Dani Rodrik: Kriz dönüm noktası olmayacak 

Ünlü ekonomi profesörü Dani Rodrik, koronavirüs salgını nedeniyle yaşanan küresel krizin sanıldığının aksine dünyadaki düzeni değiştirmeyeceğini, tersine mevcut eğilimleri daha da keskinleştireceğini söyledi.

Dünyanın en saygın ekonomistlerinden Dani Rodrik, Project Syndicate sitesinde koronavirüs salgınının siyasi ve ekonomik düzene etkilerine ilişkin ‘Covid-19 Dünyayı Yeniden İnşa Edecek mi?’ başlıklı çarpıcı bir yazı kaleme aldı.

Pandeminin ne zaman ortaya çıkacağı bilinmemekle birlikte uzmanların bu riske karşı uzun yıllardır uyarı yaptığına dikkat çeken Rodrik, ABD Başkanı Donald Trump sorumluluktan kaçmaya çalışsa da bu felakete daha hazırlıklı yakalanmanın mümkün olduğunu belirtti.

Tıpkı iklim değişikliği gibi Covid-19 krizinin de bir gün gerçekleşmeyi bekleyen bir kriz olduğunu söyleyen ünlü ekonomist, özellikle ABD’nin krize yanıtını ‘felaket’ olarak nitelendirdi.

Harvard Profesörü Rodrik, Trump’ın kriz yönetimini ‘kifayetsiz, beceriksiz ve kibirli’ ifadeleriyle eleştirirken, yönetimin durumun ciddiyetini uzun süre hafife aldığını ve yaygın testle sokağa çıkma yasağı gibi uygulamaları hayata geçirmekte çok geciktiğini ifade etti.

Avrupa’da da benzer bir tablonun yaşandığını kaydeden Dani Rodrik, Güney Kore ve Singapur gibi ülkelerin yaygın test, sıkı takip ve karantina tedbirleri ile salgını kontrol altına almakta çok daha başarılı olduklarını vurguladı.

 

“Kriz dönüm noktası olmayacak”

Ünlü ekonomi profesörü, yaşanan krizin pek çok kişinin düşündüğünün aksine küresel siyaset ve ekonomide değişim açısından ciddi bir dönüm noktası olmayacağını iddia etti.

Dani Rodrik, “Krizin, dünyayı bambaşka bir yörüngeye oturtmaktan ziyade hali hazırda var olan eğilimleri çok daha fazla yoğunlaştırıp sağlamlaştırması çok daha olası” değerlendirmesini yaptı.

Dünyaca ünlü ekonomist yazısını şu sözlerle tamamladı:

“Covid-19 felaketi, krizden önce var olan ters yönlü eğilimleri olumlu yönde değiştirmeyebilir. Neoliberalizm ağır ağır ölmeye devam edecek. Popülist otokratlar daha da otoriter olacaklar. Ulus devletler politik zemini tekrar tekrar geri kazandıkça hiper-küreselleşme savunmada kalmayı sürdürecek. ABD ve Çin çatışmaya devam edecek. Sol, seçmenlerin çoğunluğuna hitap edebilme adına mücadele ederken, ulus devletler içerisindeki oligarklar, otoriter popülist liderler ve liberal enternasyonalistler arasındaki savaş daha da yoğunlaşacak.”