Yenilenebilir enerjiye geçiş: Peki nasıl?

Ekotürk TV olarak son dönemde giderek öne çıkan “yenilenebilir enerji” konusunu tüm yönleriyle ele alacak kapsamlı bir yazı dizisine başlıyoruz.

Enerji dosyamızın ilk bölümünde yenilenebilir enerji alanında Türkiye’de ve dünyada son duruma, hangi enerji çeşitlerinin daha fazla kullanıldığına ve gelecek senaryolarına dair bir değerlendirme sunacağız.

Pandemi sonrası dünya genelinde arz-talep dengesi bozulmuş, bu dönemde önemli bir fosil enerji kaynağı olan petrol fiyatlarında ciddi dalgalanmalar yaşanmıştı. Küresel savaş riskleriyle birlikte sadece petrolde değil birçok enerji kaynağı üzerinde yeni dengelerin kurulması da enerjide arz güvenliği konusunu dünya genelinde gündeme taşıdı.

Rusya’nın Ukrayna işgali ile birlikte tırmanan küresel enerji kriziyle dünyanın her yerinde enerji
maliyetlerinde ciddi artışlar yaşanıyor. Maliyetlerdeki bu artış gerek üretici ve sanayiciyi gerekse
tüketiciyi doğrudan ve dolaylı yoldan etkiliyor. Avrupa başta olmak üzere birçok ülkede enerjideki maliyet artışları bazı fabrikaları kapanma noktasına getirirken, yüksek enflasyon ve resesyon endişelerini de tetiklemeye devam ediyor. Yaşanan kriz, alternatif enerji sistemlerine duyulan ihtiyacı bir kez daha gözler önüne sermiş durumda.

DÜNYA ARTIK YENİLENEBİLİR ENERJİ KULLANMAK İSTİYOR
Son yıllarda artan alternatif enerji arayışlarının en büyük göstergelerinden biri de Birleşmiş Milletler (BM) iklim zirveleri. Bu zirvelere, Conference of the Parties (COP) adı veriliyor. COP Zirvelerine 1992 yılında ilk BM iklim anlaşmasına imza atan ülkeler katılıyor. Sonuncusu Şarm el Şeyh’te düzenlenen COP27’de Afrika gibi yoksul bölgelere de enerji ulaştırılması için çalışmalar yapılırken, savaş ve enerji kriziyle birlikte enerji arz güvenliği konuları gündemde ağırlıklı bir yer buldu.

TERCİH DEĞİL ZORUNLULUK
Şarm el Şeyh’teki COP27, BM İklim Zirveleri arasında en çok katılım gerçekleştiği 2 zirve oldu, zira fosil yakıtların atmosferi geri dönülmesi zor biçimde etkilemesi ve karbon emisyonunu artırması nedeniyle küresel iklim değişikliğinin hiç olmadığı kadar şiddetli hissedilmesi, dünyayı bir çözüm bulmaya itiyor.

BM Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporuna göre 2 derecelik sıcaklık artışı dünyanın  beşte birinin su altında kalmasına neden olacak. 1.5 derecelik artışın bile önüne geçilmesi için birçok ülkenin yenilenebilir enerjilere geçmesi bir zorunluluk haline geliyor.

DÜNYADA YENİLENEBİLİR ENERJİLER
Dünya, enerjide artık farklı bir noktaya doğru ilerliyor. Yenilenebilir enerjiler küresel anlamda hızlı bir değişim sürecine giriyor. Bu değişim sürecinin başını gelişmiş ülkeler ve hem sanayi anlamında hem de tüketici anlamında ciddi enerji ihtiyacına sahip olan ülkeler çekiyor.

Birçok ülke yenilenebilir enerji kapasitelerini genişletme konusunda hızlı ilerliyor. Çin, %35 gibi önemli bir kapasite artışını elinde tutarken Avrupa ülkeleri de kapasite artışlarını hızlandırmış durumda. Çin’in dünyanın lokomotifi haline gelen bir üretim ülkesi konumunda olmasından ve hızlı artan nüfus ile enerji kullanımının sürekli artmasından ötürü ülke alternatif enerji arayışında ön plana çıkıyor.

AVRUPA ÜLKELERİNDE YENİLENEBİLİR ENERJİYE GEÇİŞ
Diğer yandan, yaşanan savaşlar enerji arz güvenliğini tehdit ederken en çok Avrupa ülkelerinin
yenilenebilir ve sürdürülebilir enerjiye ihtiyaç duyduğunu da söylemek mümkün. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşından sonra birçok fabrikada üretimler durduruldu ve enflasyonda ciddi artışlar yaşandı. Avrupa’da üretimin durma noktasına gelmesi 2022 yılında dünyada resesyon endişelerini de artırdı. Öte yandan bu küresel gelişmeler öncesinde Avrupa Komisyonu, Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarının en az %55 azaltılması, 2050 yılı içerisinde ise kıtanın tamamının karbon nötr olması ile ilgili karar vermişti.

YENİLENEBİLİR ENERJİLERDE YENİ TEKNOLOJİLERLE KÜMÜLATİF GÜÇ KAPASİTESİ
Teknolojinin hızlı gelişimiyle birlikte her geçen gün yenilenebilir enerjilerin kümülatif güç
kapasitesinin payı da artıyor. Sanayi devrimiyle birlikte başlayan kömürden elektrik enerjisi üretimi, günümüzde diğer enerjilere kıyasla gittikçe azalmakta.

Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) verilerine göre; 2010 yılında daha verimli gözüken kömürden elektrik üretimi 2027 yılına kadar yeni teknolojilerin etkisiyle diğer yenilenebilir enerjilere göre daha az kümülatif güç kapasitesine sahip olurken, doğal gazın da aynı şekilde güç kapasitesinin düşeceği öngörülüyor.

