Avrupa’nın gündeminde neler var? 05 Mart 2026
EKOTÜRK Avrupa Temsilcisi Gökhan Kurtaran Avrupa’nın gündemini sizler için derledi.
İNGİLTERE
İngiltere’de büyüme tahmini düşürüldü: İran krizi ekonomik görünümü belirsizleştirdi
İngiltere’de Maliye Bakanı Rachel Reeves, Avam Kamarası’nda yaptığı Bahar Ekonomi Açıklaması’nda (Spring Statement) ülke ekonomisine ilişkin yeni tahminleri paylaştı. Ancak hükümetin mali tahminlerini hazırlayan Bütçe Sorumluluk Ofisi (OBR), İran’da başlayan savaş nedeniyle ekonomik öngörülerin hızla geçerliliğini yitirebileceği uyarısında bulundu.
OBR tahminlerine göre 2026 yılı için İngiltere’nin ekonomik büyüme beklentisi %1,4’ten %1,1’e düşürüldü. İşsizlik oranının zirve yapacağı seviyeye ilişkin tahmin de %4,9’dan %5,3’e yükseltildi.
Ancak OBR, tahminlerin İran’daki savaş başlamadan önce tamamlandığını belirterek Ortadoğu’daki çatışmanın küresel enerji piyasaları üzerinden hem dünya hem de İngiltere ekonomisi üzerinde “çok önemli etkiler yaratabileceğini” vurguladı.
Piyasalardan sert tepki
Reeves’in konuşması sırasında finansal piyasalarda sert dalgalanmalar yaşandı. FTSE 100 endeksi konuşma sırasında %2,6 düşüş kaydetti. Bazı analistler hükümetin ekonomik gelişmeler karşısında etkisiz kaldığını savunarak Maliye Bakanı’nı “piyasalardaki kaosu izleyen bir seyirci” olarak nitelendirdi.
Bahar Ekonomi Açıklaması kapsamında yeni bir vergi artışı veya kamu harcaması paketi açıklanmadı.
Savunma harcamaları artıyor
Ekonomik görünümdeki belirsizliğe rağmen hükümet, savunma harcamalarını artırma planını teyit etti. Buna göre İngiltere’nin savunma harcamalarının 2035 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılanın %3,5’ine çıkarılması hedefleniyor.
Hükümet ayrıca İtalyan savunma şirketi Leonardo ile yaklaşık 1 milyar sterlin değerinde helikopter anlaşması imzalandığını duyurdu.
Parlamento savunma bütçesini görüşüyor
Avam Kamarası’nda bugün 2025–2026 mali yılı için Savunma Bakanlığı harcamalarının onaylanmasına yönelik bir oturum yapılması planlanıyor.
Bu tartışma, İngiltere’nin savunma harcamalarını artırma taahhüdünün gerçek askeri kapasiteye ve yeni savunma alımlarına nasıl yansıyacağı sorusunu gündeme getiriyor.
Görüşmeler aynı zamanda İngiliz kuvvetlerinin Kıbrıs ve Hint Okyanusu’ndaki askeri faaliyetlerinin sürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.
Ortadoğu krizi İngiltere’nin bütçe alanını hızla eritebilir
İngiltere Maliye Bakanı Rachel Reeves, Bahar Ekonomi Açıklaması sırasında hükümetin mali kurallara uyum için sahip olduğu bütçe tamponunun arttığını açıkladı. Yeni projeksiyonlara göre bu mali alan Kasım ayında açıklanan 21,7 milyar sterlinden 23,6 milyar sterline yükseldi.
Bu tampon, hükümetin kamu borcu hedeflerini aşmadan bütçe yönetebilmesi için önemli bir güvenlik payı olarak görülüyor. Reeves, açıklamasında mali görünümün önceki tahminlere göre bir miktar iyileştiğini vurguladı.
Ancak Ortadoğu’daki savaşın küresel enerji fiyatlarını yükseltmesi ve finansal piyasalarda dalgalanmaya yol açması, bu mali alanın kısa sürede baskı altına girebileceği yönünde değerlendirmelere neden oluyor.
