AB’den Çin ve ABD’ye karşı ekonomik kalkan hamlesi: İthalata fren, üretime gaz
Avrupa Birliği’nin küresel rekabet karşısında sanayisini güçlendirmek amacıyla hazırladığı yeni kamu alımı yaklaşımı, Brüksel’de adeta diplomatik ve ekonomik bir mücadele alanı oluşturdu. Avrupa Komisyonu’nun, kamu ihalelerinde Avrupa’da üretilmiş ürünlere öncelik tanımayı planlayan düzenlemesi hem üye ülkeler arasında hem de dış ticaret ortaklarıyla ciddi tartışmaları beraberinde getirdi.
ABD ve Çin’in sanayi politikalarına karşı denge oluşturmayı hedefleyen girişim, özellikle “korumacılık” tartışmasını yeniden alevlendirdi. Birçok ülke, bu yaklaşımın ticaret ortaklarına kapıları daraltabileceğini savunurken, bazı başkentler ise Avrupa üretimini korumadan küresel rekabette ayakta kalmanın mümkün olmadığını düşünüyor.
KAMU İHALELERİNDE YERLİ ÖNCELİĞİ TARTIŞMASI
Komisyonun üzerinde çalıştığı Endüstriyel Hızlandırıcı Yasası’nın (IAA) temel amacı, stratejik sektörlerde üretim zincirini Avrupa’ya çekmek. Kimya, otomotiv, yapay zeka ve uzay teknolojileri başlıca hedef alanlar arasında yer alıyor.
Taslak önerilere göre elektrikli araçlarda yüzde 70, alüminyumda yüzde 25 ve yapı malzemelerinde yüzde 30 oranında Avrupa menşei şartı getirilmesi gündemde.
Bu oranlar kabul edilirse, Avrupa kamu ihalelerinde tedarik zinciri köklü biçimde değişecek.
Ancak özellikle İskandinav ve Baltık ülkeleri, katı kuralların yatırımları yavaşlatabileceği ve şirketlerin dış teknolojilere erişimini zorlaştırabileceği görüşünde. Bu ülkeler, “Avrupa Malı” tanımının daha esnek yapılmasını talep ediyor.
YASA NEDEN SÜREKLİ ERTELENİYOR?
Düzenlemenin 26 Şubat’ta açıklanması beklenirken, yoğun lobi faaliyetleri nedeniyle takvim yeniden belirsizliğe girdi. Daha önce Kasım 2025’te de ertelenen metin, üye devletler arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle henüz nihai şekline ulaşamadı.
Brüksel’deki kaynaklara göre tartışma artık yalnızca teknik değil, doğrudan ekonomik model tartışmasına dönüşmüş durumda.
Serbest ticaret yaklaşımını savunan Ticaret Genel Müdürlüğü, küresel ticaret gerilimlerini artırabileceği gerekçesiyle çekincelerini dile getirirken, Fransa başta olmak üzere bazı ülkeler artık uygulama aşamasına geçilmesi gerektiğini savunuyor.
DIŞ ORTAKLARDA ENDİŞE BÜYÜYOR
AB ile yoğun ticaret yapan ülkeler de gelişmeleri yakından izliyor. İngiltere, Avrupa pazarının ihracatı açısından kritik önemde olduğunu vurgularken, yeni kuralların ticaret hacmini etkileyebileceği belirtiliyor.
İngiltere Maliye Bakanı Rachel Reeves, ticari bağımlılığın boyutuna dikkat çekerek Avrupa ile ilişkilerin ekonomik açıdan vazgeçilmez olduğunu ifade etti.
Uzmanlara göre düzenleme yürürlüğe girerse AB’nin ticaret politikası son 30 yılın en büyük dönüşümünü yaşayabilir.
Avrupa Komisyonu’nun İç Pazar’dan sorumlu üyesi Stephane Sejourne ise sürecin zaman alacağını belirterek ortak bir formül bulunmasının kaçınılmaz olduğunu söylüyor. Brüksel’deki müzakereler devam ederken, Avrupa sanayi politikasının yönünü belirleyecek kararın yalnızca ekonomik değil jeopolitik sonuçlar doğurması bekleniyor.
