Daron Acemoğlu yazdı: Tayvan Neden Önemli?

pelosi tayvan

TAYVAN NEDEN ÖNEMLİ? 

*Daron Acemoglu and James A. Robinson

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Taipei’ye yaptığı manşetlere yol açan ziyaret, dünyaya Tayvan’ın Çin için ne kadar önemli olduğunu hatırlattı. Ancak Tayvan, demokratik dünya için de önemli olmalı.

 

Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP), Tayvan’ı anakara ile birleştirmeye kararlı olduğu bir sır değil. Amerika Birleşik Devletleri, 1979’da Çin Halk Cumhuriyeti’ni Çin’in tek yasal hükümeti olarak resmen tanıdı ve Batılı güçler o zamandan beri Tayvan’ı ayrı bir ülke olarak tanımaktan çoğunlukla kaçındı. Bu “Tek Çin” politikası, Çin’de yükselen milliyetçi duygularla birlikte, önümüzdeki on yılda adanın Çin tarafından ele geçirilmesini kaçınılmaz olmasa da olası kılıyor.

 

Bazı Batılı yorumcular, Pelosi’nin adayı ziyaret ederek umursamazca hareket ettiğine inanıyor. Ancak Tayvan’ın hem demokrasinin hem de Çin’in geleceği için nasıl ve neden önemli olduğunu görmezden geliyorlar.

 

Bugünlerde Batılı politikacılar ve birçok yorumcu arasında ortak inanç, derinden otoriter siyasi kültürü nedeniyle Çin’in öngörülebilir gelecekte demokratik olmayacağı yönünde. Bu görüşe göre Batı’nın “bireyciliği”, sadece ailelerde değil tüm sosyal ortamlarda katı hiyerarşiler içeren Çin’in Konfüçyüsçü mirasıyla tam bir tezat oluşturuyor. Bunun anlamı, Çin halkının önceden tanımlanmış bir otorite düzeni içinde yerlerini almaya daha istekli, demokratik siyasete katılmaya  ise daha az istekli olduğudur.

 

Bu nedenle, siyaset bilimci Samuel P. Huntington bir keresinde “geleneksel Konfüçyüsçülüğün antidemokratik olduğu önermesiyle ilgili hiçbir bilimsel anlaşmazlık olmadığını” iddia etti. Ve daha yakın zamanda, Bridgewater Associates’ten Ray Dalio şöyle yazdı: “Bu Çin sistemlerinin tümü hiyerarşiktir ve eşitlikçi değildir. … Amerika aşağıdan yukarıya doğru yönetilir (örneğin demokrasi) ve birey için optimize edilmiştir; Çin ise yukarıdan aşağıya doğru yönetiliyor ve kolektif için optimize ediliyor. Bildiğimiz anlamda demokrasinin Çin’de kökleri yok.”

 

Çin tarihinin son 2500 yılının bu fikirleri nasıl destekleyebileceğini görmek kolay. Çin, birçok isyan ve birçok güçlü hanedanın yükselişi ve düşüşü yaşadı. Demokratik siyaset bariz bir şekilde yok olduğundan, birçok kişi Çin’in yukarıdan aşağıya bir rejime başkanlık eden güçlü bir liderin komutası altında kalmaya mahkum olduğunu varsayıyor ve Çin devlet propagandası bu görüşü kararlılıkla destekliyor. Çinli gazeteler ve siyasi yorumcular, Çin sisteminin verimliliğini sürekli olarak Batı’nın tıkanmış siyasetiyle karşılaştırırken, aynı zamanda Çin değerleri ve kültürüyle daha uyumlu olduğuna dikkat çekiyor.

 

Ama öyle mi? Hong Kong ve Tayvan, anakara Çin ile aynı kültürel kumaştan kesilmiş, ancak çok farklı siyasi sistemlere dayanıyorlar. ÇKP’nin 2020’de Hong Kong’a uyguladığı baskıya kadar, ada canlı bir demokrasi inşa etme sürecindeydi. Tayvan ise daha da açıklayıcı. 1980’lerden bu yana geniş tabanlı katılım ile sağlam bir demokrasi geliştirdi. Tayvan’ın sistemi, seçkinler tarafından kurulmak ve geliştirilmek şöyle dursun, öğrencilerin ve diğer sıradan vatandaşların demokratik siyaset yoluyla daha fazlasını talep etmesinin bir sonucudur.