Artan borçlanma maliyetleri risk oluşturuyor
Jeopolitik gerilimin etkisiyle enerji fiyatlarının yükselmesi ve piyasalardaki oynaklığın artması, devlet tahvillerinin getirilerini yükselterek hükümetlerin borçlanma maliyetlerini artırabiliyor.
Bu durum İngiltere açısından da bütçe dengesi üzerinde ek baskı yaratabilir. Borçlanma maliyetlerinin yükselmesi halinde hükümetin mali hedeflerine ulaşmak için sahip olduğu bütçe alanının daralabileceği değerlendiriliyor.
Vergi ve harcama kararları yeniden gündeme gelebilir
Bahar Ekonomi Açıklaması kapsamında hükümet yeni büyük vergi veya harcama adımları açıklamadı. Ancak ekonomik koşulların kötüleşmesi halinde bütçe dengesini korumak için gelecek dönemde yeni vergi düzenlemeleri veya mali sıkılaştırma adımlarının gündeme gelebileceği ifade ediliyor.
Öte yandan artan güvenlik riskleri ve savunma harcamalarındaki yükseliş beklentisi de kamu maliyesi üzerinde ek baskı oluşturabilecek unsurlar arasında görülüyor.
Ortadoğu’daki gelişmelerin enerji fiyatları ve küresel finansal koşullar üzerindeki etkisi, İngiltere ekonomisinin mali görünümü açısından önümüzdeki dönemde yakından izlenecek başlıca risklerden biri olarak değerlendiriliyor.
Analiz: Ortadoğu krizi İngiltere’de faizleri yeniden yüzde 4’ün üzerine çıkarabilir
Ortadoğu’daki savaşın enerji fiyatlarını uzun süre yüksek tutması halinde İngiltere Merkez Bankası’nın faiz oranlarını yeniden yüzde 4’ün üzerine çıkarmak zorunda kalabileceği uyarısı yapıldı.
İngiltere merkezli düşünce kuruluşu Ulusal Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (NIESR) tarafından yayımlanan analizde, enerji piyasalarında yaşanabilecek yeni bir şokun İngiltere ekonomisi üzerinde önemli etkiler yaratabileceği belirtildi.
NIESR’e göre Ortadoğu’daki çatışma nedeniyle enerji fiyatlarındaki artış bir yıl boyunca devam ederse, İngiltere Merkez Bankası’nın politika faizini mevcut %3,75 seviyesinden yaklaşık %4,5’e kadar yükseltmesi gerekebilir.
Petrol ve gaz fiyatlarında güçlü artış senaryosu
Analizde enerji piyasalarına ilişkin iki farklı senaryo değerlendirildi. Her iki senaryoda da petrol fiyatlarının yüzde 30 artarak varil başına yaklaşık 100 dolara, doğal gaz fiyatlarının ise yüzde 50 artarak varil eşdeğeri 70 dolar seviyesine yükseldiği varsayıldı.
İlk senaryoda enerji fiyatlarındaki artışın kısa süreli olduğu ve üç ay içinde yeniden normalleşmeye başladığı kabul ediliyor. Bu durumda enflasyonun 2026 yılında yaklaşık 0,3 puan yükselmesi, ekonomik büyüme üzerinde ise çok sınırlı bir etki görülmesi bekleniyor.
NIESR’e göre böyle bir durumda merkez bankaları enerji fiyatlarındaki yükselişi geçici kabul ederek para politikasında sert bir değişikliğe gitmeyebilir.
Kalıcı enerji şoku faiz artışına yol açabilir
İkinci senaryoda ise enerji fiyatlarının bir yıl boyunca yüksek kalması ve daha yavaş bir şekilde düşmesi öngörülüyor.
Bu durumda İngiltere’de enflasyonun 2026’da 0,7 puan, 2027’de ise 0,5 puan artabileceği tahmin ediliyor. Aynı zamanda ekonomik büyümenin 2026 yılında yaklaşık 0,2 puan düşebileceği belirtiliyor.
Enflasyondaki bu artışın İngiltere Merkez Bankası’nı faizleri yaklaşık 0,8 puan artırmaya zorlayabileceği ifade ediliyor. Bu da politika faizinin mevcut %3,75 seviyesinden yaklaşık %4,5’e yükselmesi anlamına geliyor.
