Avrupa’nın gündeminde neler var ? 02 Mart 2026
İran Müdahelesi ve körfez geriliminin yansımaları…
Hürmüz Boğazı Krizi: Petrol 100 Doları Aşabilir
Küresel enerji piyasaları, ABD’nin İran’a yönelik son saldırılarının ardından Orta Doğu’da arz kesintisi riskinin yeniden yükselmesiyle alarm durumuna geçti. Analistler, gerilimin tırmanması ve özellikle Strait of Hormuz üzerinden sevkiyatın aksaması halinde petrol fiyatlarının üç haneli seviyelere çıkabileceği uyarısında bulunuyor.
Piyasalarda ilk etapta “jeopolitik risk primi” kaynaklı sert bir yükseliş bekleniyor. Ancak uzmanlara göre asıl belirleyici faktör, çatışmanın süresi ve bölgeye yayılıp yayılmayacağı olacak.
Küresel Petrol Akışının Üçte Biri Riskte
Hürmüz Boğazı, günlük yaklaşık 13 milyon varil petrol geçişiyle küresel deniz yoluyla taşınan ham petrolün yaklaşık %31’ini taşıyor. Suudi Arabistan, Irak, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri üretimi bu güzergâh üzerinden dünya piyasalarına ulaşıyor. Aynı hat, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticareti için de kritik önemde.
Reuters’a göre İran Devrim Muhafızları, ticari gemilere yönelik telsiz mesajlarında geçişlere izin verilmeyeceğini bildirdi. Ancak Tahran yönetimi resmi bir kapatma kararı açıklamadı.
En Kötü Senaryo: 1970’lerden Daha Sert Şok
Enerji analistleri, olası senaryoların sınırlı ihracat kaybından boğazın tamamen kapanmasına kadar uzandığını belirtiyor.
En kötü ihtimalde:
- Petrol fiyatları 100 doların üzerine çıkabilir
- LNG fiyatları 2022’de görülen rekor seviyelere yaklaşabilir
- Körfez’de enerji altyapısına yönelik saldırılar küresel arz zincirini ciddi biçimde sarsabilir
Uzmanlar, İran’ın varoluşsal bir tehdit algılaması halinde boğazı kapatma girişiminde bulunabileceğini, bunun da 1970’lerdeki petrol ambargosundan daha sert bir enerji krizine yol açabileceğini ifade ediyor.
Körfez’de Üç Tanker Hasar Gördü: ABD-İran Gerilimi Deniz Ticareti Vurdu
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından tırmanan gerilim, Basra Körfezi ve Umman Denizi’nde ticari gemileri doğrudan etkiledi. Reuters’a konuşan denizcilik kaynakları ve yetkililere göre, Körfez açıklarında en az üç tanker hasar gördü.
Son 24 saatte güvenlik risklerinin hızla artması üzerine, petrol ve LNG tankerleri dahil 200’den fazla gemi Hürmüz Boğazı ve çevresinde demir attı. İran ise stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nda seyrüseferi durdurduğunu açıkladı.
Ticari Gemiler İçin Risk Tırmandı
Uluslararası Denizcilik Odası (BIMCO) Güvenlik Direktörü Jakob Larsen, ABD-İsrail saldırılarının ardından Basra Körfezi ve çevresinde faaliyet gösteren gemiler için güvenlik riskinin “dramatik biçimde arttığını” söyledi. Larsen, ABD veya İsrail bağlantılı ticari gemilerin daha yüksek risk altında olduğunu, ancak diğer gemilerin de “kasıtlı ya da yanlışlıkla” hedef alınabileceğini belirtti.
Umman’ın Musandam Yarımadası açıklarında ABD yaptırımları altındaki Palau bayraklı bir petrol tankeri isabet aldı; olayda dört kişi yaralandı. Marshall Adaları bayraklı ham petrol tankeri MKD VYOM da Umman açıklarında seyir halindeyken bir mühimmatla vuruldu. İngiltere Deniz Ticareti Operasyonları (UKMTO) da aynı bölgede yüklü bir ticari gemide patlama bildirildiğini duyurdu.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin Cebel Ali Limanı’nda bulunan başka bir tanker, İran’ın Körfez ülkelerini hedef alan gece saldırıları sırasında hava savunma müdahalesinden düşen parçalar nedeniyle hasar tehlikesi atlattı. BAE kıyılarında yakıt ikmali yapan üçüncü bir tanker de zarar gördü.
