AB’nin karbon sınır vergisi gelişmekte olan ülkelere ek maliyet getirebilir
Avrupa Birliği’nin 1 Ocak itibarıyla yürürlüğe giren karbon sınır vergisi uygulamasının, gelişmekte olan ülkeler üzerinde ciddi mali baskı yaratabileceği uyarısı geldi. Yeni Delhi merkezli düşünce kuruluşu Centre for Science and Environment (CSE), uygulamanın karbonsuzlaşma maliyetlerini Hindistan başta olmak üzere Küresel Güney ülkelerinin üzerine kaydırdığını savundu.
CSE’ye göre Karbon Sınır Ayarlama Mekanizması (CBAM), sera gazı yoğun üretimle üretilen ve AB’ye ihraç edilen demir-çelik, alüminyum, çimento ve gübre gibi ürünlere sınırda ek bir karbon bedeli getiriyor. Bu durumun, özellikle gelişmekte olan ülkelerin ihracatında rekabet gücünü zayıflatabileceği belirtiliyor. Düşünce kuruluşu, mekanizmanın 2028’e kadar AB ülkelerine yıllık yaklaşık 1,5 milyar avro gelir sağlamasının beklendiğini, ancak bu gelirin Küresel Güney’deki karbonsuzlaşma çabalarına doğrudan katkı sunmadığını vurguluyor.
CSE’nin analizine göre CBAM, Hindistan’ın AB’ye yaptığı çelik ve alüminyum ihracatında yaklaşık yüzde 25’e varan bir fiyat baskısı yaratabilir. Bu maliyet artışının, ihracatçı firmalar tarafından rekabeti korumak adına fiyat sıkıştırması yoluyla absorbe edilmesi bekleniyor. Bu nedenle Hindistan, Çin ve Güney Afrika gibi ülkeler uzun süredir uygulamaya karşı çıkıyor.
CSE Genel Direktörü Sunita Narain, mekanizmanın küresel ticarette rekabet anlayışını dönüştürdüğünü belirterek, “Sınırda karbon fiyatı koymak, küresel ticarette rekabetin nasıl tanımlandığını değiştiriyor. Ancak aynı zamanda karbonsuzlaşma maliyetlerini gelişmekte olan ülkelere kaydırıyor ve bu ülkeleri yapısal olarak dezavantajlı koşullarda, başka yerlerde belirlenen kurallara uyum sağlamaya zorluyor” dedi.
Narain, sanayide karbonsuzlaşmanın kaçınılmaz ve gerekli olduğunu kabul etmekle birlikte, “Bu dönüşüm tek taraflı adımlarla dayatılamaz” ifadelerini kullandı.
CSE, CBAM kapsamında toplanan karbon vergisi gelirlerinin yüzde 75’inin AB bütçesine, yüzde 25’inin ise ulusal bütçelere aktarılacağına dikkat çekerek, bu yapının gelişmekte olan ülkelerin dönüşümünü desteklemediğini savundu. Bu nedenle Hindistan gibi ülkelerin, ihracat aşamasında kendi karbon vergilerini uygulayarak elde edilen kaynakları yerli sanayinin karbonsuzlaşmasına yönlendirmesi önerildi.
CSE İklim Değişikliği Programı Yöneticisi Avantika Goswami, “Bu yaklaşım imalatın karbon yoğunluğunu azaltmaya yardımcı olabilir. Aynı zamanda rekabet koşullarını dengeleyerek Küresel Güney ülkelerine düşük karbonlu büyüme için finansman sağlar” değerlendirmesinde bulundu.
Kuruluşun ürün bazlı analizine göre, Hindistan’ın CBAM kapsamına giren ürünlerinin AB’ye ihracatı, 2022-23 mali yılında ülkenin AB’ye toplam mal ihracatının yaklaşık yüzde 10’unu oluşturdu. Bu ihracatın değeri, Hindistan’ın aynı dönemdeki gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 0,2’sine karşılık geliyor. Söz konusu ürünler, demir-çelik, alüminyum, gübre ve çimentodan oluşuyor.
Gelişmekte olan ülkeler, CBAM gibi iklim bağlantılı ticaret önlemlerinin iklimle mücadele maliyetlerini artırabileceği, çok taraflı işbirliğini zayıflatabileceği ve tarihsel emisyonları daha düşük olan ülkelere orantısız yük bindirebileceği uyarısında bulunuyor. Bu eleştiriler, Dünya Ticaret Örgütü kurallarıyla uyum tartışmaları çerçevesinde uluslararası platformlarda ve son olarak Brezilya’nın Belém kentinde düzenlenen COP30 Zirvesi’nde de gündeme gelmişti.
Kaynak: Guardian