Maliye politikası üzerindeki baskı artabilir
NIESR ekonomisti Ed Cornforth, Ortadoğu’daki çatışmanın küresel enerji fiyatları üzerinden İngiltere ekonomisi üzerinde önemli etkiler yaratabileceğini söyledi.
Cornforth, enerji fiyatlarındaki artışın kalıcı olması halinde faiz oranlarının yükselmesinin hükümetin borçlanma maliyetlerini artıracağını ve bunun da maliye politikası üzerinde ek baskı yaratacağını belirtti.
Bu durumun özellikle Maliye Bakanı Rachel Reeves’in zaten kırılgan olarak değerlendirilen bütçe görünümünü daha da zorlaştırabileceği ifade edildi.
AVRUPA BİRLİĞİ
Avrupa Birliği’nden Trump’ın İspanya tehdidine yanıt
Avrupa Birliği, ABD Başkanı Donald Trump’ın İspanya ile tüm ticareti durdurma tehdidine sert tepki gösterdi. Brüksel, Washington’un böyle bir adım atması halinde AB’nin çıkarlarını korumak için gerekli karşılıkları vermeye hazır olduğunu açıkladı.
Trump, İspanya’nın ABD’nin İran’a yönelik bombardıman operasyonları için ülkedeki Amerikan askeri üslerinin kullanılmasına izin vermemesi üzerine Madrid’i ticaret yaptırımlarıyla tehdit etmişti.
Avrupa Komisyonu ticaret sözcüsü Olof Gill, Avrupa Birliği’nin tüm üye ülkelerle dayanışma içinde olduğunu belirterek bir üye ülkeye karşı atılacak ticari adımların tüm AB’yi ilgilendirdiğini vurguladı.
Gill, “Komisyon Avrupa Birliği’nin çıkarlarının tamamen korunmasını sağlayacaktır. Tüm üye ülkeler ve vatandaşlarıyla tam dayanışma içindeyiz. Ortak ticaret politikamız kapsamında gerekirse AB’nin çıkarlarını korumak için harekete geçmeye hazırız” dedi.
AB: ABD geçen yılki ticaret anlaşmasına uymalı
Brüksel ayrıca Washington’un 2025 yılında AB ile varılan kapsamlı ticaret anlaşmasına bağlı kalması gerektiğini belirtti.
Avrupa Komisyonu, ABD ile Avrupa arasındaki ticaretin son derece entegre ve iki taraf için de büyük ekonomik fayda sağladığını vurgulayarak mevcut küresel belirsizlik ortamında bu ilişkinin korunmasının önemine dikkat çekti.
AB yetkilileri, Washington ile geçen yıl imzalanan anlaşma kapsamında birçok ABD ürününün Avrupa pazarına gümrüksüz girişine izin verildiğini hatırlattı.
Gümrük tarifesi tartışması sürüyor
Öte yandan ABD’de Yüksek Mahkeme, Trump yönetiminin Avrupa Birliği ürünlerine uyguladığı %15’lik gümrük vergilerinin hukuka aykırı olduğuna hükmetmişti.
Buna rağmen Avrupa Birliği, ticari ilişkilerde gerilimi artırmamak adına anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeye devam ettiğini belirtiyor.
Brüksel, Washington’un İspanya’ya yönelik olası ticari yaptırımlarının AB ile ABD arasındaki geniş kapsamlı ekonomik ilişkiyi riske atabileceği uyarısında bulundu.
AB “Made in Europe” yasası: Türkiye Gümrük Birliği sayesinde kapsamda kalıyor
Avrupa Birliği’nin yerli üretimi desteklemek amacıyla hazırladığı “Sanayi Hızlandırma Yasası” (Industrial Accelerator Act) kapsamında kamu alımlarında Avrupa üretimine öncelik getirilirken, Türkiye’nin mevcut AB-Türkiye Gümrük Birliği çerçevesinde bu politika kapsamında tanınacağı açıklandı.
Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan taslak düzenleme, elektrikli araçlar, rüzgâr türbinleri, güneş panelleri, bataryalar, hidrojen ekipmanları ve bazı stratejik teknolojilerde kamu alımları yapılırken belirli bir oranda Avrupa’da üretilmiş içerik kullanılmasını zorunlu kılmayı öngörüyor.
