İSVEÇ SALGINLA MÜCADELEDE NEDEN FARKLI?

Dünya ülkeleri ölümcül koronavirüs salgını ile mücadelede birbiri ardına sıkı önlemler almaya devam ederken, İşveç farklı bir strateji izleyerek diğerlerinden ayrışıyor.

Vaka sayısının 3 bine yaklaştığı, can kaybının 70’i geçtiği İsveç’te hükümet bilinçli bir ‘sürü bağışıklığı’ stratejisi izlemediğini söylüyor, ancak 10 milyon nüfuslu ülkede ilkokullar ve iş yerleri halen açık, toplu taşıma araçları işliyor, kafe, restoran, sinema diğer sosyal mekanlar hizmet vermeye devam ediyor ve 500 kişiyi geçmemek kaydıyla kalabalıkların toplanmasına bir engel bulunmuyor.

Vaka sayısı az olmamasına rağmen İsveç’in salgınla mücadelede neden diğer ülkelerden daha esnek davrandığı, analistler tarafından çeşitli sebeplerle açıklanıyor. Bunlar arasında, salgınla mücadeleden sorumlu olan Kamu Sağlığı Kurumu’nun siyasi bakımdan bağımsız yapısı ve halkın kuruma duyduğu güven ilk sıralarda geliyor. Siyasilerin söz konusu kuruma, verdiği tavsiyelere ve kararlara müdahale yetkisi bulunmuyor, nitekim hükümet de kurumun ve bünyesindeki bilim insanlarının tavsiyeleri doğrultusunda hareket ettiğini belirtiyor.

Öte yandan Norveç ve Danimarka’da otoritelerin kamu sağlığı birimlerini dinlemeyerek sert önlemler almasına rağmen İsveç’te benzer bir durumun yaşanmamasında, kamusal güvenin rolünün büyük olduğu ifade ediliyor. Bu güven üç başlık altında özetleniyor: Halkın ilgili birimlere duyduğu güven, hükümetin vatandaşların söz konusu birimlerin tavsiyelerini dinleyeceğine dair duyduğu güven, vatandaşların sorumlu hareket etme noktasında birbirlerine duyduğu güven.

Bu noktada her ne kadar hükümet çok sert tedbirler almasa da vatandaşların bilim çevrelerinden gelen tavsiyeleri dikkate aldığı ve sorumlu davrandığı değerlendirmesi yapılıyor. Bununla birlikte ülkede nüfusun seyrek dağılımı ve sosyal izolasyonun İsveçlilerin hayatında yerleşmiş kültürel bir norm olmasının da salgınla mücadeleyi kolaylaştırdığı ifade edilmekte.

Ancak tüm bunlara rağmen ülkenin stratejisini eleştirenler ve daha sert tedbirler alınması gerektiğini düşünenler de yok değil. İsveçli bazı bilim insanları, yerel medyaya verdikleri demeçlerde uygulanan yöntemin çok riskli olduğu konusunda uyarıyor.

Vaka sayısının artması durumunda İsveç’in farklı bir yol izleyip izlemeyeceği ise merak konusu.