Mayın ve Yanlış Hedef Riski
ABD Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı Denizcilik İdaresi (MARAD), Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi’nde İran’ın misilleme saldırıları riskine karşı gemilere bölgeden uzak durmaları tavsiyesinde bulundu. ABD bayraklı veya ABD bağlantılı ticari gemilerin, yanlışlıkla hedef alınma riskini azaltmak için ABD askeri gemilerinden en az 30 deniz mili uzaklıkta seyretmeleri istendi.
Güvenlik kaynakları, İran güçlerinin Hürmüz Boğazı’nın dar geçiş hatlarına mayın döşeme ihtimaline de dikkat çekti. Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, İran ordusunun Haziran ayında Körfez’de bazı gemilere deniz mayınları yüklediğini ve bunun Washington’da olası bir Hürmüz ablukası endişesini artırdığını ifade etti.
Sigorta Primlerinde Sert Artış Beklentisi
Denizcilik kaynakları, savaş riski sigorta primlerinin pazartesi günü yeniden değerlendirileceğini ve önemli artışlar beklendiğini belirtti. Londra merkezli Lloyd’s sigorta piyasası, İran, Basra Körfezi ve Umman Denizi’nin bazı bölümlerini halihazırda “yüksek riskli bölge” olarak sınıflandırıyor.
Sigorta brokeri Marsh’ta görevli Dylan Mortimer, Körfez’de gemi gövde sigortası primlerinin kısa vadede yüzde 25 ila yüzde 50 arasında artabileceğini öngördü.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ve LNG ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği kritik bir geçiş noktası olarak biliniyor. Bölgedeki güvenlik riskinin artması, küresel enerji arzı ve fiyatlar üzerinde yeni bir baskı oluşturabilir.
Petrol Fiyatları %10 Sıçradı: İran Krizi Brent’i 80 Doların Üzerine Taşıdı, 100 Dolar Senaryosu Masada
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Orta Doğu’da gerilimin savaşa dönüşmesi, petrol piyasalarında sert bir fiyatlamaya yol açtı. Reuters’a konuşan petrol tüccarlarına göre, Brent petrol hafta sonu tezgâh üstü işlemlerde (OTC) yüzde 10 artarak varil başına yaklaşık 80 dolara yükseldi. Analistler, krizin derinleşmesi halinde fiyatların 100 dolar seviyesine yaklaşabileceği hatta aşabileceği uyarısında bulundu.
Cuma günü 73 dolarla Temmuz ayından bu yana en yüksek seviyeyi gören Brent, hafta sonu vadeli işlemler kapalı olduğu için OTC piyasada işlem gördü. Piyasadaki asıl belirleyici unsurun ise saldırıların kendisinden çok Hürmüz Boğazı’nın kapanma riski olduğu vurgulandı.
ICIS Enerji ve Rafineri Direktörü Ajay Parmar, “Askeri saldırılar petrol fiyatlarını destekliyor ancak kilit faktör Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıdır” dedi. Parmar, boğazın uzun süreli kapanması halinde fiyatların 100 dolara çok daha yakın açılmasını ve bu seviyeyi aşmasını beklediklerini ifade etti.
Hürmüz Boğazı Kritik Eşik
Ticaret kaynaklarına göre, tanker sahipleri, büyük petrol şirketleri ve ticaret evlerinin çoğu, İran’ın uyarılarının ardından Hürmüz Boğazı üzerinden ham petrol, akaryakıt ve LNG sevkiyatlarını askıya aldı. Küresel petrol arzının yüzde 20’den fazlası bu dar geçiş noktasından taşınıyor.
RBC analisti Helima Croft, Orta Doğulu liderlerin Washington’a, İran’a karşı bir savaşın petrol fiyatlarını 100 doların üzerine taşıyabileceği yönünde uyarıda bulunduğunu aktardı. Rabobank analistleri ise daha temkinli bir tahminle, fiyatların kısa vadede 90 doların üzerinde kalabileceğini belirtti.