Komisyon, kamu alımlarının Avrupa ekonomisinin yaklaşık %14’üne denk gelen yıllık 2 trilyon euroyu aşan büyüklüğünü kullanarak yerli sanayiyi güçlendirmeyi hedefliyor. Düzenleme özellikle Çin’in güneş paneli gibi temiz teknoloji ekipmanlarında küresel üretimin büyük bölümünü kontrol etmesi nedeniyle Avrupa’nın rekabet gücünü korumayı amaçlıyor.
Elektrikli araç ve güneş panelinde Avrupa üretimi şartı
Taslağa göre kamu alımları kapsamında satın alınan elektrikli araçların Avrupa Birliği içinde monte edilmesi ve batarya hariç bileşenlerinin en az %70’inin Avrupa’da üretilmiş olması gerekecek. Bu şartın yasanın yürürlüğe girmesinden altı ay sonra uygulanması planlanıyor.
Güneş paneli projelerinde ise invertör ve hücre gibi temel parçaların üç yıl içinde Avrupa üretimi olması zorunlu hale gelecek. Alüminyum için kamu alımlarında en az %25 Avrupa üretimi ve düşük karbon şartı getirilirken, çelikte Avrupa üretimi zorunluluğu bulunmayacak ancak %25 düşük karbon kriteri uygulanacak.
Yasa ayrıca stratejik sektörlerde 100 milyon euronun üzerindeki yatırımlar için yabancı yatırımcıların çoğunluk hisseye sahip olmaması, Avrupa’da istihdam sağlaması ve fikri mülkiyet paylaşımı gibi şartlar getirebilecek düzenlemeler içeriyor.
Türkiye: Avrupa değer zincirlerinin parçası
Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat, sosyal medya platformu X’te yaptığı açıklamada, AB ile yürütülen görüşmeler sonucunda Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesinde “AB menşei” şartı kapsamında değerlendirilecek olmasının önemli bir gelişme olduğunu belirtti.
Bolat, bu durumun Türkiye ile AB arasındaki ekonomik entegrasyonu güçlendireceğini ve Avrupa değer zincirlerinin rekabetçiliğine katkı sağlayacağını ifade etti. Türkiye’nin özellikle otomotiv başta olmak üzere birçok kritik sanayi ürününde Avrupa tedarik zincirlerinin önemli bir parçası olduğunu vurguladı.
Bolat ayrıca önümüzdeki dönemde kamu alımları piyasalarında karşılıklı açılım, bağlantısallık ve yeşil dönüşüm alanlarında AB ile ekonomik iş birliğinin derinleştirilmesi için temasların süreceğini söyledi.
Taslak üzerinde müzakereler sürecek
Sanayi Hızlandırma Yasası henüz taslak aşamasında bulunuyor. AB üyesi ülkeler ve Avrupa Parlamentosu’nun düzenleme üzerinde müzakereler yürütmesi gerekiyor, bu nedenle metinde değişiklik yapılması bekleniyor.
Fransa daha güçlü Avrupa önceliği kuralları isterken, İsveç ve Çekya gibi ülkeler katı yerli üretim şartlarının yatırım ortamını olumsuz etkileyebileceği ve maliyetleri artırabileceği uyarısında bulunuyor. Almanya da Avrupa tercihi kurallarının “son çare” olarak kullanılması gerektiğini savunuyor.
Sanayi grupları da düzenleme için yoğun lobi faaliyeti yürütüyor. Bazı sektörler kapsam içine alınmak isterken, otomotiv üreticileri küresel tedarik zincirlerinin zarar görebileceği gerekçesiyle düzenlemeye temkinli yaklaşıyor.
Putin: Rusya Avrupa’ya gaz sevkiyatını durdurabilir
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran krizinin tetiklediği küresel enerji fiyat artışı ortamında Rusya’nın Avrupa’ya gaz sevkiyatını tamamen durdurabileceğini söyledi. Putin, bu ihtimali Avrupa Birliği’nin Rus gazını aşamalı olarak yasaklama planlarıyla ilişkilendirdi.
