra faizleri sert şekilde artırmak zorunda kalmıştı.
Bugün de benzer bir senaryonun yaşanabileceği konuşuluyor. Analistlere göre yapay zekâ uzun vadede maliyetleri düşürüp üretkenliği artırabilir ancak kısa vadede yatırım patlaması nedeniyle enflasyonist baskıları güçlendirmeye devam ediyor.
Piyasalarda giderek güçlenen görüşe göre, yapay zekâ devrimi yalnızca teknoloji sektörünü değil, Fed’in faiz politikalarını ve küresel tahvil piyasalarını da yeniden şekillendiriyor.





