Avrupa pahalı değil, Türkiye fakirleşti: Emre Alkin’den çarpıcı kıyaslama

Ekonomist Prof. Dr. Emre Alkin, EKOTÜRK TV yayınında yaptığı değerlendirmede Türkiye’deki hayat pahalılığı tartışmasına farklı bir perspektif getirdi. Alkin, ülkeler arası fiyat kıyaslamalarının yalnızca etiketler üzerinden yapılmasının yanıltıcı olduğunu belirterek, esas ölçütün gelir düzeyi ve harcanan çalışma süresi olması gerektiğini söyledi.

MARKET SEPETİ AYNI, EMEK SÜRESİ FARKLI

Alkin’in örneğinde tavuk, dana kıyma, süt, yoğurt, pirinç, makarna, domates, patates, elma, yumurta, ekmek ve ayçiçek yağından oluşan temel bir gıda sepeti yer aldı. Bu sepetin İngiltere’de yaklaşık 40 sterlin, Türkiye’de ise 2 bin lira civarında olduğu ifade edildi. Nominal fiyatlar birbirine yakın görünse de satın alma gücü açısından fark açılıyor.

Gerçek karşılaştırma ürün fiyatında değil, o ürün için harcanan emek süresinde ortaya çıkıyor.

ASGARİ ÜCRET KARŞILAŞTIRMASI DİKKAT ÇEKTİ

İngiltere’de saatlik asgari ücretin yaklaşık 11 sterlin seviyesinde olduğunu belirten Alkin, bu gelirle çalışan bir kişinin söz konusu alışverişi 3–4 saatlik çalışmayla tamamlayabildiğini aktardı. Türkiye’de ise benzer bir sepet için gereken çalışma süresinin çok daha uzun olduğuna işaret etti.

Türkiye’de aynı temel gıda sepetine ulaşmak için harcanan mesai, neredeyse iki iş gününe yaklaşıyor.

Ortalama ücretler üzerinden yapılan hesaplamada da tablo değişmiyor. Türkiye’de saatlik kazanç 150 lira civarında varsayıldığında, temel bir alışveriş için 10–12 saatlik mesai gerekiyor. İngiltere’de ise ortalama gelirle çalışan biri benzer alışverişi birkaç saat içinde tamamlayabiliyor.

FİYAT İSTİKRARI VE BELİRSİZLİK SORUNU

Alkin’e göre refah yalnızca satın alınan ürün miktarıyla değil, bu ürünlere ulaşmak için hayatın ne kadarından vazgeçildiğiyle ölçülüyor. İngiltere’de gelir ve fiyat dengesi daha öngörülebilirken, Türkiye’de fiyat oynaklığı ve gelir belirsizliği planlamayı zorlaştırıyor.

Türkiye’de alışveriş yalnızca pahalı değil; aynı zamanda belirsizlik nedeniyle psikolojik olarak da yıpratıcı bir süreç haline gelmiş durumda.

İTHALAT POLİTİKALARI VE EK MALİYETLER

Programda düşük tutarlı ürünlere yönelik vergi muafiyetlerinin kaldırılması, ek gümrük vergileri ve çeşitli ticari kısıtlamalar da ele alındı. Bu tür uygulamaların rekabeti sınırladığı ve maliyetleri artırarak fiyatlara yansıdığı değerlendiriliyor.

Meslek kuruluşları ve sektör temsilcilerinin sorunlarını zamlar yoluyla tüketiciye yansıtmak yerine doğrudan kamu otoriteleriyle çözmesi gerektiğini belirten Alkin, kalıcı çözümün enflasyonla mücadelede yattığını ifade etti.

ENFLASYON VE REFAH İLİŞKİSİ

Ekonomik değerlendirmeye göre fiyat artışları tek başına refah kaybını açıklamıyor; asıl belirleyici unsur gelirlerin fiyat artışlarına yetişememesi. Bu durum, vatandaşın yalnızca alım gücünü değil, yaşam kalitesini de etkiliyor.

FİYAT DEĞİL, HAYATTAN GİDEN ZAMAN

Uzmanlara göre refah seviyesi yalnızca satın alınan ürün miktarıyla ölçülmüyor. İnsanların o ürünlere ulaşmak için hayatlarından ne kadar zaman ve enerji harcadıkları da belirleyici oluyor.

Türkiye’de alışveriş yalnızca pahalı değil; aynı zamanda yıpratıcı ve belirsizlik dolu bir süreç haline gelmiş durumda.

İngiltere’de çalışanlar gelecek ay benzer alışveriş için ne kadar çalışmaları gerektiğini büyük ölçüde öngörebilirken, Türkiye’de fiyat oynaklığı ve gelir belirsizliği planlama yapmayı zorlaştırıyor.

İTHALAT ENGELLERİ VE EK VERGİLER ELEŞTİRİLDİ

Programda ayrıca düşük tutarlı ürünlere yönelik vergi muafiyetlerinin kaldırılması, ek gümrük vergileri ve çeşitli ithalat kısıtlamaları da gündeme geldi. Bu uygulamaların piyasada rekabeti daralttığı ve fiyatları yukarı çektiği ifade edildi.

Meslek kuruluşları ve sektör temsilcilerinin çözümü vatandaşa yansıyan zamlarla aramasının doğru bir yöntem olmadığı vurgulanırken, asıl çözümün enflasyonla etkin mücadele olduğu belirtildi.

ÇÖZÜM NEREDE?

Ekonomik sıkıntıların temelinde fiyat istikrarsızlığının bulunduğunu belirten değerlendirmelerde, geçici önlemler yerine kalıcı enflasyon politikalarına ihtiyaç olduğu dile getirildi. Uzmanlar, üretici ve hizmet sağlayıcıların sorunlarını doğrudan kamu otoriteleriyle çözmesi gerektiğini savunuyor.