Putin, Moskova’da hükümet üyeleriyle yaptığı ve devlet televizyonunda yayınlanan toplantıda, Avrupa’nın Rus boru hattı gazını 2027’ye kadar tamamen yasaklamayı ve Nisan 2026’dan itibaren yeni kısa vadeli Rus LNG sözleşmelerini durdurmayı planladığını hatırlattı. Bu politikaların Rusya açısından Avrupa pazarına satışın devamını sorgulanır hale getirdiğini söyledi.
“Şu anda başka pazarlar açılıyor. Belki de Avrupa pazarına gaz tedarikini hemen durdurmak bizim için daha kârlı olabilir,” diyen Putin, konunun hükümet ve enerji şirketleri tarafından incelenmesi için talimat vereceğini belirtti. Putin sözlerinin bir karar değil, olasılıkların değerlendirilmesi olduğunu da vurguladı.
İran krizi enerji piyasalarını sarstı
Enerji fiyatları, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın bölgedeki karşılıkları sonrasında hızla yükseldi. Gerilim özellikle küresel enerji ticareti için kritik bir geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğini ciddi şekilde yavaşlattı.
Bölgedeki gerilim aynı zamanda enerji altyapısını da etkiledi. Katar’ın North Field sahasına bağlı LNG üretiminin saldırılar sonrası durdurulduğu bildirildi. Bu gelişmeler küresel enerji piyasalarında arz endişelerini artırdı.
Analistler, dünya petrol arzının yaklaşık %20’sinin ve deniz yoluyla taşınan ham petrol ticaretinin yaklaşık %38’inin Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle boğazdaki herhangi bir aksama küresel enerji fiyatlarını hızla yükseltebiliyor.
Avrupa gaz fiyatları sert yükseldi
Ortadoğu’daki gerilimin etkisiyle Avrupa gaz fiyatları da keskin şekilde yükseldi. Avrupa’nın referans fiyatı olan Hollanda TTF kontratı %45’e varan artışla megavat saat başına yaklaşık 46 euroya çıktı. İngiltere’nin NBP gaz fiyatı da benzer şekilde yükseldi.
Uzmanlar, Avrupa’nın Katar gazına doğrudan yüksek bağımlılığı bulunmasa da Asya’daki LNG alıcılarının alternatif kargo arayışına girmesi halinde Avrupa’nın küresel LNG piyasasında daha sert rekabetle karşılaşabileceğini söylüyor.
Rus gazının Avrupa’daki payı büyük ölçüde düştü
Rusya geçmişte Avrupa Birliği’nin boru hattı gazının yaklaşık %40’ını sağlıyordu. Ancak 2022’de Ukrayna savaşının ardından Avrupa ülkeleri Rus enerji bağımlılığını azaltma yoluna gitti.
AB verilerine göre Rus gazının Avrupa’daki payı geçen yıl yaklaşık %6 seviyesine kadar geriledi. Rusya’nın kaybettiği pazarın büyük kısmı ise Norveç, ABD ve Cezayir’den gelen gazla dolduruldu.
Buna rağmen Kremlin, küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmanın Rus gazı için yeni pazar fırsatları yaratabileceğini savunuyor.
Analiz: Avrupa Çin’in teknoloji yatırımlarını sınırlıyor ancak yeni riskler ortaya çıkıyor
Avrupa ülkeleri son yıllarda Çin’in stratejik teknoloji şirketlerini satın almasını engellemek için daha sıkı denetim mekanizmaları kurdu. Ancak uzmanlara göre Çinli şirketlerin Avrupa’da doğrudan fabrika kurarak yatırım yapması yeni ve daha karmaşık ekonomik güvenlik riskleri yaratıyor.
Avrupa Reform Merkezi’nin yayımladığı analize göre 2010’lu yıllarda Çinli yatırımcılar Avrupa’daki birçok yüksek teknoloji şirketini satın alarak fikri mülkiyet, teknik bilgi ve tedarik zinciri avantajı elde etti. Özellikle yarı iletken sektöründe Silex, Okmetic, LFoundry ve Nexperia gibi şirketlerin satın alınması Avrupa’da büyük tartışma yarattı.
