Türkiye’de madencilikte 5 yıllık dönüşüm planı başladı

Türkiye madencilik sektörü, uluslararası standartlarla uyumlu bir geleceğe adım atıyor. Türkiye Madenciler Derneği (TMD) ile Kanada Madenciler Birliği (MAC) arasında imzalanan işbirliği protokolü, sektörün çevre, iş güvenliği ve toplumsal sorumluluk alanlarında yeni bir yol haritası oluşturacak.
SORUMLU MADENCİLİKTE YENİ DÖNEM
Anlaşma kapsamında hayata geçirilen “Sürdürülebilir Madenciliğe Doğru” programı, yalnızca teknik kriterleri değil; çevresel koruma, toplumsal diyalog ve finansmana erişim gibi çok boyutlu alanları kapsıyor. Bu protokol sayesinde şirketler, küresel yatırımcılar için daha güvenilir ve şeffaf bir imaj sunacak.
Protokol; öz değerlendirmeler, bağımsız denetimler ve düzenli raporlamalar yoluyla şeffaflığı artıracak. Beş yıllık süreç sonunda, tüm tesisler kamuya açık raporlama yapmaya başlayacak. Böylece sektörde sürekli iyileştirme kültürü kalıcı hale gelecek.
YATIRIM VE GÜVENİRLİK ARTIYOR
TMD Başkanı Mehmet Yılmaz, anlaşmanın önemine vurgu yaparak, madencilik sektörünün toplumsal algısının değişmesi gerektiğini söyledi. Yılmaz, “Amacımız Kanada’daki sistemi kopyalamak değil, ülkemize özgü aşamalı bir dönüşüm yaratmak. Böylece hem toplumun güvenini hem de yatırımcıların ilgisini artıracağız.” dedi.
Yılmaz ayrıca, madencilik sektörünün dış ticaret açığında 60 milyar dolarlık payı olduğuna dikkat çekti: “Bu sektörü doğru yönetmek, ülke ekonomisine yapılacak en büyük hizmetlerden biri. Hedefimiz, madenciliği hem yerli hem yabancı yatırımcı için güvenilir bir alan haline getirmek.” ifadelerini kullandı.
KANADA’DAN GÜÇLÜ DESTEK
MAC Başkanı Pierre Gratton ise, Türkiye’nin sıfırdan başlamadan Kanada’daki deneyimlerden yararlanabileceğini belirtti. Gratton, “Türkiye kendi koşullarına uygun uyarlamalar yaparak hızlı bir şekilde ilerleyebilir. Bu işbirliği, sektörü 5–10 yıl içinde tamamen farklı bir noktaya taşıyabilir.” dedi.
Kanadalı yetkiliye göre, iş sağlığı ve güvenliği, atık yönetimi ve çevre koruma gibi alanlarda ortak standartların uygulanması Türkiye’yi küresel ölçekte daha cazip bir yatırım merkezi haline getirecek.