OPEC+’tan Sınırlı Artış
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü ve müttefiklerinden oluşan OPEC+ grubu, Nisan ayından itibaren üretimi günde 206 bin varil artırma kararı aldı. Ancak bu artış, küresel talebin yüzde 0,2’sinden azına karşılık geliyor ve piyasadaki potansiyel arz kaybını telafi etmekten uzak görülüyor.
Rystad Energy ekonomisti Jorge Leon, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının, alternatif hatlar kullanılsa dahi günde 8 ila 10 milyon varillik net arz kaybına yol açabileceğini söyledi. Bu miktarın bir kısmı Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı boru hattı ve Abu Dabi hattı üzerinden yönlendirilebilse de kaybın tamamen telafi edilmesi mümkün görünmüyor.
Rystad, piyasalar açıldığında fiyatların 20 dolar artarak yaklaşık 92 dolar seviyesine yükselebileceğini öngörüyor.
Asya Alternatif Arayışında
İran krizi, Asya’daki hükümetleri ve rafinerileri de alarma geçirdi. Bölge ülkeleri petrol stoklarını ve alternatif tedarik yollarını gözden geçirirken, Kpler analistleri Hindistan’ın olası Orta Doğu arz kaybını telafi etmek için Rus petrolüne yönelebileceğini ifade etti.
Uzmanlara göre, Hürmüz Boğazı’ndaki herhangi bir uzun süreli kesinti, yalnızca petrol fiyatlarını değil, küresel enflasyon ve para politikası beklentilerini de doğrudan etkileyecek.
İNGİLTERE
İran’dan Kıbrıs Yönüne Füze Atışı: İngiltere Savunma Bakanı “Tehdit Artıyor” Dedi
İngiltere Savunma Bakanı John Healey, İran tarafından Kıbrıs yönüne iki balistik füze fırlatıldığını açıkladı. Adada İngiltere’ye ait askeri üsler bulunurken, Healey füzelerin doğrudan bu üsleri hedef aldığına inanmadıklarını ancak olayın İran’ın misillemelerinin “ne kadar gelişigüzel” olduğunu gösterdiğini söyledi.
Sky News’e konuşan Healey, İran’ın ABD-İsrail saldırılarına yanıt olarak bölgede artan ve kontrolsüz bir şekilde karşılık verdiğini belirterek, “Bu durum ciddi ve giderek kötüleşen bir tabloyu ortaya koyuyor” dedi.
Bahreyn’de 300 İngiliz Asker Risk Altındaydı
Healey, İran’ın füze ve insansız hava aracı saldırısına uğrayan Bahreyn’deki üs yakınlarında yaklaşık 300 İngiliz askerinin bulunduğunu açıkladı. Bazı personelin, füzelerin düştüğü noktaya birkaç yüz metre mesafede olduğunu söyledi.
Başbakan Sir Keir Starmer’ın daha önce Orta Doğu üzerinde savunma amaçlı hava operasyonları için “uçakların havada” olduğunu duyurduğu hatırlatıldı. İngiliz savaş uçaklarının Katar ve Kıbrıs’tan kalkarak savunma görevleri yürüttüğü, bölgedeki müttefikleri hedef alan füze ve İHA’ları düşürdüğü belirtildi.
Starmer’dan Kıbrıs Lideri ile Görüşme
Starmer, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides ile de telefon görüşmesi yaptı. Kıbrıs tarafı, ülkenin doğrudan hedef alınmadığının kendilerine net şekilde iletildiğini açıkladı. Yetkililerin gelişmeleri yakından takip ettiği bildirildi.
“İran Nükleer Silaha Sahip Olamaz”
Healey, İran’ın İngiltere’de planladığı 20 terör girişimine, on binlerce vatandaşının ölümüne ve Rusya’ya Ukrayna’da kullanılmak üzere sağladığı 50 bin insansız hava aracına dikkat çekti. “Bu rejim diğer ülkeleri taciz ediyor ve asla nükleer silaha sahip olmasına izin verilemez” dedi.
ABD-İsrail saldırılarının hukuki niteliği sorulduğunda ise Healey, bunun ABD tarafından açıklanması gerektiğini belirterek doğrudan yorum yapmaktan kaçındı. İngiltere’nin attığı tüm adımların uluslararası hukuka uygun olduğunu vurguladı.
