Enerji

Yerli kömür sektöründe arz alarmı: Talep artıyor üretim düşüyor

Yerli kömür sektöründe arz alarmı: Talep artıyor üretim düşüyor

Küresel enerji piyasaları Orta Doğu’da yükselen gerilimle yeniden sarsılırken, enerji arz güvenliği konusu dünya gündeminin en hassas başlıklarından biri haline geldi. ABD-İsrail ile İran arasında tırmanan çatışma ortamı, petrol ve kömür gibi stratejik enerji kaynaklarının önemini yeniden hatırlattı. Uzun süredir iklim politikaları ve “yeşil dönüşüm” tartışmaları nedeniyle geri plana itilen kömür ise, kriz dönemlerinde ülkelerin enerji sistemlerini ayakta tutan kritik bir güvenlik unsuru olarak tekrar öne çıkıyor.

Türkiye’de ise kömür sektörünün son yıllarda yaşadığı daralma, artan talebe rağmen arz tarafında ciddi bir baskı oluşturuyor. Türkiye Kömür Üreticileri Derneği (KÖMÜRDER) Başkanı Muzaffer Polat, küresel enerji krizleriyle birlikte yerli kömüre olan ilginin yeniden arttığını ancak sektörün küçülmesi nedeniyle üretimin bu talebi karşılamakta zorlandığını söyledi.

“Türkiye için kömür yalnızca bir enerji tercihi değil, doğrudan milli güvenlik meselesidir.”

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK FOSİL KAYNAĞI

Türkiye’nin enerji kaynakları içinde kömür, rezerv büyüklüğü açısından açık ara önde bulunuyor. KÖMÜRDER verilerine göre ülkenin toplam fosil yakıt rezervlerinin yaklaşık yüzde 90’ını kömür oluşturuyor. Türkiye’de toplam kömür rezervi yaklaşık 22 milyar ton seviyesinde bulunuyor.

2024 yılında Türkiye’de gerçekleştirilen kömür üretimi 88,85 milyon ton olarak kayıtlara geçti. Bu üretimin enerji karşılığı yaklaşık 18,27 milyon ton petrol eşdeğeri olarak hesaplanıyor. Uluslararası piyasalardaki enerji fiyatları dikkate alındığında, yalnızca bir yıllık kömür üretiminin ticari değerinin yaklaşık 11 milyar dolar seviyesinde olduğu ifade ediliyor.

Ancak sektör temsilcilerine göre maliyet baskıları, ithalat politikaları ve yatırım eksikliği nedeniyle Türkiye’de kömür üretimi son yıllarda ciddi bir gerileme sürecine girdi.

KÜRESEL ENERJİ POLİTİKALARI KÖMÜRÜ YENİDEN GÜNDEME TAŞIDI

Enerji piyasalarındaki kırılganlık yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde kömür politikalarının yeniden gözden geçirilmesine neden oluyor. Enerji talebinin hızla arttığı bir dönemde pek çok ülke kömürden tamamen çıkma hedeflerini yavaşlatırken, mevcut santralleri yeniden devreye alma veya yeni maden yatırımlarına yönelme kararı alıyor.

İtalya bazı kömür santrallerini yeniden aktif hale getirirken, İngiltere yeni kömür madeni projeleri üzerinde çalışıyor. Almanya ise enerji güvenliği gerekçesiyle Polonya sınırındaki kömür santrallerine yüklenmeye devam ediyor. Japonya da kömürden çıkmak yerine teknolojisini geliştirerek daha verimli ve çevre dostu üretim yöntemlerine yöneldiğini duyurdu.

“Dünyada enerji talebi hızla büyürken, özellikle yapay zekâ ve veri merkezlerinin tükettiği enerji yeni bir dev kalem oluşturuyor.”

SAVAŞLA BİRLİKTE İTHAL KÖMÜR FİYATLARI SIÇRADI

Orta Doğu’da 28 Şubat’ta başlayan askeri gerilimin enerji piyasalarına etkisi kısa sürede hissedildi. Savaşın ilk günlerinde ithal kömür fiyatlarında sert bir yükseliş yaşandı.

KÖMÜRDER Başkanı Polat’ın verdiği bilgilere göre, ithal kömürün ton fiyatı bir gün içinde yüzde 30 artarak 90 dolardan 130 dolara yükseldi. Bu gelişme, enerji ve sanayi sektörlerinde yerli kömür talebinin hızla artmasına neden oldu.

