Made in EU ile Avrupa'da kurallar değişiyor: Avrupa'nın yeni üretim şartı Türkiye'yi nasıl etkileyecek?

Avrupa Birliği'nin kendi üreticilerini desteklemeye yönelik yeni düzenlemesi, Türkiye'nin otomotiv ihracatı ve yeni yatırımları açısından risk oluşturuyor.
Avrupa Komisyonu'nun 4 Mart 2026'da sunduğu Sanayi Hızlandırma Yasası teklifi, Avrupa'da üretilen ürünlerin kamu alımları ve teşviklerde öncelikli olmasını hedefliyor. Otomotiv, çelik, alüminyum, çimento ve temiz enerji teknolojilerini kapsayan teklif, Avrupa sanayisinin küresel rekabet gücünü artırmayı amaçlıyor.
Düzenlemenin henüz yasalaşmamış olması nedeniyle Türkiye'nin hangi koşullarda sisteme dahil edileceği belirsizliğini koruyor.
Otomotiv sektöründe yüzde 70 yerlilik şartı
Teklifte, belirli elektrikli araçların Avrupa üretimi sayılabilmesi için montaj yeri ve kullanılan parçaların menşeine ilişkin koşullar bulunuyor.
Bazı destek mekanizmalarında araçların AB sınırları içinde monte edilmesi ve batarya dışındaki parçaların fabrika çıkış değeri üzerinden en az yüzde 70'inin AB menşeli olması öngörülüyor. Bataryalar için ayrıca farklı şartlar belirleniyor.
Türkiye'de üretilen otomotiv parçalarının Avrupa menşeli kabul edilmemesi, Türk tedarikçilerin bazı sipariş ve teşviklerde dezavantaj yaşamasına neden olabilir.
Bu koşullar bütün otomobillere uygulanacak genel bir ithalat yasağı anlamına gelmiyor.
Türkiye'nin otomotiv ihracatında Avrupa'nın payı yüzde 73,7
Türkiye'nin otomotiv ihracatında Avrupa Birliği en büyük pazar olmayı sürdürüyor.
2026 yılının ocak-eylül döneminde otomotiv endüstrisinin toplam ihracatı 31,14 milyar dolara ulaştı. Bunun yaklaşık 22,95 milyar doları AB ülkelerine gerçekleştirildi.
Türkiye'nin dokuz aylık otomotiv ihracatının yüzde 73,7'si Avrupa Birliği ülkelerine yapıldı.
Avrupa'yla kurulan güçlü ticari ilişkiler, yeni menşe kurallarının Türkiye'deki araç ve parça üreticileri açısından önemini artırıyor.
Yeni otomotiv yatırımları Avrupa'ya kayabilir
Made in EU kapsamında Türkiye'nin dışında kalması, mevcut araç ihracatının durması anlamına gelmiyor. Ancak desteklerden yararlanmak isteyen üreticilerin yatırım ve tedarik tercihleri değişebilir.
Elektrikli araç, batarya ve otomotiv elektroniği yatırımlarında AB ülkeleri daha avantajlı hale gelebilir. Bu durum, Türkiye'deki üreticilerin gelecekteki siparişlerini ve istihdam olanaklarını etkileyebilir.
Risk yalnızca otomobil üreticileriyle sınırlı değil. Metal, plastik, elektronik ve diğer yan sanayi kuruluşları da yeni menşe şartlarından etkilenebilecek alanlar arasında bulunuyor.
Gümrük Birliği Türkiye'ye otomatik hak sağlamıyor
Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği, sanayi ürünlerinin karşılıklı ticaretinde önemli kolaylıklar sağlıyor. Ancak bu anlaşma, Türk üreticilere AB'nin bütün kamu alımları ve teşviklerinden otomatik yararlanma hakkı tanımıyor.
Bu nedenle Türkiye'nin düzenleme kapsamında eşdeğer statü elde etmesi önem taşıyor.
Türkiye'nin Avrupa üretim zincirindeki mevcut konumunun korunması ve Türk menşeli parçaların belirli koşullarda uygun kabul edilmesi için görüşmeler yürütülmesi gündemde bulunuyor.
Türkiye için üç farklı senaryo
Düzenlemenin yasama sürecine bağlı olarak Türkiye açısından üç farklı sonuç öne çıkıyor.
Türkiye'nin kapsama alınması veya eşdeğer statü kazanması halinde otomotiv üreticilerinin mevcut tedarik ilişkilerini sürdürmesi kolaylaşabilir.
Kapsam dışında kalınması durumunda ise ihracat devam edebilse de belirli kamu destekleri ve alımlarda rekabet dezavantajı oluşabilir.
Menşe şartlarının daha da sıkılaştırılması, tedarikçiler üzerindeki baskıyı artırabilir ve yeni yatırımların AB ülkelerine yönelmesini hızlandırabilir.
Made in EU teklifinde karar süreci devam ediyor
Avrupa Parlamentosu'nda komite değerlendirmeleri sürerken teklifin nihai hali henüz kesinleşmedi. Yasama takviminde kasım sonundaki komite aşaması ve aralık ayında yapılabilecek genel kurul görüşmeleri öne çıkıyor.
Türkiye'nin statüsü, menşe hesaplamaları ve uygulama tarihleri bu süreçte netleşecek.
Türkiye açısından elektrikli araç bataryaları, elektrik motorları, yazılım ve güç elektroniği alanlarındaki yatırımların geliştirilmesi de rekabet gücünün korunmasında önem taşıyor.





