Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı uzay sehayati hakkında merak edilenleri anlattı: Dünyayı izlemeye alarm kurarak gidiyorduk

Uzay misyonunun tamamlanmasının ardından Türkiye’ye dönen Alper Gezeravcı, yerçekimsiz ortamda yaşadıklarını ve bundan sonraki planlarını basın mensupları ile paylaştı

Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, uzayda 18 gün süren misyonunun ardından yurda döndü. 

Gezeravcı’nın yanı sıra ABD-İspanya vatandaşı kaptan Michael Lopez-Alegria, İtalyan  Walter Villadei ve İsveçli Marcus Wand’dan oluşan Axiom-3 mürettebatı, 10 Şubat’ta ABD’de Florida açıklarına inmişti. 

12 Şubat’ta ise Alper Gezeravcı, ailesiyle birlikte ABD’den Ankara’ya döndü. Esenboğa Havalimanı’nda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Başkanı Yusuf Kıraç, TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal ve Türkiye’nin ikinci astronotu Tuva Cihangir Atasever tarafından karşılandı. 

13 çocuğun çiçekler takdim ettiği Gezeravcı da uzayda yaptığı 13 deneyi ve “geleceğe bayrak devrini” temsilen çocuklara 13 Türk bayrağı verdi. 

Esenboğa Havalimanı’nda ilk basın toplantısını gerçekleştiren Gezeravcı konuşmasında, Türkiye’ye adımını attığı ilk andan itibaren insanların gülümseyen yüzleri ve sıcak kucaklamasıyla karşılaştığı için son derece mutlu olduğunu, bunun en çok özlediği şeyler arasında olduğunu aktardı. 

Alper Gezeravcı, gökyüzünde gözle görülebilen sınırları bertaraf eden hedeflere erişebilmiş olmanın mutluluğuyla ülkeye döndüğünü söyledi. 

Türkiye’nin ilk astronotu, “Bu sadece bir başlangıçtı, bir yere varış hikayesi değildi” ifadelerini kullandı. 

“Dünyayı izlerken zamanın akışını kaybediyorsunuz”

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Gezeravcı, “Dünyanın dışından dünyaya bakmak nasıl bir duygu?” şeklindeki soruya “Dünya büyük bir nimet” cevabını verdi ve şöyle devam etti: 

Gözümüzün görebildiği gökyüzüne ve dünyanın güzelliklerine hep bulunduğumuz seviye ve kafamızı kaldırdığımızda başımızın üstündeki gök kubbeye bakarak aşinaydık. Harika güzelliğe dışarıdan bakmak olağanüstü bir imkanmış

Bizde askeri havacılıkta “Hedef büyülenmesi” diye bir tabir var. Bakıp da büyülenemediğiniz bir alan yok. Kupolada (uzay istasyonundaki yuvarlak pencerenin olduğu alan) gözlem esnasında geçirdiğiniz anda zamanın akışını kaybediyorsunuz. Oraya ilave alarm kurarak gidiyorduk çünkü kendinizi alabilmeniz mümkün değil. 

“Vücut direncini artıracak takviyeye ihtiyaç duymadım”

Sağlık durumu da sorulan Alper Gezeravcı, giderken de dönerken de bir adaptasyon sorunu yaşamadığını aktardı. 

Tecrübeli pilot, “Fırlatmanın 12’nci dakikasında koltuğumdan çözüldüğüm andan itibaren yer çekimsiz ortamın, üç boyutta değil dört boyutta vermiş olduğu hareket imkanını birinci dakikadan itibaren tecrübe etme ve hiçbir sıkıntı yaşamadan o ortama adaptasyon imkanı buldum” dedi. 

Kendilerini Uluslararası Uzay İstasyonu’na (UUİ) taşıyan Dragon kapsülünün hacminin küçük olduğunu hatırlatan Gezeravcı, “Oradan daha büyük bir hacme giriş yaptığınız andan itibaren yine adaptasyonla ilgili sıkıntı yaşayabileceğimiz bir süreçten bahsedilmişti. Çok şükür adım attığımız andan itibaren hiçbir sıkıntı yaşamadım” diye konuştu. 

Hatta Gezeravcı’nın açıklamasına göre kendisi vücut direncini artıracak bir takviyeye dahi ihtiyaç duymadı. 

Gezeravcı, Türkiye’yi gezecek

Türkiye’nin insanlı uzay misyonu projesi kapsamında uzaya çıkacak ikinci isim ise 1992 doğumlu mühendis Tuva Cihangir Atasever olacak. 

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın açıklamasına göre Alper Gezeravcı’nın bundan sonraki en önemli misyonu ise tecrübelerini gençlere aktarmak. 

