Çin’in ABD Büyükelçisi yazdı: Çin ekonomisi düşündüğünüzden daha iyi durumda

çin ekonomisi

Çin ekonomisi son dönemde manşetlerde yer alıyor. Peki gerçekten nasıl gidiyor? Düşündüğünüzden daha iyi. Sizinle bazı gerçekleri paylaşmama izin verin.

Bu yıl Çin ekonomisi toparlanmaya ve büyümeye devam ediyor. Gayri safi yurt içi hasılamız yılın ilk yarısında yüzde 5.5 büyüyerek çoğu büyük ekonomiyi geride bıraktı. Dünya Bankası, Çin ekonomisinin 2023 yılı için yüzde 5.6 oranında büyüyeceğini öngörüyor. OECD, yüzde 5.4, IMF ise yüzde 5.2 büyüme bekliyor. Uzun yıllardan beri olduğu gibi Çin, küresel büyümenin en önemli lokomotifi olmaya devam ediyor.

2023’ün ilk yarısında öne çıkanlardan biri tüketimdeki toparlanma oldu; bu, geçen yıla göre yüzde 44 puanlık bir artışla büyümeye yüzde 77.2 oranında katkıda bulundu. İnsanların hizmetlere daha fazla para harcadığı dikkat çekiyor: Ocak ayından temmuz ayına kadar ulaşım, konaklama, yiyecek-içecek ve diğer hizmetlerde perakende satışlar geçen yıla göre yüzde 20.3 arttı. Bu yaz yaklaşık 502 milyon Çinli sinemaya gitti; bu, ABD nüfusunun tamamından fazla.

Çin ekonomisi de geçmişe göre önemli ölçüde daha yeşil ve daha fazla inovasyona dayalı. 2023’ün ilk yedi ayında yüksek teknoloji sektörlerine ve araştırma ve teknik hizmetlere yapılan yatırımlar sırasıyla yüzde 11.5 ve yüzde 23.1 arttı. Temmuz ayında yeni enerji araçlarının, rüzgar türbinlerinin ve şarj tesislerinin üretimi kabaca dörtte bir oranında arttı. Çin’in yenilenebilir enerji üretim kapasitesi kömürden elektrik üretme kapasitesini geride bıraktı. Rüzgar ve güneş enerjisi kurulu kapasitesi sırasıyla 13 ve sekiz yıldır dünya rekorunu elinde tutuyor.

Dış ticaret, dayanıklılığını koruyor. Çin, küresel ihracat pazarının yaklaşık yüzde 14’ünü elinde tutmaya devam ediyor. Çin’in elektrikli araç, lityum iyon pil ve güneş pili ihracatı 2023’ün ilk altı ayında yüzde 61.6 arttı. Yurt içinde talep canlanmaya devam ettikçe Çin daha fazla ithalat da yapacak.

Uluslararası şirketler de bunu teyit ediyor. Ulusötesi yatırımlar küresel anlamda cansız olsa da Çin’e yurt dışından yatırımlar devam ediyor. Fransa, İngiltere, Japonya ve Almanya, 2023 yılının ilk yarısında Çin’deki yatırımlarını sırasıyla yüzde 173.3, yüzde 135.3, yüzde 53 ve yüzde 14.2 oranında artırdı. Aynı dönemde Çin’de yıllık yüzde 35.7 artışla yaklaşık 24 bin yeni yabancı şirket kuruldu. Tesla’nın dünya çapındaki teslimatlarının yarısı geçen yıl, ortalama her 40 saniyede bir elektrikli aracın piyasaya sürüldüğü Şangay’daki dev fabrikasından geldi. Starbucks şu anda Çin’de 6 bin 500’den fazla mağaza işletiyor ve neredeyse her dokuz saatte bir yeni mağaza açıyor.

Ve unutmayın: Çin’in orta gelir grubu (şu anda 400 milyondan fazla insan) 2035 yılına kadar 800 milyonu aşma yolunda. Çin tüketimi artırmaya, pazara erişimi kolaylaştırmaya, iş ortamını optimize etmeye ve arz ve sanayiyi güçlendirmeye devam ettikçe zincirler, uzun vadeli büyümesini sürdüren temeller değişmeden kalıyor.

Elbette Covid sonrası iyileşmeye giden yol pürüzsüz olmayacak. Çoğunlukla inişli çıkışlı bir ilerlemeye sahip olacak. Çin’de sorunlardan çekinmiyoruz. Daha doğrusu, onlara doğrudan hitap ediyoruz.

Son aylarda Çin, tüketimi canlandırmak, özel sektörü canlandırmak ve daha fazla yabancı yatırım çekmek için yeni politikalar uygulamaya koydu. Gayrimenkul sektörünün istikrarlı ve sağlıklı gelişimini sağlamaya yönelik politikalar da dahil olmak üzere finansal risklerin önlenmesi ve ortadan kaldırılması önceliklerimizden biri. Bu tür çabalar yavaş yavaş meyvesini veriyor. Politika araç setimizde yeterince yer olması sayesinde sistemik risklerin önüne geçebileceğimizden eminiz.

BCA Research’e göre Çin, son on yılda küresel büyümenin yüzde 40’ından fazlasının kaynağı olurken, bu oran ABD’den yüzde 22 ve euro bölgesinden yüzde 9 oldu. Yıllardır bazı insanlar Çin’in küresel büyümeye katkısını görmezden geldi, hatta büyüyen Çin’den gelen “tehdidi” abarttı. Şimdi Çin’de geçici ekonomik ayarlamalar yapılırken, bazıları Çin’i küresel ekonomiyi aşağı çekmekle suçluyor; diğerleri “Çin çökebilir” teorisini ileri sürüyor. Bu adil mi?

Bu herkes için zorlu bir dönem. Dünya, koronavirüs pandemisinin yarattığı travmayı henüz atlatamadı. Ukrayna krizi sürüyor. Küresel toparlanma yavaş olmaya devam ediyor ve her ülkenin çözmesi gereken kendi sorunları var.

Boş boş oturmak, böbürlenmek ve hatta başkaları için işleri zorlaştırmak dar görüşlülüktür ve gerçekten de tehlikelidir. Küreselleşmiş bir çağda biri için kötü haber, herkes için kötü haber anlamına gelir. Ülkelerin ekonomik küreselleşmeyi ilerletmek ve insanlık için kimsenin geride bırakılmadığı ortak bir geleceğe sahip bir topluluk oluşturmak için bir araya gelmesi gerekiyor.

Giderek daha fazla Amerikalı dostumuz, Çin’in ekonomik olarak çökebileceği ve Amerika’nın buna rağmen hâlâ gelişebileceği fikrinin tamamen hayal ürünü olduğunu fark etmeye başladı. ABD’nin Çin’e yönelik teknoloji ihracat kontrollerini, yatırım kısıtlamalarını, ekonomik yaptırımları ve yüksek gümrük vergilerini kaldırması gerekiyor. Paralel sistemler kurmayı ve “riski azaltma” adına ayrıştırmaya çalışmayı bırakmalı ki bu zaten zorlu olan küresel toparlanmayı daha da karmaşık hale getirecektir. Bunun yerine Çin ve ABD birbirlerine saygı duymalı, barış içinde bir arada yaşamalı ve kazan-kazan işbirliğini sürdürmelidir. Bu, ilerlemenin tek yolu. Ve dünya bundan daha azını beklemiyor.

*Xie Feng, Çin’in ABD Büyükelçisi.

Kaynak: https://www.washingtonpost.com/opinions/2023/08/30/china-ambassador-economy-status/ 

Çeviri: Mithat Ziya Çakıroğlu