ABD İran hesabını yanlış mı yaptı? Ekonomik savaşın merkezi Hürmüz mü olacak?
Ortadoğu’da tırmanan gerilim yalnızca askeri cephede değil, küresel enerji ve ticaret dengelerinde de ciddi kırılmalara yol açabilecek bir stratejik hesaplaşmaya dönüşüyor. Uluslararası analizlere göre İran, ABD ve İsrail’le yaşadığı çatışma ihtimalini uzun süredir hazırlık yaptığı bir “asimetrik savaş senaryosu” üzerinden değerlendirdi. Washington’ın ise bu yeni dengelere yeterince hazırlıklı olmadığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
28 Şubat’ta başlayan saldırıların ardından Hürmüz Boğazı’ndaki petrol trafiğinin büyük ölçüde yavaşlaması, Tahran’ın elindeki en güçlü ekonomik kozlardan birini devreye sokabileceği yönünde yorumlara neden oldu. Enerji uzmanlarına göre küresel petrol sevkiyatının önemli bir kısmının geçtiği bu dar geçitte yaşanacak ciddi bir aksama, yalnızca bölgeyi değil dünya ekonomisini doğrudan etkileyebilir.
HÜRMÜZ BOĞAZI STRATEJİK BİR KALDIRAÇ HALİNE GELDİ
Bölgesel kaynakların aktardığı bilgilere göre İranlı planlamacılar uzun süredir doğrudan askeri üstünlüğün mümkün olmadığı bir senaryoda ekonomik baskı stratejisi üzerinde çalışıyor. Bu yaklaşımın merkezinde ise petrol akışını kontrol eden Hürmüz Boğazı bulunuyor.
Enerji ticaretinin kalbi sayılan bu geçiş noktasında yaşanacak büyük bir aksamanın, küresel petrol fiyatlarını hızla yukarı çekmesi ve küresel piyasaları sarsması bekleniyor.
Uzmanlara göre İran’ın en güçlü kozu askeri kapasitesi değil, küresel enerji akışını etkileyebilme gücü.
Boğazdaki ticari hareketliliğin savaşın başlamasından sonra ciddi oranda azaldığına dair veriler de bu stratejinin sahada uygulanmaya başladığı yorumlarını güçlendiriyor.
ASİMETRİK SALDIRILAR VE BÖLGESEL BASKI
Analistlere göre İran’ın savaş planı klasik cephe savaşından çok farklı bir modele dayanıyor. Bu strateji, ABD ve müttefiklerinin askeri üstünlüğünü doğrudan karşılamak yerine bölgedeki hassas ekonomik ve askeri hedeflere baskı kurmayı amaçlıyor.
Uzman değerlendirmelerine göre bu planın içinde şu unsurlar öne çıkıyor:
Petrol sevkiyatını yavaşlatma veya kesintiye uğratma
Körfez’deki ABD askeri varlıklarına sınırlı ve dağınık saldırılar
Enerji piyasasında fiyat şokları oluşturacak hamleler
Küresel ticaret yollarında belirsizlik yaratma
Bu tür bir ekonomik baskı stratejisinin Washington üzerinde siyasi ve finansal baskı oluşturabileceği ifade ediliyor.
“ABD HAZIRLIKSIZ YAKALANMIŞ OLABİLİR” YORUMU
Uluslararası Kriz Grubu’nun İran Projesi Direktörü Ali Vaez’e göre Washington yönetimi çatışmanın doğurabileceği geniş çaplı sonuçlara yeterince hazırlıklı olmayabilir.
Vaez, İran’ın doğrudan askeri bir zafer elde etmesinin zor olduğunu kabul ederken, küresel ekonomiyi etkileyen bir stratejinin ABD üzerinde güçlü bir baskı oluşturabileceğini belirtti.
“Eğer enerji akışı ciddi şekilde aksarsa, küresel ekonomik maliyetler Washington üzerinde hızlı bir siyasi baskı yaratabilir” değerlendirmesi yapılıyor.
Analistler ayrıca modern savaşın yeni riskleri arasında yer alan insansız hava araçları, deniz trafiği güvenliği ve ticaret yollarının korunması gibi başlıklarda ABD’nin beklediğinden daha karmaşık bir tabloyla karşı karşıya kalabileceğini ifade ediyor.
KARA SAVAŞI SENARYOSU ZOR GÖRÜLÜYOR
Askeri uzmanlar ABD’nin İran’ı askeri olarak ciddi şekilde zayıflatabilecek kapasiteye sahip olduğunu kabul ediyor. Ancak İran’ın tamamen kontrol altına alınması için çok büyük ölçekli bir kara harekâtı gerektiği belirtiliyor.
Bölgenin zorlu coğrafyası, nüfus büyüklüğü ve askeri yapı dikkate alındığında böyle bir operasyonun yüz binlerce hatta milyonlarca askerin katılımını gerektirebileceği ifade ediliyor.
Bu nedenle birçok analist, Washington’ın doğrudan kara işgali yerine ekonomik ve askeri baskı yöntemlerini tercih edeceğini düşünüyor.
HEDEF: ABD KAMUOYUNDA SAVAŞ KARŞITLIĞINI ARTIRMAK
Washington Enstitüsü uzmanlarından Michael Eisenstadt’a göre İran’ın temel amacı askeri üstünlük kurmak değil, savaşın maliyetini yükselterek ABD kamuoyunda baskı oluşturmak.
Bu strateji, özellikle enerji fiyatlarının yükselmesi ve küresel ekonomik dalgalanmaların artması durumunda siyasi sonuçlar doğurabilir.
Analistlere göre İran yönetimi, ekonomik maliyetlerin büyümesi halinde Washington’ın çatışmayı sonlandırma yönünde daha fazla baskı hissedebileceğini hesaplıyor.
