Deutsche Bank 2026’nın risk haritasını çıkardı

Deutsche Bank, 2026 yılına ilişkin değerlendirmesinde küresel ekonominin genel olarak güçlü kalmasını beklerken, jeopolitik gerilimlerden ticaret savaşlarına, şirket kârlarından yapay zekâ yatırımlarına kadar bir dizi risk başlığına dikkat çekti.

Deutsche Bank, 2026 yılına ilişkin yayımladığı raporda küresel ekonomiye yönelik görünümünün genel olarak yapıcı olduğunu ve farklı varlık sınıflarında cazip yatırım fırsatlarının bulunduğunu belirtti. Bununla birlikte kurum, mevcut ve potansiyel krizler ile çatışmaların yatırımcılar açısından oluşturduğu zorlukların arttığını vurguladı.

Raporda, bu ortamda yatırım risklerinin aktif şekilde yönetilmesinin ve ihtiyatlı bir varlık dağılımı stratejisinin giderek daha kritik hale geldiği ifade edildi.

Jeopolitik riskler gündemde

Deutsche Bank’a göre 2026’da öne çıkan risklerin bir bölümü önceki yıllardan devralınıyor. Orta Doğu’daki gelişmeler, Rusya-Ukrayna Savaşı ve Çin ile Tayvan arasındaki gerilim jeopolitik açıdan yakından izlenecek başlıklar arasında yer alıyor.

Kurum, özellikle Tayvan’ın küresel yarı iletken sektöründeki kritik rolü nedeniyle Çin-Tayvan geriliminin ekonomik sonuçlarının önemli olabileceğine işaret etti.

Raporda enflasyonun yeniden yükselme ihtimali de riskler arasında gösterildi. Deutsche Bank, bazı merkez bankalarının gevşek para politikaları, yüksek ABD gümrük tarifeleri, korumacılık ve değişen tedarik zincirlerinin enflasyonist baskıları artırabileceğini kaydetti. Büyük ölçekli kamu harcama programlarının sürdüğü bir ortamda kamu borçlarının da gündemde kalması bekleniyor.

Ticaret savaşlarında belirsizlik sürüyor

Uluslararası ticaret anlaşmazlıklarında, özellikle ABD ile Çin arasında belirli ölçüde pragmatik bir yaklaşımın yeniden öne çıktığını belirten Deutsche Bank, buna karşın mevcut tablonun ne kadar kalıcı olduğunun belirsizliğini koruduğunu ifade etti.

Kurum, küresel ticaret ilişkilerinde yaşanabilecek yeni aksaklıkların hem ekonomiler hem de sermaye piyasaları üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çekti. Tarifelerin uluslararası tedarik zincirleri üzerinde dolaylı bir vergi işlevi gördüğü, ithalat maliyetlerini yükselttiği ve şirketlerin kârlılığını baskıladığı belirtildi.

Şirket kârları kritik eşikte

Deutsche Bank’ın yatırımcıların yakından izlemesini önerdiği bir diğer alan şirket kârları oldu. Kurum, 2026’da büyük piyasa bölgelerinin tamamında çift haneli kâr artışı bekliyor.

Raporda, şirket kârlarının bu güçlü beklentileri karşılayamamasının sermaye piyasalarına hızlı şekilde yansıyabileceği ve fiyat düzeltmelerini tetikleyebileceği uyarısında bulunuldu.

Yapay zekâda balon görmüyor

Deutsche Bank, yapay zekâ yatırımlarında ise yüksek oynaklığın sürmesini bekliyor. Kuruma göre hızla gelişen bu piyasada hem yukarı hem de aşağı yönlü sert fiyat hareketleri olağan hale geliyor.

Buna karşın Deutsche Bank, bazı şirketlerde görülen güçlü fiyat artışları ve yüksek değerlemelere rağmen mevcut durumda yapay zekâ kaynaklı bir borsa balonu riski görmediğini belirtti.

Raporda, geçmişteki klasik piyasa balonlarından farklı olarak yapay zekâ alanında faaliyet gösteren önde gelen şirketlerin güçlü finansal temellere, yüksek kârlara ve sağlam nakit akışlarına sahip olduğu belirtildi. Büyük yatırımların önemli bölümünün de borç yerine mevcut likiditeyle finanse edilebildiğine dikkat çekildi.

Deutsche Bank, yapay zekâdaki gelişimi bir balondan ziyade yapısal büyüme olarak değerlendirirken, yatırım yapılacak şirketlerin seçiminde dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Yapay zekâ iki yeni risk yaratıyor

Kurum, yapay zekâ teknolojilerinin önümüzdeki dönemde iki farklı risk alanını da beraberinde getirebileceğine dikkat çekti.

Bunlardan ilkinin, veri merkezleri başta olmak üzere enerji yoğun yapay zekâ altyapısındaki hızlı büyümenin küresel elektrik fiyatlarını yükseltme potansiyeli olduğu belirtildi.

İkinci risk olarak ise şirketler ve kamu kurumlarını hedef alabilecek yapay zekâ destekli siber saldırıların yaygınlaşması gösterildi.