Bu kapsamda Gezeravcı, Türkiye’nin 81 ilinde ilkokul, ortaokul, lise ve üniversitelerde çocuk ve gençlerle bir araya gelecek. 

Alper Gezeravcı bu misyonla ilgili “Mekiğin fırlatılmasından dönüşe kadar hiçbir heyecanım olmadı. Minik kardeşlerimizle buluşma konusunda ben de heyecanlıyım” ifadelerini kullandı. 

“Turistik uzay gezisi” iddialarına yanıt

Uzaydayken çok özlediği güveci de annesinin elinden dönüşünün ilk günü yediğini belirten Gezeravcı, “Bu bir uzay misyonu mu turistik uzay gezisi mi?” tartışmalarına da yanıt verdi. 

“Sekiz aylık eğitimi bitirdiğimiz noktada, bu eğitimi veren kurumların değerlendirici birimleri tarafından aldığımız (dört astronotun tamamı için) yorumlarla çok mutlu olduk” diyen Gezeravcı, şöyle devam etti: 

“Regülasyonlar gereğince, o görevin icrasında yönelik standartların karşılanması, o zorunlulukların yerine getirilmesi noktasında eğitimler için ayrılmış zaman dilimi, rutinde uygulanan zaman diliminin çok daha altındaydı.

Bu kadar kısıtlı bir zaman dilimine rağmen onların da ‘acabalar’ ile sürece başladıkları bir süreci bu derece başarıyla tamamladık. Eğitimin bitiş toplantısında, onların da gözlemlerinde şaşırdıkları pozitif bulgularla sürecin sonlanması neticesinde müthiş geri beslemeler aldık.

Bu işin otoriteleri tarafından ifade edilen değerlendirmelere istinaden söylüyorum: Dolayısıyla yaptığımızın bir uzay seyahati olmadığını, ben çok rahatlıkla ifade edebilirim.”

Gidiş 36 saat, dönüş 47 saat sürdü

Gezeravcı’dan önce söz alan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da Türkiye saati ile 18 Ocak 2024’ta başlayan uzay yolculuğunun 36 saat, dönüşün ise 47 saat sürdüğünü hatırlattı. 

14 gün olarak planlanan uzayda kalma süresi, hava koşulları nedeniyle 18 güne çıktı. 

Kacır, misyon kapsamında, Türk bilim insanlarının hazırladığı 13 bilimsel deneyin Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki laboratuvar altyapısında mikro yerçekimi koşullarında başarıyla tamamlandığını belirtti. 

Bu deneylerde uzaydaki mikro yerçekimi ve diğer koşulların insan sağlığı, fizyolojisi ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri araştırıldı. Yeni nesil alaşımların geliştirilmesine, uzayda elektronik kart üzerine bileşen montajına, uzay aracı motorlarını daha verimli hale getirmeye yönelik araştırma projelerinin yürütüldü. 

Bakan Kacır, “Türk gençlerinin, Türk çocuklarının ‘sadece başka milletlerin başarabileceği’ düşüncesiyle kurmaktan vazgeçecekleri hiçbir hayal kalmamıştır” diye konuştu. 

2030’a kadar uluslararası ortaklarla bir uzay limanı kurulacak

Fatih Kacır’ın açıklamasına göre Türkiye’nin Milli Uzay Programı kapsamında Ankara’da bir uzay teknoloji geliştirme bölgesi kurulacak. 

Yılda 600 milyar dolara erişen küresel uzay ekonomisinden daha fazla pay almak için uzay sanayisi geliştirilecek. 

Uzaya bağımsız erişim yani başka ülkelerin fırlatma teknolojilerine ihtiyaç duymamak adına fırlatma roketleri geliştirmeye yönelik projeler hayata geçecek. 2030’a kadar uluslararası iş birlikleriyle bir uzay limanı kurulacak. 

Kacır, limanla ilgili olarak “Türkiye’nin paydaşı olduğu bir uzay limanında kendi fırlatma rampalarımızla kendi geliştirdiğimiz roketlerle kendi uzay sistemlerimizi öncelikle uydularımızı uzaya taşıyabilmeyi hedefliyoruz” dedi. 

Doğu Anadolu’ya gözlem evi ve teleskop

Türkiye’deki bilim insanları ve mühendislerin geliştirdiği insansız uzay araçlarıyla Ay’a çıkılacağını ifade eden Kacır, “Türkiye Ulusal Gözlemevleri çatısı altında, ileri seviyede uzay gözlemleri için kurmakta olduğumuz Doğu Anadolu Gözlemevi projesini tamamlayarak, bölgemizin en gelişmiş teleskopuna sahip olacağız” açıklamasını yaptı. 

Haber: Ekotürk Ankara Temsilcisi Gökçen Tuncer