Rusya’nın mart ayı petrol üretimi yatay kaldı

Rusya’nın ham petrol üretimi, üst üste üç ay yaşanan gerilemenin ardından mart ayında neredeyse sabit kaldı. Üretimde belirgin bir toparlanma görülmezken, Ukrayna’nın petrol altyapısına yönelik saldırıları üretim ve ihracat akışını sınırlamaya devam etti.

MART AYINDA ORTALAMA ÜRETİM 9,167 MİLYON VARİL

OPEC’in aylık raporuna göre Rusya, mart ayında günlük ortalama 9,167 milyon varil ham petrol üretti. Şubat ayında aşağı yönlü revize edilen 9,164 milyon varil seviyesine kıyasla kayda değer bir değişim yaşanmadı. Bu üretim seviyesi, OPEC+ anlaşması kapsamında mart ayında izin verilen miktarın yaklaşık 407 bin varil altında gerçekleşti.

Bu tablo, Rusya’nın üretim kapasitesinde teknik ve lojistik baskıların devam ettiğine işaret ediyor. Kondensat üretimi hariç hesaplanan ham petrol üretimindeki bu zayıf seyir, ülkenin OPEC+ içindeki konumunu da dikkatle izlenir hale getirdi.

UKRAYNA SALDIRILARI ÜRETİM VE İHRACATI ZORLUYOR

Ukrayna’nın Rus petrol altyapısına yönelik artan saldırıları, rafinerilerden ihracat limanlarına kadar uzanan geniş bir alanda etkili oluyor. Mart ayında Rusya’daki altı rafineri hedef alındı ve ihracata dönük büyük tesisler de dahil olmak üzere dört yakıt üretim tesisi faaliyetlerini geçici olarak durdurmak zorunda kaldı.

Baltık Denizi kıyısındaki Ust-Luga ve Primorsk limanları ile Karadeniz’deki Novorossiysk limanına düzenlenen insansız hava aracı saldırıları, ham petrol sevkiyatlarında aksamaya yol açtı. Bu durum, küresel arz tarafında zaten hassas olan dengeyi daha da zorladı.

OPEC+ KOTASI VE KÜRESEL ARZ DENGESİ

Rusya’nın OPEC+ kapsamında belirlenen üretim kotasının gerisinde kalması, küresel arz görünümünde önemli bir değişken olmaya devam ediyor. OPEC+ grubunun nisan ve mayıs aylarında arz artışına devam etme kararı, devam eden jeopolitik riskler ışığında sınırlı ama sembolik bir genişleme olarak görülüyor.

Orta Doğu’daki çatışmaların küresel enerji piyasalarına baskı yaptığı bir dönemde, Rus petrolüne olan talepteki artışa rağmen altyapı riskleri ülkenin üretim artışını sınırlayan temel faktör olarak öne çıkıyor.