GÜNEŞ ENERJİSİ SİSTEMLERİNİN KÜMÜLATİF GÜÇ KAPASİTESİ ARTACAK
BP’nin World Energy & Ember istatistiklerine göre 2021 yılında dünya genelinde güneşten elektrik üretimi 1000 TWh’a ulaştı. UEA’nın raporuna göre 2027’ye kadar güneş enerjisinden alınacak kümülatif güç kapasitesinde %20’den fazla gelişim olacak.

RÜZGAR, HİDROLİK ENERJİ VE BİYOENERJİLERDE ARTIŞ
2027 yılına kadar biyoenerjilerde kümülatif güç kapasitesinde bir artış yaşanmayacağı öngörülürken, hidroelektrik enerji sistemleri ve rüzgar enerjisi sistemlerindeki gelişimin ise %15’in altında kalacağı tahmin ediliyor.

TÜRKİYE’DE YENİLENEBİLİR ENERJİLERDEN ELEKTRİK ÜRETİMİ
Gelişmiş ülkeler kadar gelişmekte olan ülkelerin de yenilenebilir enerjilerden elektrik üretimini
artırdıkları ve 2050’ye kadar bu alanda önemli hedeflere sahip oldukları görülüyor.
BP World Energy &Ember istatistiklerine göre Türkiye, 2000 yılından sonra yenilenebilir enerjilerde hidroelektrik enerjisi sistemlerinden elektrik üretiminde ciddi bir artış yaşarken, 2021’den sonra diğer yenilenebilir enerjilerden gerçekleştirilen üretimdeki payda daha çok artış gözleniyor. Rüzgar enerjisi sistemlerinden üretimin 31.1 TWh, biyoenerji dahil olmak üzere diğer yenilenebilir enerjilerdeki üretim 17.09 TWH ve güneş enerjisi sistemlerinden üretilen elektrik miktarının ise 12.91 TWh olduğu kaydediliyor.

TÜRKİYE’DE ELEKTRİK TALEBİ 2040’A KADAR HER YIL %2,9-3,7 ARTACAK
Türkiye Elektrik Enerjisi Talep Projeksiyonu Raporu’nun yayımlanmasıyla birlikte, Türkiye’nin gelecek 50 yıldaki enerji talebi hesaplandı. Raporda, Türkiye Enerji Modeli (EST Energy System for Turkey), ‘’Uzun Dönemli Enerji Planlama ve Senaryolar’’ adlı çalışmaya yer verildi.

Bu senaryolar Türkiye’nin;
– Nüfus, hane halkı sayısı ve hane halkı büyüklüğü gibi demografik faktörler,
– GSYH, kişi başı GSYH, sektörel katma değer miktarları gibi makroekonomik faktörler,
– Uluslararası kömür, ham petrol, petrol ürünleri ve doğal gaz fiyatları,
– Yakıt ve kaynakların potansiyel miktarı,- Enerji sisteminin bileşenlerine ilişkin detaylı tekno-ekonomik veriler,
– Ekipmanlarda teknolojik gelişmelere bağlı olarak sağlanabilecek verimlilik artışları ve maliyet
düşüşleri,
– Santral iç tüketimleri ve şebeke kayıpları,
– Ulaştırma sektöründe elektrikli araçların yaygınlaşması,
– Dünya genelinde enerji sektörü dönüşümünde öngörülen diğer trendler gibi perspektiflerine
bakılarak hesaplandı.

Yapılan baz senaryoya göre Türkiye’nin enerji talebinin 2025’te 370 TWh , 2040’ta ise 591 TWh
seviyesine ulaşması bekleniyor.

TÜRKİYE HANGİ KAYNAKTAN NE KADAR ENERJİ ÜRETTİ?
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre Türkiye, 2021 yılında elektrik üretiminin %30,90’unu kömürden, %33,2’sini doğal gazdan, %16,7’sini hidrolik enerjiden, %9,4’ü rüzgardan, %4,2’sini güneşten, %3,2’sini jeotermal enerjiden ve %2,4’ünü diğer kaynaklardan elde etti.

Türkiye’nin elektrik üretimindeki kurulu gücü 2022 yılı Kasım ayı sonu itibariyle 103.541 MW’a
ulaşmış durumda. Kaynaklara göre dağılımına bakıldığındaysa %30,5’i hidrolik enerji, %24,4’ü doğal gaz, %21,1’i kömür, %11,0’ı rüzgar, %9,0’ı güneş, %1,6’sı jeotermal ve %2,4ü diğer kaynaklar olarak sıralanıyor.

‘’TÜRKİYE YEŞİL ENERJİDE 5 YILDA %64 BÜYÜYECEK’’
Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) Başkanı Fatih Birol daha önce konuyla ilgili yaptığı bir açıklamada, Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesinin gelecek 5 yıl içinde yüzde 64 büyümesini öngördüklerini belirterek, “Bu büyümeyle Türkiye, Avrupa’da yenilenebilir enerjide dördüncü büyük piyasa olurken, dünyada da ilk 10’a girmiş oluyor. Yenilenebilir enerjideki bu büyümenin yüzde 75’i rüzgar ve güneşten gelecek” ifadesini kullanmıştı.

Birol, Türkiye’nin 2027 itibariyle toplam yenilenebilir enerji kapasitesinin 90 gigavata ulaşmasını beklediklerini kaydetmişti. Yenilenebilir enerjilerin geleceğini, hangi enerji türünün nasıl daha verimliği kullanılabileceğini, verimlilik ve kapasite artışlarının gelişen teknolojilerle birlikte nereye evrileceğini takip eden yazılarda ele almaya devam edeceğiz.

Editör: Mücahit Enes Sevinç