Deutsche Bank: Yazılım ve teknoloji, spekülatif kredi piyasasında yoğunlaşma riskini büyütüyor
Deutsche Bank AG analistlerine göre yazılım ve teknoloji sektörleri, küresel spekülatif kredi piyasasında tarihin en büyük yoğunlaşma risklerinden birini barındırıyor. Bankanın değerlendirmesi, özellikle faizlerin yüksek seyrettiği ve finansman koşullarının sıkılaştığı bir dönemde, bu iki sektörün borç yapısının sistemik risk yaratabileceğine işaret ediyor.
Steve Caprio liderliğindeki analist ekibinin yayımladığı notta, yazılım şirketlerinin spekülatif kredi evreninde yaklaşık 597 milyar dolar, teknoloji şirketlerinin ise 681 milyar dolar büyüklüğe ulaştığı belirtildi. Bu rakamlar, toplam spekülatif kredi piyasasının sırasıyla yaklaşık %14 ve %16’sına karşılık geliyor. Böylece yalnızca iki sektör, yüksek riskli borç stokunun neredeyse üçte birini oluşturuyor.
Raporda, spekülatif borç kategorisinin; yüksek getirili (high-yield) tahviller, kaldıraçlı krediler ve ABD özel kredi (private credit) piyasasını kapsadığı hatırlatıldı. Bu alan, özellikle son yıllarda bankacılık dışı finansman kanallarının hızla büyümesiyle daha karmaşık ve izlenmesi zor bir yapı kazanmış durumda.
Analistler, yazılım sektöründe temerrüt oranlarının yükselmesi halinde bunun yalnızca ilgili şirketlerle sınırlı kalmayacağını vurguladı. Notta, bu durumun piyasa genelinde risk iştahını zayıflatabilecek “anlamlı bir borç stoku” etkisi yaratabileceği ifade edildi. Deutsche Bank’a göre olası bir senaryo, 2016 yılında enerji sektöründe yaşanan borç krizine benzer bir şok dalgası oluşturabilir.
Bununla birlikte raporda önemli bir farkın altı çizildi. 2016’daki enerji krizinde baskı ilk olarak yüksek getirili tahvil piyasasında görülürken, bu kez sürecin önce özel kredi piyasasında, iş geliştirme şirketlerinde (BDC) ve kaldıraçlı kredilerde ortaya çıkmasının beklendiği belirtildi. Yüksek getirili tahvil piyasasının ise bu zincirleme etkinin ardından, daha gecikmeli bir şekilde zayıflaması öngörülüyor.
Analistler, özellikle yazılım ve teknoloji şirketlerinin büyüme beklentilerine dayalı iş modelleri nedeniyle borçluluk oranlarının hassaslaştığını vurguladı. Yüksek faiz ortamının uzun süre devam etmesi halinde, nakit akışları baskı altında olan şirketlerin refinansman riskleriyle daha sık karşılaşabileceği belirtiliyor.
Deutsche Bank değerlendirmesi, yatırımcılar açısından sektör bazlı risklerin yeniden fiyatlanabileceğine işaret ederken, spekülatif kredi piyasasında yoğunlaşma riskinin önümüzdeki dönemde küresel finansal istikrar tartışmalarında daha fazla gündeme gelmesini bekliyor.
