İSO toplantısından dikkat çeken savaş ve ekonomi mesajı
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin mayıs ayı olağan toplantısı, “Dünyadan ve Türkiye’den Ekonomik Görünüm, Sanayimizin ve Üretim Hayatımızın Rekabet Gücünü Koruyacak Öneriler” başlığıyla Odakule’de gerçekleştirildi. Toplantıda küresel ekonomik gelişmeler, İran ile ABD-İsrail savaşı sonrası ortaya çıkan yeni riskler, sanayi sektörünün finansmana erişimi ve üretim gücünün korunmasına yönelik öneriler ön plana çıktı.
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan yaptığı değerlendirmelerde, küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gerilimlerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerine dikkat çekerek özellikle üretim, ihracat ve finansman alanlarında yeni kırılganlıkların oluştuğunu söyledi.
“EKONOMİ YÖNETİMİ ÇOK HIZLI HAREKETE GEÇTİ”
Bahçıvan, İran ile ABD-İsrail savaşı sonrasında ekonomi yönetiminin hızlı refleks gösterdiğini belirterek, alınan tedbirlerin piyasalar açısından kritik önem taşıdığını ifade etti.
“Ekonomi yönetimimiz İran ile ABD-İsrail savaşının başlamasıyla birlikte çok hızlı harekete geçti” mesajı toplantının en dikkat çeken açıklamalarından biri oldu.
Bahçıvan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın fiili faiz artırımıyla Türk lirasını koruyucu adımlar attığını ve rezerv yönetiminde etkin bir politika izlendiğini söyledi. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yeniden devreye aldığı eşel mobil sisteminin ise uluslararası petrol fiyatlarındaki yükselişin iç piyasaya yansımasını sınırladığını kaydetti.
SANAYİCİLER STAGFLASYON VE YÜKSEK FAİZ BASKISINI TARTIŞTI
Toplantıda konuşan Bahçıvan, savaşın küresel ölçekte stagflasyonist etkiler oluşturduğunu, Türkiye’nin ise bu sürece zaten yüksek enflasyon ve sıkı para politikası ortamında yakalandığını ifade etti.
Mart ayında ihracatta özellikle savaş bölgesi ülkeleri ve Avrupa kaynaklı sert bir daralma yaşandığını söyleyen Bahçıvan, nisan ayında ise güçlü bir toparlanma görüldüğünü ancak bunun kalıcı olup olmadığının henüz netleşmediğini belirtti.
İSO Türkiye İmalat PMI verilerine dikkat çeken Bahçıvan, mart ve nisanda endeksin gerileyerek Eylül 2024 sonrası en düşük seviyelerine indiğini aktardı. Sektörel PMI göstergelerinde de üretim ve yeni siparişlerde zayıflama sinyallerinin görüldüğünü dile getirdi.
“EMEK YOĞUN SEKTÖRLERDE STRES BİRİKİMİ YÜKSEK”
İSO Başkanı Bahçıvan, özellikle emek yoğun ihracatçı sektörlerde mali baskının giderek arttığını vurguladı.
Bahçıvan, tekstil ve benzeri emek yoğun sektörlerde finansman maliyetleri, daralan siparişler ve kur baskısının işletmeler üzerindeki yükü artırdığını belirtti. Enflasyon tarafında ise savaşın etkilerinin özellikle mart ve nisanda daha belirgin hissedilmeye başladığını ifade etti.
Enerji fiyatlarının seyrinin önümüzdeki süreçte kritik olacağını söyleyen Bahçıvan, savaşın ikincil etkileri, beklenti yönetimi ve fiyatlama davranışlarının ekonomi açısından belirleyici olacağını kaydetti.
“TÜRKİYE ÜRETİMİN GÜVENLİ LİMANI OLABİLİR”
Bölgesel gerilimlerin küresel tedarik zincirlerinde yeni kırılmalar yarattığını belirten Bahçıvan, Türkiye’nin stratejik konumuyla bu süreçten avantajlı çıkabilecek ülkeler arasında yer aldığını ifade etti.
“Türkiye bu süreçten üretim, lojistik, enerji yolları ve finans alanlarında küresel önemini artırarak çıkma potansiyeline sahip” değerlendirmesi dikkat çekti.
Bahçıvan, pandemi döneminde olduğu gibi Türkiye’nin yeniden güvenli üretim merkezi olarak öne çıkabileceğini belirterek, sanayi altyapısının güçlendirilmesinin kritik önem taşıdığını söyledi.
REESKONT KREDİLERİNDE TEMİNAT SİSTEMİ ELEŞTİRİLDİ
Toplantıda sanayicilerin finansmana erişim sorunları da gündeme geldi. Bahçıvan, özellikle reeskont kredilerindeki mevcut teminat sisteminin firmalar üzerinde ciddi yük oluşturduğunu belirtti.
Firmaların kullandıkları kredi tutarının çok üzerinde teminat mektubu vermek zorunda kaldığını ifade eden Bahçıvan, bunun hem maliyetleri artırdığını hem de şirketlerin kredi limitlerini gereksiz şekilde daralttığını söyledi.
Sanayicilerin kısa vadeli işletme sermayesi ihtiyacını rahatlatacak yeni düzenlemelerin önemine işaret eden Bahçıvan, mevcut ekonomi programının sağladığı finansal istikrarın uzun vadede sanayinin dönüşümü için önemli fırsatlar sunabileceğini de sözlerine ekledi.
