Asya enerji alarmında: Hürmüz krizi acil önlemleri tetikledi
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması, enerji ihtiyacının büyük bölümünü bu kritik hattan karşılayan Asya ülkelerini harekete geçirdi. Bölgedeki arz kesintisi, hükümetleri acil durum planlarını devreye almaya zorladı.
Savaş öncesinde dünya genelinde deniz yoluyla taşınan petrol ve LNG ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçerken, sevkiyatın büyük kısmı Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore başta olmak üzere Asya’ya yöneliyordu. Ancak artan askeri gerilimle birlikte boğazdaki gemi trafiği durma noktasına geldi ve enerji arzına ilişkin riskler hızla yükseldi.
Stoklar kritik seviyelerde
Krizin etkileri özellikle enerji stoklarında kendini gösterdi. Filipinler, yakıt rezervlerinin yaklaşık 45 gün yeteceğini açıklayarak “ulusal enerji acil durumu” ilan etti. Tayvan yaklaşık 11 günlük LNG stokuna sahip olduğunu duyururken, Bangladeş’te yakıt rezervlerinin 9 ila 14 gün arasında tükeneceği bildirildi.
Alternatif yakıt arayışı hızlandı
Enerji arzındaki daralma, ülkeleri alternatif çözümlere yöneltti. Bangladeş farklı ülkelerden dizel ithalatına yönelirken, Filipinler daha düşük kaliteli yakıt kullanımına izin verdi. Hindistan ise enerji tedarikçilerini çeşitlendirerek ithalat yaptığı ülke sayısını 27’den 41’e çıkardı.
Japonya da artan fiyat baskısına karşı stratejik rezervlerin yeniden devreye alınması için hazırlık yaparken, Uluslararası Enerji Ajansı’nın koordineli rezerv kullanımı planı gündemdeki yerini koruyor.
Tasarruf tedbirleri geri döndü
Birçok Asya ülkesi enerji talebini azaltmak için pandemi dönemini hatırlatan önlemleri yeniden uygulamaya başladı. Pakistan’da kamu kurumlarında haftada dört gün çalışma sistemine geçilirken, eğitim kurumları geçici olarak kapatıldı. Bangladeş’te tatiller erkene çekildi.
Endonezya ve Vietnam’da uzaktan çalışma modelleri gündeme gelirken, Tayland kamu çalışanlarına evden çalışma talimatı verdi.
Kriz derinleşebilir
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’ndaki aksamanın sürmesi halinde yalnızca enerji piyasalarının değil, üretim, ulaşım ve gıda fiyatlarının da ciddi şekilde etkilenebileceği uyarısında bulunuyor. Asya ülkeleri ise hem arz güvenliğini sağlamak hem de talebi sınırlamak için çok yönlü kriz yönetimi uygulamaya devam ediyor.