Muhalefetten Hükümete Tepki
Muhalefet partileri hükümetin kriz yönetimine ilişkin sorular yöneltti. Muhafazakâr Parti gölge dışişleri bakanı Priti Patel, Başbakan Starmer’ın ABD ile yeterince proaktif çalışıp çalışmadığını sorguladı ve İran büyükelçisinin sınır dışı edilmesini talep etti.
Reform UK lideri Nigel Farage ise İran’ın Kıbrıs yönüne balistik füze fırlatmasını “kazara” olarak nitelendirmenin gerçekçi olmadığını savundu.
Yeşiller Partisi lideri Zack Polanski ise diplomasi sürecinin yeterince ciddiye alınmadığını öne sürerek, müzakere yollarının tükenmeden askeri seçeneğe başvurulmaması gerektiğini söyledi.
Bölgedeki gerilim, İngiltere’nin Orta Doğu’daki askeri varlığı ve savunma rolü açısından yeni bir sınav oluştururken, hükümet doğrudan çatışmaya dahil olunup olunmayacağı konusunda net bir taahhütte bulunmadı.
AVRUPA BİRLĞİ
Fransa, Almanya ve İngiltere’den İran’a “Müzakere” Çağrısı: Saldırılara Katılmadık
Fransa, Almanya ve İngiltere liderleri, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından tırmanan krize ilişkin nadir bir ortak açıklama yayımlayarak, İran’a “müzakere edilmiş bir çözüm” arama çağrısında bulundu. Üç ülke, açıklamada ABD-İsrail saldırılarına katılmadıklarını açıkça vurguladı.
Ortak metin; Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer tarafından imzalandı. Liderler, İran’ın bölgedeki ABD askeri üslerine yönelik misilleme saldırılarını kınarken, Tahran yönetimine nükleer ve balistik füze programlarını sonlandırma çağrısını yineledi.
Açıklamada, “Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık olarak İran rejimini nükleer programını sonlandırmaya, balistik füze programını sınırlamaya, bölgesel istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerine son vermeye ve kendi halkına yönelik baskıyı durdurmaya defalarca çağırdık” denildi. Üç ülke, “Bu saldırılara katılmadık ancak ABD, İsrail ve bölgedeki ortaklarımızla yakın temas halindeyiz” ifadesini kullandı.
Liderler ayrıca, İran’ın bölge ülkelerine yönelik saldırılarını “en güçlü şekilde” kınayarak, sivillerin korunması ve uluslararası hukuka saygı çağrısı yaptı. “İran liderliğini müzakere edilmiş bir çözüm aramaya çağırıyoruz. Nihayetinde İran halkının kendi geleceğini belirlemesine izin verilmelidir” denildi.
AB: Diplomatik Yollar Araştırılıyor
Avrupa Birliği, Arap ülkeleriyle birlikte “diplomatik yolları” araştırdığını ve tüm taraflara “azami itidal” çağrısı yaptığını açıkladı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, gelişmeleri “son derece endişe verici” olarak nitelendirdi ve AB’nin bölgedeki diplomatik ortaklarla yakın temas halinde olduğunu belirtti.
Von der Leyen, “Bölgesel güvenlik ve istikrarı koruma konusundaki kararlılığımızı yineliyoruz. Nükleer güvenliğin sağlanması ve küresel nükleer silahların yayılmasını önleme rejimini zayıflatacak adımlardan kaçınılması kritik önemdedir” dedi. AB’nin Kızıldeniz’deki Aspides deniz misyonunun yüksek alarm durumunda olduğunu ve deniz ticaret koridorunun açık kalmasına destek vermeye hazır bulunduğunu da ekledi.
Macron’dan BM Güvenlik Konseyi Çağrısı
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, savaşın uluslararası barış ve güvenlik açısından “ciddi sonuçlar” doğurduğunu belirterek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin acil toplanması çağrısında bulundu. Macron, İran yönetiminin “iyi niyetli müzakerelere girmekten başka seçeneği kalmadığını” ifade etti.
İngiltere’de Acil Güvenlik Toplantısı
İngiltere Başbakanı Starmer, hükümetin acil durum komitesi Cobra’yı topladı. Hükümet sözcüsü, İngiltere’nin bölgedeki savunma kapasitesini güçlendirdiğini ancak daha geniş çaplı bir bölgesel çatışma istemediğini söyledi. Sözcü, “İran’ın asla nükleer silah geliştirmesine izin verilmemelidir. Bu nedenle müzakere edilmiş bir çözümü sürekli destekledik” dedi.