Bu süreçte Avrupa hükümetlerinin teknoloji şirketlerinin satışına sınırlı tepki verdiği ancak son yıllarda durumun değiştiği belirtiliyor. Özellikle Çin’in Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgaline verdiği destek sonrası birçok Avrupa ülkesi Çinli şirketlerin stratejik sektörlerdeki satın alma girişimlerini engellemeye başladı.
Yeni eğilim: şirket satın almak yerine Avrupa’da fabrika kurmak
Avrupa’da denetimlerin sıkılaşmasıyla birlikte Çin yatırımlarının yapısı da değişmeye başladı. Daha önce şirket satın almaya odaklanan Çinli yatırımcılar artık Avrupa’da sıfırdan üretim tesisleri kurmaya yöneliyor.
Bu yatırımlar özellikle otomotiv ve batarya sektörlerinde yoğunlaşıyor. Analize göre Çinli şirketler 2024 yılında Avrupa Birliği ve İngiltere’de yaklaşık 10 milyar dolar yatırım yaptı. Bu rakam 2023’e göre yaklaşık yüzde 50 artış anlamına geliyor.
Yatırımların coğrafi dağılımı da değişiyor. Çinli şirketler artık Almanya veya Fransa yerine daha esnek yatırım kurallarına sahip Macaristan, İspanya ve bazı Orta Avrupa ülkelerini tercih ediyor.
Örneğin Macaristan 2023 yılında Avrupa’ya gelen Çin yatırımlarının yüzde 44’ünü çekti.
Avrupa sanayisi için yeni riskler
Uzmanlara göre Çin yatırımlarının Avrupa’da fabrika kurma şeklinde gerçekleşmesi farklı riskler yaratıyor. Bu yatırımların bazı durumlarda Çin’den gelen parçaların Avrupa’da sadece montajının yapılmasına dayalı üretim modeli oluşturabileceği belirtiliyor.
Bu durum Avrupa şirketlerinin kendi pazarlarında rekabet gücünü zayıflatabilir. Ayrıca Çinli firmaların Avrupa’da kurduğu üretim tesislerinin veri güvenliği, teknoloji transferi ve stratejik bağımlılık gibi sorunlara yol açabileceği ifade ediliyor.
Çinli otomobil üreticilerinin Avrupa’da fabrika kurarak AB’nin Çin’de üretilen elektrikli araçlara uyguladığı yüzde 35’e varan gümrük vergilerini dolaylı şekilde aşabileceği de değerlendiriliyor.
AB yeni düzenlemeler hazırlıyor
Avrupa Birliği bu riskleri azaltmak için yabancı yatırımların denetlenmesine yönelik kuralları güçlendirmeye hazırlanıyor. Yeni düzenlemeyle birlikte tüm üye ülkelerde yabancı yatırım inceleme mekanizmalarının zorunlu hale gelmesi planlanıyor.
Denetim kapsamına savunma sanayii, yapay zekâ, kuantum teknolojileri, yarı iletkenler, kritik enerji altyapısı ve dijital sistemler gibi sektörler dahil edilecek.
Ayrıca Avrupa Komisyonu, Çinli şirketlerin Avrupa’da kuracağı bazı üretim tesisleri için teknoloji transferi, ortak girişim ve yerel istihdam şartları getirilmesini de değerlendiriyor.
Avrupa’nın asıl sorunu rekabet gücü
Analize göre Avrupa’nın Çin yatırımlarına karşı geliştirdiği politikalar önemli ilerleme sağladı. Çinli şirketlerin Avrupa’daki teknoloji şirketlerini satın alma dönemi büyük ölçüde sona erdi.
Ancak uzmanlar Avrupa’nın asıl sorununun Çin yatırımlarını sınırlamak değil, kendi sanayi rekabet gücünü artırmak olduğunu vurguluyor.
Son on yılda Avrupa’ya gelen Çin yatırımlarının 90 milyar euro seviyelerinden yaklaşık 10 milyar euroya kadar gerilediği belirtiliyor.
Analize göre Avrupa’nın küresel sanayi gücünü koruyabilmesi için tek pazarın derinleştirilmesi, düzenleyici engellerin azaltılması ve stratejik sektörlerde daha güçlü sanayi politikaları uygulanması gerekiyor.
EKOTÜRK AVRUPA TEMSİLCİSİ GÖKHAN KURTARAN
