Türkiye’den güçlü duruş: Küresel fırtınaya rağmen Lira direniyor

Küresel piyasalarda altın fiyatlarındaki son düşüş tartışmaları beraberinde önemli bir soruyu da gündeme taşıdı: Merkez bankaları gerçekten altın mı satıyor? Bu soruya yanıt arayan analizler arasında, ekonomist Robin Brooks tarafından kaleme alınan değerlendirme, özellikle Türkiye özelinde dikkat çeken veriler ortaya koyuyor. Analize göre, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın altın rezervlerinde son dönemde belirgin bir gerileme yaşanırken, bu durum gelişmekte olan ülkeler arasında istisnai bir tabloya işaret ediyor.

TÜRKİYE, PETROL FİYATLARININ EN OLUMSUZ ETKİLEDİĞİ ÜLKELERDEN BİRİ OLDU

İran ile başlayan savaş sürecinin ardından enerji fiyatlarında yaşanan sert yükseliş, petrol ithalatçısı ülkeleri doğrudan baskı altına aldı. Türkiye ise hem yüksek enerji bağımlılığı hem de kur politikasındaki aktif yönetim nedeniyle bu süreçten en fazla etkilenen ekonomiler arasında öne çıktı. Artan petrol maliyetleri, Türk Lirası üzerinde değer kaybı baskısını artırırken, bu baskının sınırlanması için Merkez Bankası’nın yoğun müdahalelerde bulunduğu belirtiliyor.

Türk Lirası’nın sınırlı değer kaybı, güçlü piyasa dinamiklerinden çok, yoğun müdahalenin sonucu olarak öne çıkıyor.

Şubat sonundan itibaren bakıldığında Türk Lirası’nın dolar karşısında yaklaşık yüzde 1 civarında değer kaybettiği görülüyor. Bu oran, aynı dönemde Brezilya Reali’ndeki yüzde 2 ve Şili Pesosu’ndaki yüzde 5’lik kayıpların altında kalıyor. Ancak bu görece sınırlı kaybın, serbest piyasa koşullarından ziyade aktif kur yönetimiyle sağlandığı vurgulanıyor.

MERKEZ BANKASI ALTIN REZERVLERİNİ KULLANMAK ZORUNDA KALDI

Kur üzerindeki baskının artmasıyla birlikte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın rezerv politikasında dikkat çekici bir değişim yaşandı. Haftalık verilere göre, Merkez Bankası’nın altın rezervlerinde yaklaşık 50 tonluk bir azalma dikkat çekiyor.

Türk Lirası üzerindeki yoğun değer kaybı baskısı, Merkez Bankası’nı altın rezervlerini devreye almaya zorladı.

Bu düşüşün tamamının doğrudan satıştan kaynaklanmadığına dikkat çekiliyor. Altın fiyatlarında son dönemde yaşanan gerileme göz önüne alındığında, rezervlerdeki azalmanın bir bölümünün teminat işlemlerinden kaynaklanabileceği ifade ediliyor. Yani altın, döviz likiditesi sağlamak amacıyla teminat olarak kullanılmış olabilir.

Rezervlerdeki gerilemenin önemli kısmının, altının döviz karşılığında teminat olarak kullanılmasıyla bağlantılı olduğu değerlendiriliyor.

Bu yöntemle Merkez Bankası’nın dolar ve euro cinsinden likidite elde ederek döviz piyasasına müdahale ettiği düşünülüyor.

TÜRKİYE GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDEN AYRIŞIYOR

Analizde öne çıkan en önemli noktalardan biri ise Türkiye’nin bu süreçte diğer gelişmekte olan ülkelerden ayrışması. Birçok gelişmekte olan ülke para birimlerini daha serbest dalgalanmaya bırakırken, Türkiye’nin kur üzerinde daha aktif bir politika izlediği ifade ediliyor.

Bu nedenle, diğer ülkelerde benzer ölçekte rezerv müdahalelerine ihtiyaç duyulmazken, Türkiye’de altın rezervlerinin devreye alınması dikkat çekici bir durum olarak öne çıkıyor. Ayrıca müdahale edilmesi gereken durumlarda çoğu ülkenin doğrudan döviz rezervlerini kullandığı, altın rezervlerine yönelimin daha sınırlı kaldığı belirtiliyor.

ALTIN FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞTE MERKEZ BANKALARININ ROLÜ SINIRLI OLABİLİR

Son dönemde altın fiyatlarında görülen geri çekilmenin arkasında merkez bankalarının satışlarının olup olmadığı da tartışma konusu. Ancak mevcut veriler, bu düşüşün merkez bankası satışlarından ziyade piyasa dinamiklerinden kaynaklandığına işaret ediyor.

Özellikle Körfez ülkeleri gibi dolar kuruna sabitlenmiş para birimlerine sahip ekonomilerde, artan petrol fiyatlarının ihracat gelirlerini desteklediği ve bu nedenle rezerv baskısının sınırlı kaldığı ifade ediliyor. Bu da geniş çaplı bir merkez bankası altın satış dalgası ihtimalini zayıflatıyor.