Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan küresel mesaj: “Türkiye’nin tavrı net”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen milletvekilleri iftar programında yaptığı kapsamlı konuşmada, hem küresel gelişmelere hem de Türkiye’nin stratejik duruşuna ilişkin önemli mesajlar verdi. Uluslararası sistemde yaşanan kırılmalara dikkat çeken Erdoğan, Türkiye’nin krizler karşısındaki tavrının net olduğunu vurguladı.

TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKADA NET DURUŞU

İftar programında milletvekillerine hitap eden Erdoğan, dünyanın belirsizlik ve gerilim sarmalından geçtiğini belirterek Türkiye’nin bu süreçte edilgen bir pozisyon almayacağını ifade etti. Küresel dengelerin sarsıldığını, uluslararası kurumların etkinliğinin azaldığını ve diplomatik mekanizmaların zayıfladığını dile getiren Erdoğan, yeni bir güç mücadelesi dönemine girildiğini söyledi.

“Belirsizlik ve çatışmanın sıradanlaştığı bir dönemde Türkiye’nin duruşu açıktır.” diyen Erdoğan, Türkiye’nin bölgesel barıştan yana olduğunu vurguladı.

KÜRESEL SİSTEM ÇATIRDIYOR

Konuşmasında II. Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası düzenin ciddi bir sınavdan geçtiğini belirten Cumhurbaşkanı, küresel adaletsizliğin derinleştiğini ve güç merkezli politikaların öne çıktığını söyledi. Özellikle bölge ülkelerinde artan askeri gerilimlere işaret eden Erdoğan, diplomasi yerine çatışma dilinin tercih edilmesinin dünyayı daha riskli bir noktaya taşıdığını ifade etti.

Birleşmiş Milletler sisteminin temsil ettiği egemen eşitlik ve diplomatik çözüm ilkelerinin zedelendiğini belirten Erdoğan, hukukun üstünlüğü söylemini dillendiren bazı ülkelerin bu değerlerle çeliştiğini kaydetti.

TÜRKİYE TARAFSIZ DEĞİL, BARIŞIN TARAFINDA

Erdoğan, Türkiye’nin uluslararası krizlerde “tarafsızlık” kavramını pasif bir duruş olarak görmediğini belirterek, adalet ve istikrar ekseninde konumlandıklarını söyledi.

“Türkiye olarak sulhun, sükûnun ve istikrarın tarafındayız.” ifadelerini kullanan Erdoğan, savaşın değil barışın; kaosun değil dayanışmanın yanında olduklarını dile getirdi.

Mazlum halkların yanında durmaya devam edeceklerini belirten Erdoğan, Türkiye’nin hem insani hem diplomatik kanalları sonuna kadar kullanacağını kaydetti.

GÜVENLİKTE TEMKİN, POLİTİKADA DİRAYET

Yakın coğrafyada artan askeri hareketliliğe dikkat çeken Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin güvenliğini önceleyen bir yaklaşım sergilediklerini söyledi. Füze tehditlerinin konuşulduğu bir atmosferde, 86 milyon vatandaşın güvenliğinin her şeyden önce geldiğini belirtti.

“Vatandaşlarımızın tek bir ferdinin dahi zarar görmemesi için dikkatli, sabırlı ama gerektiğinde kararlı olacağız.” sözleriyle Türkiye’nin hem temkinli hem güçlü bir strateji izlediğini ifade etti.

Altyapıdan savunma sanayisine, ekonomiden diplomasiye kadar her alanda kapasitenin artırıldığını belirten Erdoğan, Türkiye Yüzyılı vizyonunun sağlam temeller üzerine inşa edildiğini kaydetti.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİ

Konuşmasında iç güvenlik ve terörle mücadele konusuna da geniş yer veren Erdoğan, Meclis bünyesinde kurulan komisyonun çalışmalarını değerlendirdi. 5 Ağustos’ta kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun nihai raporunu tamamladığını hatırlattı.

Yarım asrı aşan terör sorununun ülkeye ağır bir insani ve ekonomik maliyet getirdiğini belirten Erdoğan, bu yükten kalıcı şekilde kurtulma iradesini yineledi. Sürecin meşru ve demokratik zeminde yürütüleceğini vurgulayan Erdoğan, şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerinin gözetileceğini söyledi.

TBMM’YE TEŞEKKÜR MESAJI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazi Meclis’in tarih boyunca milli krizlere çözüm üretme kapasitesini defalarca ortaya koyduğunu belirterek milletvekillerine teşekkür etti. Komisyon çalışmalarına katkı sunan tüm siyasi partilere de çağrıda bulunarak ortak sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi gerektiğini ifade etti.

Türkiye’nin önündeki fırsat penceresini heba etmeyeceklerini söyleyen Erdoğan, kararlı ve cesur adımlarla ilerleyeceklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Sadece bölgemiz değil, sadece içinde bulunduğumuz coğrafya değil, topyekün dünya kritik dönemlerden geçiyor. Uluslararası kurum ve kuruluşların etkisizleştiği, güç dengesinin giderek bozulduğu, uluslararası anlaşmaların yamalı bohçaya döndüğü, uluslararası hukukun büyük ölçüde rafa kaldırıldığı, geleneksel diplomasi anlayışının terk edildiği bir eksen kaymasını küresel düzeyde hep beraber tecrübe ediyoruz. 2 Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya sistemi tabiri caizse çatır çatır çatırdıyor temelinden sarsılıyor.  Dünya en küçük kıvılcım da tutuşacak derecede ısınıyor, ısıtılıyor. Küresel adaletsizlik gittikçe daha da derinleşiyor kronikleşiyor. Eski düzen yıkılırken yerine neyin konacağı henüz tam olarak bilinmiyor. Dünyamız hızla kaba kuvvetin ve güçlünün hukukunun işletildiği kaotik bir döneme doğru sürükleniyor.

Komşumuz İran’a yönelik saldırılarla başlayan süreç, bu vesileyle bunlara bir kez daha şahitlik ediyoruz. Birleşmiş Milletler sisteminin sembolize ettiği çok taraflılık, egemen eşitlik anlaşmazlıkların diploması ile çözümü gibi prensipler bizzat bu sistemin kurucuları tarafından acıkınca yenilen putlara dönüştürülmüş durumda. Yıllardır bize hukuktan, insan hak ve hürriyetlerinden bahsedenlerin bizzat kendileri bugün bu değerleri yok sayıyor, çiğnemekte hiçbir beis görmüyor.

Öldürmenin, katletmenin, haydutluğun, soykırımın ve soykırımcıların değil, hakkın, hakikatin, nerede olursa olsun insanı yaşatmanın tarafındayız.

Füzeler havada uçuşurken 86 milyonun tek bir ferdinin kılına zarar gelmemesi için dikkatli fakat haksızlıklar karşısında da dirayetli olmaya devam edeceğiz”