Türkiye’de genç işsizlik 20 yılın en düşük seviyesinde

Türkiye’de genç işsizlik oranı nisanda yüzde 14,5 ile son 20 yılın en düşük seviyesine gerilerken gençlerin iş gücüne katılma oranı yüzde 45,7 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden derlenen bilgiye göre, nisanda işsiz sayısı 18 bin kişi azalarak 3 milyon 42 bin kişiye geriledi. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı da Nisan 2023’e kıyasla 4,1 puan azalarak yüzde 18,6’dan yüzde 14,5’e indi. Böylece, genç işsizlik oranı aylık bazda verilerin açıklanmaya başlandığı 2005’ten sonraki en düşük seviyede gerçekleşti.

Nisan 2024 itibarıyla bu yaş grubunda işsizlik oranı, erkeklerde yüzde 12,2, kadınlardaysa yüzde 19,1 olarak tahmin edildi.

Gençlerde iş gücüne katılma oranı yüzde 45,7 olurken istihdam edilen gençlerin sayısı 4 milyon 578 bin olarak kayıtlara geçti.

“Düşüş istikrarlı şekilde devam ediyor”

Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hidayet Gizem Ünlü Ören, “Genç nüfusta işsizlik oranlarındaki düşüş istikrarlı şekilde devam ediyor. Türkiye ekonomisinin potansiyelini daha da güçlendirmek için gençlerin istihdama olan katkısı artırılmalıdır.” dedi.

Ören, gayrisafi yurt içi hasıladaki büyümenin de genç istihdamına yansıdığına dikkati çekerek şöyle konuştu:

“Türkiye, kişi başına düşen gelir açısından uzun dönemdir orta gelir grubundaki ülkeler kategorisinde yer alıyordu. 2023’te kişi başına düşen gelir 11 bin 905 dolar olan eşik değerini aşarak 13 bin 110 dolara çıktı ve böylece Türkiye kişi başına gelir rakamıyla yüksek gelirli ülkeler grubunda yer aldı.”

İşsizlik, büyüme gibi son dönemde açıklanan verilerin ekonomik programla uyumlu seyrettiğini vurgulayan Ören, bunun da Orta Vadeli Program’a olan güveni artırdığını söyledi.

Ören, şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye’nin son dönemde uyguladığı makroekonomik istikrarı sağlama ve enflasyonu düşürme programının bir bütün olarak başarılı çalıştığını görmekteyiz. Türkiye kamunun açıklamış olduğu enflasyonu düşürürken sürdürülebilir ve kaliteli büyümeyi sağlama ve iş gücü potansiyelini harekete geçirerek istihdamı artırma hedefine kararlı adımlarla devam etmedir.”

Eğitim sisteminin iş gücü piyasasının niteliklerine uyumlu olması gerektiğine işaret eden Ören, mesleki eğitimin önem taşıdığını sözlerine ekledi.