ABD Kongresi’nde kritik konut yasası: Trump’ın tutumu tartışma yarattı

ABD’de yıllardır derinleşen konut kriziyle mücadele için hazırlanan kapsamlı yasa tasarısı Kongre’de kritik aşamaya gelirken, Başkan Donald Trump’ın sürece mesafeli yaklaşımı Washington’da yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Cumhuriyetçiler, hızla yükselen kira ve ev fiyatlarının seçmen üzerindeki baskısını azaltmak isterken, Beyaz Saray’ın önceliklerinin farklı alanlara kaydığı yorumları yapılıyor.

Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, geçtiğimiz hafta Temsilciler Meclisi’nden geçen yeni konut paketinin milyonlarca Amerikalının yaşam maliyetini hafifletebileceğini söyledi. Tasarının özellikle konut arzını artırmayı, yerel bankaların kendi bölgelerinde daha kolay kredi sağlamasını ve yeni ev projelerini teşvik etmeyi amaçladığı ifade edildi.

KONUT FİYATLARINDAKİ ARTIŞ ABD’DE ORTA SINIFI ZORLUYOR

Son yıllarda yalnızca büyük sahil kentlerinde görülen yüksek kira ve ev fiyatları artık ülke geneline yayılmış durumda. Uzmanlara göre ücret artışları, konut maliyetlerindeki yükselişin oldukça gerisinde kalıyor. Bu durum ise Amerikan orta sınıfı üzerinde ciddi bir ekonomik baskı oluşturuyor.

Gallup tarafından yayımlanan son ankette Amerikalıların ekonomiye duyduğu güvenin 2022’den bu yana en düşük seviyeye gerilediği görüldü. Katılımcıların yalnızca yüzde 16’sı ekonomik koşulları “iyi” veya “mükemmel” olarak değerlendirirken, yüzde 49’u ekonomiyi “kötü” olarak tanımladı.

ABD’de benzin fiyatlarının İran savaşı öncesindeki 2,44 dolar seviyesinden 4,56 dolara yükselmesi de vatandaşların hayat pahalılığına ilişkin kaygılarını artırdı.

Cumhuriyetçi Parti içinde yaklaşan ara seçimler öncesinde ekonomik memnuniyetsizliğin önemli bir risk oluşturduğu belirtiliyor. Parti kurmayları, seçmenin günlük yaşamını doğrudan etkileyen konut maliyetleri konusunda somut adımlar atılması gerektiğini savunuyor.

TRUMP’IN MESAFELİ TUTUMU TARTIŞMA YARATTI

Trump’ın seçim kampanyasında hayat pahalılığını düşürme ve orta sınıfı rahatlatma vaatlerinde bulunmasına rağmen, Kongre’de ilerleyen konut reformu sürecinde yeterince aktif rol almaması eleştirilere neden oldu.

Senato ilk adımı geçen yıl ekim ayında atarak konut arzını artırmayı hedefleyen düzenlemeleri kabul etmişti. Şubat ayında Temsilciler Meclisi kendi konut paketini geçirdi. Mart ayında ise Senato, Temsilciler Meclisi’ndeki bazı maddeleri de kapsayan güncellenmiş bir tasarıyı onayladı. Ancak iki farklı metnin ortak noktada buluşturulması süreci haftalarca tıkandı.

Özellikle büyük yatırım şirketlerinin müstakil evleri satın alarak kiraya vermesini sınırlayan düzenleme, taraflar arasında en büyük anlaşmazlık başlıklarından biri haline geldi.

Trump’ın ise Kongre’deki uzlaşma sürecine doğrudan müdahil olmak yerine kendi başkanlık kararnamelerine yönelmesi dikkat çekti.

Beyaz Saray bu süreçte topluluk bankaları üzerinden mortgage erişimini kolaylaştırmayı hedefleyen ve konut inşaatını hızlandıracak düzenleyici engelleri azaltmayı amaçlayan iki ayrı kararname yayımladı.

Ancak Trump daha sonra, Cumhuriyetçilerin tartışmalı seçim düzenlemesi olan SAVE Act’i geçirmemesi halinde konut yasasını imzalamayacağını açıklayarak süreci daha da karmaşık hale getirdi.

CUMHURİYETÇİLERDEN “SEÇMEN SONUÇ İSTİYOR” MESAJI

Cumhuriyetçi senatörler ise seçmenin artık yalnızca siyasi söylem değil doğrudan ekonomik sonuç görmek istediğini savunuyor. Missouri Senatörü Josh Hawley, seçmenlerin yaklaşan seçimlerde Kongre’ye “Hayatımızı kolaylaştırmak için ne yaptınız?” sorusunu yönelteceğini söyledi.

Illinois Senatörü Richard Durbin ise Trump yönetiminin bütçe önceliklerini eleştirerek bazı harcama kalemlerini sert ifadelerle hedef aldı.

Son günlerde Beyaz Saray’ın, Temsilciler Meclisi ile Senato arasındaki farklılıkların hızla giderilmesi çağrısı yaptığı belirtilse de, taraflar arasında hâlâ önemli görüş ayrılıkları bulunuyor. Özellikle düşük gelirli bölgelerde konut projelerini teşvik edecek hibeler ve prefabrik konut yatırımlarına yönelik maddeler yeniden müzakere ediliyor.

Uzmanlara göre ABD’de konut erişilebilirliği krizinin çözümü için kapsamlı bir siyasi uzlaşma gerekiyor. Aksi halde hızla yükselen kira ve mortgage maliyetlerinin hem ekonomiyi hem de siyasi dengeleri etkilemeye devam edeceği değerlendiriliyor.