ABD tahvil piyasasındaki baskı konut üzerinden ekonomiye taşınıyor

ABD'de uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükseliş yalnızca tahvil piyasasının sorunu olmaktan çıkıyor. Yüksek faizlerin mortgage maliyetlerini yukarıda tutması, konut piyasası üzerinden tüketim, istihdam ve büyümeye uzanan yeni bir baskı kanalı oluşturuyor.
EKOTÜRK Araştırma Masası, ABD tahvil piyasasında son dönemde yaşanan hareketliliğin konut sektörü üzerinden reel ekonomiye olası etkilerini inceledi.
ABD Hazinesi'nin uzun vadeli tahvillerde geri alım programını işlem başına en az 4 milyar dolara çıkarması, sert yükselen tahvil faizlerini düşürerek piyasayı rahatlatmayı amaçladı.
İlk tepki olumlu olurken, sonrasında uzun vadeli faizler yeniden yükseldi. Piyasa, Hazine'nin müdahalesini geçici bir likidite desteği olarak gördü. Temel sorun yüksek bütçe açığı, artan borç stoku ve yoğun tahvil arzı olarak devam ediyor.
ABD kamu borcu 40 trilyon doları aşarken, Kongre Bütçe Ofisi (CBO) 2026 bütçe açığını 1,9 trilyon dolar, GSYH'ye oranını ise yüzde 5,8 olarak öngörüyor.
Kısa ve uzun vadeli faizler ayrışıyor
Tahvil piyasasındaki görünümde en önemli ayrım 2 yıllık ve uzun vadeli faizler arasında yaşanıyor.
2 yıllık tahvil Fed'in faiz patikasını fiyatlarken, 10 ve 30 yıllık faizlerdeki yükseliş, Fed'den bağımsız olarak enflasyon, borçlanma ihtiyacı ve vade priminin öne çıktığını gösteriyor.
Böylece piyasanın sorusu yalnızca “Fed ne zaman faiz indirecek?” olmaktan çıkarak, “ABD bu borç yükünü hangi faiz seviyesinde çevirebilecek?” sorusuna dönüşüyor.
Dolar, altın ve Bitcoin'e yansıyor
Tahvil piyasasındaki fiyatlama dolar, altın ve Bitcoin'de de kendisini gösteriyor.
Tahvil faizlerindeki yükseliş normal koşullarda doları desteklerken, son dönemde dolardaki değer kaybı dikkat çekiyor. Yatırımcılar artan borç ve bütçe açığı nedeniyle doların uzun vadeli değer kaybı riskine karşı altın ve Bitcoin'e yöneliyor.
Tahvil faizlerinde yükseliş, dolarda değer kaybı ve altında yükseliş, klasik Fed hikâyesinden çok ABD'nin mali görünümüne yönelik kaygının öne çıktığını gösteriyor.
Asıl geçiş kanalı konut
Reel ekonomiye en önemli geçiş kanallarından biri ise konut piyasası.
Uzun vadeli tahvil faizleri yükseldikçe mortgage faizlerinin de düşmesi zorlaşıyor. ABD'de 30 yıllık mortgage faizi yaklaşık yüzde 6,77 seviyesinde bulunurken, yüksek finansman maliyeti konut talebini baskılıyor.
Temmuzda tek ailelik konut başlangıçları 3,5 yılın en düşük seviyesine inerken, mevcut konut satışları da geriledi.
Böylece tahvil piyasasındaki sorun “Hazine faizleri düşürebiliyor mu?” başlığından çıkarak ekonominin geneline yayılmaya başlıyor.
Tahvilden büyümeye uzanan zincir
EKOTÜRK Araştırma Masası'nın incelediği aktarım zinciri şöyle özetleniyor:
Yüksek tahvil faizi → yüksek mortgage → daha az konut satışı → daha az inşaat başlangıcı → dayanıklı tüketim, tadilat ve istihdamda zayıflama → tüketim ve büyümede baskı
ABD tahvil piyasasındaki yeni dalganın en somut ekonomik etkilerinden biri, zaten kırılgan olan konut piyasası üzerinden büyümeye yansıyan finansman maliyeti olmaya aday görünüyor.


