YENİ ZELANDA KORONAVİRÜSÜ NASIL ‘YENDİ’?

Yeni Zelanda’da koronavirüs artış hızının tamamen kontrol altına alınmasıyla birlikte hayat normale döndü.

Bugüne kadar bin 474 vakanın görüldüğü ve 19 can kaybının yaşandığı 5 milyon nüfuslu ülkede, 25 Mart’tan bu yana uygulanan sokağa çıkma kısıtlamaları sona ererken, Başbakan Jacinda Ardern “Koronavirüse karşı savaşı kazandık” diyerek zafer ilan etti.

Salgını tamamen kontrol altına aldığını duyuran ilk ülkelerden biri olan Yeni Zelanda’da sürecin başından beri nasıl yönetildiği ise merak konusu oldu.

Ülkenin başarısının arkasında yatan en temel sebeplerden biri olarak zaman avantajı gösteriliyor. Yeni Zelanda, ilk koronavirüs vakasını 28 Şubat’ta, ABD’den yaklaşık bir ay sonra açıkladı.

Nispeten uzak bir ada ülkesi olması, transit uçuşların başka ülkelere kıyasla daha az olması ve merkezi bir yönetime sahip olması virüsle mücadelede ülkenin elini güçlendiren faktörler olarak gösteriliyor.

Söz konusu avantajlara rağmen ülkenin çok hızlı ve erken önlem alması ise başarısının arkasındaki en önemli sebep.

Başbakan Ardern 14 Mart’ta ülkeye giriş yapan herkesin iki hafta boyunca kendini karantinaya alması gerektiğini açıkladığında, Yeni Zelanda’da henüz yalnızca 6 vaka vardı.

Birkaç gün sonra ise çok daha sert seyahat kısıtlamaları getirildi. Başbakan 19 Mart’ta yabancıların ülkeye girişini tamamen yasakladığında teyit edilmiş 28 vaka bulunuyordu.

Sokağa çıkma yasağının geldiği ve ülkenin tamamen kapatıldığı 23 Mart tarihinde ise 102 vaka varken, henüz salgın kaynaklı bir ölüm yaşanmamıştı.

 

Yaygın test 

Diğer pek çok ülkeye kıyasla hastanelerdeki yoğun bakım kapasitesinin zayıf olması, ülkenin bir felaketle karşı karşıya kalmamak için çok daha agresif bir test politikası izlemesine sebep oldu.

Günlük test kapasitesini 8 bine çıkartan ülkede bugüne kadar 126 binin üzerinde test yapıldı.

Testlerin pozitif çıkma oranının yaklaşık yüzde 1 civarında olması, yaygın bir bulaşmanın olmadığını ortaya koydu.

 

Başbakan Ardern’e eleştiriler

Öte yandan ülkedeki kısıtlamaları ‘aşırı’ bularak Başbakanı eleştiren ve alınan sert önlemlerin ‘ekonomik bir sabotaj’ olduğunu savunanlar da yok değil.

Ancak söz konusu eleştiriler toplumun büyük çoğunluğunu temsil etmiyor, zira Yeni Zelanda’da yapılan yeni bir ankete göre halkın yüzde 87’si Başbakan Ardern’in kriz yönetimini doğru bulurken, yalnızca yüzde 8 salgınla mücadele politikalarını onaylamıyor.