Körfez Ülkelerinden Sert Tepki
Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, İran’ın topraklarını hedef alan balistik füze saldırılarını “ulusal egemenliğin ve uluslararası hukukun açık ihlali” olarak nitelendirdi. Katar, ülkesini hedef alan füzeleri düşürdüğünü ve yanıt verme hakkını saklı tuttuğunu açıkladı. Suudi Arabistan da İran’ın Bahreyn, Ürdün, Kuveyt, Katar ve BAE’ye yönelik saldırılarını “en güçlü ifadelerle” kınadı.
Rusya ve Avustralya’dan Açıklamalar
Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, İran’ın nükleer silah edinmesini önlemek amacıyla ABD’nin attığı adımları desteklediğini belirtti. Rusya ise ABD ve İsrail saldırılarının derhal durdurulmasını talep ederek, sürecin siyasi ve diplomatik çözüm yoluna geri dönmesi gerektiğini açıkladı. Moskova, uluslararası hukuk ve karşılıklı saygı temelinde barışçıl çözüme katkı sunmaya hazır olduğunu bildirdi.
Bölgedeki gelişmeler, enerji arz güvenliği ve küresel ekonomik dengeler üzerindeki etkileri nedeniyle Avrupa başkentlerinde yakından izleniyor.
Almanya’da Enflasyon Şubatta Beklenmedik Şekilde %2’ye Geriledi
Almanya’da enflasyon, Şubat ayında enerji fiyatlarındaki düşüşün etkisiyle beklentilerin altında kalarak yüzde 2’ye geriledi. Cuma günü açıklanan öncü verilere göre, Avrupa Birliği uyumlu (HICP) enflasyon oranı Ocak ayındaki yüzde 2,1 seviyesinden aşağı indi. Reuters anketine katılan ekonomistler, enflasyonun değişmeyerek yüzde 2,1’de kalmasını bekliyordu.
Gıda ve enerji fiyatlarını dışarıda bırakan çekirdek enflasyon ise yüzde 2,5 seviyesinde sabit kaldı. DekaBank Başekonomisti Ulrich Kater, son aylarda fiyat artışlarının daha düşük enerji maliyetleri ve euronun dolar karşısındaki güçlü seyri sayesinde baskılandığını söyledi.
ECB’den Faiz Değişikliği Beklenmiyor
Avrupa Merkez Bankası (ECB) orta vadede yüzde 2 enflasyon hedefliyor. ECB Başkanı Christine Lagarde, hafta başında yaptığı açıklamada enflasyon ve para politikasının “iyi bir noktada” olduğunu belirtmişti.
Euro Bölgesi genelinde enflasyon Ocak ayında 16 ayın en düşük seviyesi olan yüzde 1,7’ye gerilemişti. Bazı politika yapıcılar fiyat artışlarının fazla yavaşlayabileceği uyarısında bulunurken, analistler ECB’nin mevcut faiz politikasını koruyacağı görüşünde. VP Bank Başekonomisti Thomas Gitzel, “ECB şimdilik mevcut rotasını sürdürecektir” değerlendirmesinde bulundu.
İşsizlik 3 Milyonun Üzerinde Kalmaya Devam Ediyor
Açıklanan diğer veriler, Almanya ekonomisinde karışık bir tabloya işaret etti. İşsizlik sayısı hafif gerilemesine rağmen 3 milyonun üzerinde kalmayı sürdürdü. Bu durum, Avrupa’nın en büyük ekonomisinde yıllardır süren durgunluğun işgücü piyasası üzerindeki baskısını yansıtıyor.
Şansölye Friedrich Merz hükümeti, iki yıllık daralmanın ardından büyümeyi canlandırma sözü vermiş ve altyapı ile savunma harcamalarını artırmayı planladığını açıklamıştı. Ancak bu adımların ekonomiye yansımasının beklenenden daha yavaş olduğu görülüyor.
ING Think analizine göre, “Ekonomi beş yılı aşkın süredir fiilen durgun seyrediyor ve sanayi ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıya. İşgücü piyasasındaki kötüleşme kaçınılmazdı.” Notta, mevcut verilerin bir toparlanma sinyali vermediği ve kademeli zayıflamanın sürebileceği belirtildi.