Ancak sektörün son yıllarda küçülmesi nedeniyle üretim kapasitesinin talebi karşılamakta zorlandığı belirtiliyor.

“Üretim kapasitesi bir günde artırılamaz; kapanan madenleri yeniden açmak yıllar süren yatırımlar gerektirir.”

MALİYET KRİZİ SEKTÖRÜ ZORLUYOR

Kömür üreticilerinin karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri maliyet artışları ile satış fiyatları arasındaki dengesizlik. Son yıllarda akaryakıt, işçilik ve ekipman maliyetlerinde yaşanan sert yükseliş, üreticilerin rekabet gücünü ciddi biçimde zayıflattı.

Sektör temsilcilerine göre 2022 yılında yaklaşık 2,6 ton kömür satışıyla bir asgari ücret karşılanabilirken, bugün aynı maliyeti karşılayabilmek için 10 ton kömür satılması gerekiyor. Bu durum birçok işletmenin faaliyetlerini durdurmasına veya konkordato sürecine girmesine yol açtı.

Mazot fiyatlarının son yıllarda yaklaşık dört kat artmasına rağmen kömür satış fiyatlarının aynı hızda yükselmemesi, sektörün finansal sürdürülebilirliğini zora sokan başlıca faktörlerden biri olarak gösteriliyor.

MADEN KAPANMALARI VE KONKORDATO DALGASI

Kömür üretiminde yaşanan ekonomik baskılar, özellikle Anadolu’daki maden sahalarında ciddi kapanmalara yol açtı. Trakya bölgesinde 700 ila 1000 kişiye istihdam sağlayan üç büyük maden işletmesi faaliyetlerini durdurdu.

Anadolu’nun farklı bölgelerinde ise bazı kömür üreticilerinin konkordato ilan ettiği ifade ediliyor. Sektör temsilcileri, Türkiye’nin jeolojik yapısı nedeniyle üretim maliyetlerinin Rusya ve bazı diğer kömür üreticisi ülkelere kıyasla daha yüksek olduğunu belirtiyor.

Bu nedenle ithal kömürün limana ulaşan birim kalori maliyetinin, yerli kömürün ocaktan çıkarma maliyetinden daha düşük hale geldiği ifade ediliyor. Bu durum da yerli üreticilerin piyasada rekabet etmekte zorlanmasına neden oluyor.

YERLİ KÖMÜR İÇİN KOTA TALEBİ

Sektör temsilcileri, yerli üretimi desteklemek için enerji ve sanayi sektörlerinde belirli oranlarda yerli kömür kullanımının zorunlu hale getirilmesini öneriyor. Özellikle çimento fabrikalarının ve ithal kömürle çalışan termik santrallerin yerli kömür kullanımını artırması gerektiği dile getiriliyor.

Polat’a göre çimento sektöründe kullanılan petrokok ve ithal kömür nedeniyle yerli üreticiler ciddi pazar kaybı yaşıyor. Bu nedenle en az yüzde 50 oranında yerli kömür kullanım zorunluluğu getirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca ithal kömürle çalışan termik santraller için de yüzde 20 yerli kömür kotası uygulanması öneriliyor.

ÜRETİMDE SERT DÜŞÜŞ RİSKİ

Türkiye’de kömür üretimi 2022 yılında 105 milyon ton ile tarihi bir rekor kırmıştı. Bu üretimin ülke ekonomisine katkısının yaklaşık 14,8 milyar dolar seviyesinde olduğu hesaplanmıştı.

Ancak sonraki yıllarda sektörün küçülmesiyle üretim miktarı 75-80 milyon ton bandına geriledi. Mevcut koşulların devam etmesi halinde 2026 yılı üretiminin 50 milyon tonun altına düşebileceği uyarısı yapılıyor.

İstihdam tarafında da benzer bir gerileme yaşanıyor. Bir dönem 60 bin kişiye ulaşan sektör istihdamı, son yıllarda 25-30 bin kişi seviyelerine geriledi.

Sektör temsilcileri kömür üretiminin büyük ölçüde kırsal bölgelerde gerçekleştiğini hatırlatarak, maden faaliyetlerinin durmasının Anadolu’da ekonomik hareketliliği azaltarak tersine göç riskini artırabileceğine dikkat çekiyor.

İlgili Haberler

En Çok Okunanlar