Haberler

ABD ve AB’den Rusya’ya yeni yaptırımlar: Kremlin’in mali kaynakları hedefte

ABD ve AB’den Rusya’ya yeni yaptırımlar: Kremlin’in mali kaynakları hedefte

ABD ve Avrupa Birliği, Rusya’ya karşı yeni yaptırım paketleri hazırlığında. Kremlin’in mali kaynaklarını hedef alması beklenen bu adımların, enerji piyasaları üzerinde yalnızca kısmi etkiler yaratacağı tahmin ediliyor.

WASHINGTON VE BRÜKSEL’DEN YENİ HAMLE

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, 2 Eylül’de yaptığı açıklamada, Rusya’ya yönelik ek yaptırımların masada olduğunu duyurdu. Avrupa Birliği ülkeleri de 29 Ağustos’ta yayımladıkları ortak metinle, 19. yaptırım paketinin hazırlanma sürecinin hızlandırıldığını ilan etti.

AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile yaptığı ortak basın toplantısında, Rusya üzerindeki baskının artırılması gerektiğini vurguladı. Costa, AB heyetinin bu kapsamda Washington’a gideceğini de açıkladı.

Uzmanlara göre, yeni yaptırımlar Rusya’nın savaş kapasitesini zayıflatmayı hedefliyor ancak enerji sektörüne doğrudan etkisi oldukça sınırlı kalacak.

RUSYA’NIN MALİ KAYNAKLARI HEDEFTE

Şubat 2022’den bu yana Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Moskova’ya onlarca yaptırım uygulayan Batılı ülkeler, özellikle mali kaynakları hedef alan yeni önlemleri gündeme taşıyor.

ABD yönetimi, Rusya’dan petrol ve doğal gaz ithalatını yakından izlerken, en son 27 Ağustos’ta Hindistan’a “Rus petrolü aldığı” gerekçesiyle yüzde 25’in üzerine ilave yüzde 25 tarife getirme kararı aldı.

AB ise bugüne kadar 18 yaptırım paketiyle ticaret, finans, enerji, teknoloji, ulaşım, altın, elmas ve lüks ürünler dahil stratejik sektörlerde kısıtlamalar uyguladı. Ayrıca, Rus bankalarının SWIFT sisteminden çıkarılması ve deniz yoluyla taşınan ham petrol ithalatına yasak getirilmesi de önceki paketlerde yer aldı.

19. YAPTIRIM PAKETİNDE ENERJİ VURGUSU ZAYIF

Energy Aspects Jeopolitik Araştırmalar Başkanı Richard Bronze, ABD’de eylül boyunca Rusya’ya ek yaptırımların tartışılacağını belirterek, ABD’li senatörlerin Rusya’dan petrol ve gaz alan ülkelere yüzde 500 gümrük vergisi öngören yasa tasarısını yeniden gündeme getirebileceğini söyledi. Ancak Bronze’a göre, bu tasarının Kongre’den geçebilmesi için ciddi değişiklikler yapılması şart ve bu durum ABD Başkanı Donald Trump’a esneklik sağlayabilir.

Bronze, AB’nin 19. yaptırım paketinin eylül-ekim döneminde tamamlanmasının beklendiğini aktararak, “İlk raporlar, önlemlerin yalnızca sınırlı bir bölümünün enerji piyasasına odaklanacağını gösteriyor. 18. paket kapsamında yer alan bazı maddeler ise halihazırda uygulanıyor. Örneğin, Rus petrolüne yönelik tavan fiyat uygulaması 3 Eylül’de devreye girdi. Ayrıca, üçüncü ülkelerde Rus ham petrolünden üretilen ürünlerin ithalatına yönelik yasak 21 Ocak 2026’da yürürlüğe girecek.” dedi.

BATI YAPTIRIMLARI RUSYA’YI ZAYIFLATMADI

Bronze, yaptırımların enerji piyasasını şekillendirdiğini ancak Moskova’nın savaş kapasitesini kayda değer ölçüde azaltamadığını vurguladı. “Batı’nın yaptırımları Kremlin’in savaş girişimlerini engelleyemedi” ifadelerini kullanan Bronze, Avrupa’nın Rus gazı alımını düşürmesiyle boru hattı ihracatında gerileme yaşandığını ancak Rusya’nın ham petrol ve ürünlerini farklı pazarlara yönlendirdiğini kaydetti.

Yüksek nakliye maliyetlerinin Rus petrol satıcılarını indirim yapmak zorunda bıraktığını söyleyen Bronze, buna rağmen yaptırımların Rus petrolünü küresel pazardan kayda değer miktarda çekemediğini belirtti. Bunun en önemli nedenlerinden biri olarak da ABD yönetimlerinin, sert yaptırımların petrol fiyatlarında ani sıçramalara yol açabileceği endişesini gösterdi.

KISA VADEDE RUSYA’YA PETROL YAPTIRIMI OLMAYACAK

Oslo Üniversitesinden enerji uzmanı Francesco Sassi ise ABD’nin kısa vadede Rus petrolüne yeni yaptırımlar getirmesinin olası görünmediğini ifade etti.

Sassi, Trump yönetiminin Moskova ile doğrudan temas kurma arzusuna dikkat çekerek, “ABD hükümeti Rusya ile bazı alanlarda enerji işbirliği seçeneklerini değerlendiriyor. Bu nedenle kısa vadede Washington’dan sert enerji yaptırımları beklemek gerçekçi değil. Ayrıca, ABD ile AB arasındaki iş birliği her geçen gün daha da ayrışıyor. Bu durum Kremlin’in lehine bir stratejik boşluk yaratıyor ve enerji de bu boşluğun en önemli alanlarından biri haline geliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Uzmanlar, ABD ile AB’nin farklı tutumlarının, Kremlin’e jeopolitik manevra alanı sağladığını ve enerji piyasalarında yeni riskler doğurduğunu vurguluyor.

İlgili Haberler

En Çok Okunanlar