Reel Ücretlerde Toparlanma Sürüyor
Reel ücretler 2024’te yüzde 2,9, 2025’te ise yüzde 1,9 artış gösterdi. Ancak bu artışlara rağmen, pandemi sonrası enflasyon şokları ve Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgali sonrasında yaşanan fiyat artışları nedeniyle reel gelirler hâlâ 2019 seviyesinin altında bulunuyor.
Şubat verileri, Almanya’da enflasyonun kontrol altına alındığına işaret etse de, zayıf büyüme ve işgücü piyasasındaki baskılar hükümet ve Avrupa Merkez Bankası açısından dikkatle izlenmeye devam edecek.
Orban Terör Alarmını Yükseltti: İran Savaşı Enerji Piyasalarını Sarsarken Seçim Hesabı Öne Çıktı
İran’daki savaşın küresel enerji piyasalarını dalgalandırmasının ardından Macaristan Başbakanı Viktor Orban, ülkenin terör tehdit seviyesini bir kademe yükseltti ve Ukrayna’ya Rus petrolünün yeniden transit geçişine izin vermesi yönündeki baskısını artırdı. Gelişme, Macaristan’da 2026 genel seçimlerinin 12 Nisan 2026 Pazar günü yapılacak olması nedeniyle iç siyasette ayrı bir önem taşıyor.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından ulusal güvenlik toplantısı düzenleyen Orban, İran’ın olası misillemelerine dikkat çekerek Avrupa genelinde terör riskinin artabileceğini savundu.
“Avrupa genelinde terör eylemleri ihtimali artabilir. Macaristan daha iyi bir konumda, ancak yine de tehdit seviyesini yükseltiyoruz” dedi.
Enerji Güvenliği ve Druzhba Hattı
Orban, Ukrayna’ya Rus petrolünün Macaristan ve Slovakya’ya taşınmasına izin verilmesi çağrısını yineledi. Ocak ayı sonunda Rus saldırısında zarar gören Druzhba boru hattı, Budapeşte ile Kiev arasında yeni bir gerilim başlığı olmuştu.
Macaristan ve Slovakya, Ukrayna’yı onarım sürecini yavaşlatmakla suçlarken; Kiev güvenlik riskleri nedeniyle çalışmaların tehlikeli olduğunu savunuyor. Budapeşte, Ukrayna’ya yönelik 90 milyar euroluk AB kredi paketini bloke etmiş, ayrıca Rusya’ya yönelik son yaptırım paketine destek vermemişti.
Orban, İran krizi nedeniyle enerji fiyatlarının yükselebileceğini belirterek,
“Bu koşullarda Zelenskiy’in Macaristan’a uyguladığı petrol ablukasının sona ermesi hayati önemdedir” ifadelerini kullandı. Macaristan, kritik enerji altyapısını korumak için asker konuşlandırdı ve Slovakya ile birlikte hattın durumunu incelemek üzere ortak uzman grubu kurdu.
Seçim Öncesi Güvenlik Söylemi
12 Nisan 2026’da sandık başına gidecek olan Macaristan’da, Orban ve partisi Fidesz’in kampanya sürecinde güvenlik ve enerji arzı konularını öne çıkarması bekleniyor.
Avrupa Politikaları Enstitüsü’nden Dániel Hegedűs, mevcut gelişmelerin Orban’a kendisini “ulusal çıkarların savunucusu” olarak yeniden konumlandırma fırsatı verdiğini belirtti. Hegedűs’e göre, iktidar partisi artan güvenlik tehdidi ve enerji fiyatları üzerinden seçmen mobilizasyonunu artırmayı hedefleyebilir.
Ancak uzmanlar, İran’daki çatışmanın enerji fiyatları ve ekonomik istikrar üzerindeki etkisinin seçmen davranışını nasıl şekillendireceğinin henüz net olmadığını vurguluyor.
İran savaşı, Macaristan’ın enerji güvenliği, Rus petrolüne bağımlılığı ve AB içindeki siyasi dengeler açısından yeni bir sınav niteliği taşırken, seçim sürecine giren Orban hükümeti gelişmeleri hem güvenlik hem de siyasi strateji perspektifinden yakından izliyor.
EKOTÜRK Avrupa Temsilcisi Gökhan Kurtaran