 

Tayvan’daki demokratik katılımın son altı yılda yoğunlaştığı görülüyor. Adanın tarihinin büyük bölümünde baskın partisi, 1949’da Komünistler tarafından yenilgiye uğratıldıktan sonra sadık birlikleri ve yaklaşık 1,5 milyon destekçisiyle anakaradan kaçan Çinli milliyetçi Chiang Kai-shek tarafından kurulan Kuomintang’dı. Demokratik İlerleme Partisi liderliğindeki mevcut hükümet, KMT’nin önemli muhalefete rağmen Çin ile bir ticaret anlaşması yapma çabalarına karşı yaygın protestoların ardından 2016 genel seçimlerinde iktidara geldi. Protestolar sırasında öğrencilerin liderliğindeki Ayçiçeği Hareketi Parlamento’yu bile işgal etti.

 

Bu sadece geçici bir öfke ve protesto aşaması değildi. Tayvanlılar dijital demokrasinin öncüleridir. Toplumun farklı kesimlerinin aktif siyasi katılımı bir normdur. Bu nedenle Tayvan hükümetleri, araç paylaşımı düzenlemeleri ve likör satışları gibi önemli kararlarda rutin olarak halka danışmaktadır.

 

Tayvan ayrıca vatandaşların cumhurbaşkanına doğrudan teklifte bulunmalarına olanak tanıyan bir “başkanlık hackathon’una” ev sahipliği yapıyor ve dijital bir platform, sivil toplumu hükümet operasyonlarını iyileştirmeye teşvik etmek amacıyla çoğu Tayvanlı, bakanlıktan veri sağlıyor. Nitekim COVID-19 karşısında hükümet, demokratik istişare, sivil toplumla yakın işbirliği ve test ve temas takibi için yeni dijital araçlar aracılığıyla etkili bir yanıt verdi.

 

Tayvan, bu güçlü demokratik eğilimleri Batılılaştırıcı bir kültürel dönüşümden geçtiği için sergilemiyor. 2000 yılına kadar KMT rejimi, kendisini Çin’deki Komünist rejimden ayırmak için Konfüçyüsçü değerlerden yararlandı ve müteakip araştırmalar Konfüçyüsçü değerlerin Tayvan’da anakaradan daha derinden tutulduğunu gösterdi.

 

Ada böylece daha önceki çalışmamızda vurguladığımız bir noktayı pekiştiriyor: Kültürel değerler ile siyasi sistemler arasında her zaman kırılmaz bir bağ olduğunu ileri sürmek yanlıştır. Tüm kültürler ve özellikle Konfüçyüsçü kültürler, değişen koşullara son derece uyumlu olarak görülmelidir. Siyasi rejimler birçok kültürel çerçeveye dayanabilir.

 

Konfüçyüs, “sıradanlar hükümet meselelerini tartışmaz” derken, “halkın güvenini kaybetmiş bir devletin ayakta kalamayacağını” da vurguladı. Konfüçyüsçü düşünce, liderlere ancak erdemli oldukları takdirde saygı ve itaati tavsiye eder. Dolayısıyla, eğer bir lider erdemli değilse, onun yeri alınabilir – ve belki de değiştirilmelidir. Konfüçyüsçü değerlerin bu son derece geçerli yorumu, Tayvan demokrasisinin temelini oluşturur.

 

Buna karşın ÇKP propagandası, Konfüçyüsçü değerlerin demokrasiyle tamamen uyumsuz olduğunu ve tek parti yönetimine uygulanabilir bir alternatif olmadığını savunuyor. Bu açıkça yanlıştır. Tayvan’da olduğu gibi Çin’de de demokrasi mümkün. ÇKP’nin yaygarası ne kadar sert olursa olsun, insanların siyasete katılma, adaletsizliklerden şikayet etme veya yanlış davranan liderlerin yerini alma isteklerini ortadan kaldırmayacaktır. Tayvan önemli çünkü Çin için alternatif bir siyasi yolu temsil ediyor – Batı’da uzun süredir özgürlük ve refahı sürdüren bir yolu…

Kaynak: Project Syndicate

Makalenin orijinali: https://www.project-syndicate.org/commentary/why-taiwan-matters-pelosi-visit-by-daron-acemoglu-and-james-a-robinson-2022-08?barrier=accesspaylog

 

Tercüme: Lidya Öz