Dolar güç kaybediyor: Trump konuşuyor, piyasalar inanmıyor

ABD yönetimi kamuoyuna güçlü dolar söylemini sürdürse de, küresel yatırımcılar bu mesajlara temkinli yaklaşıyor. Son aylarda yaşanan gelişmeler, Amerikan para biriminin küresel piyasalardaki konumunun yeniden sorgulanmasına yol açtı. Özellikle artan jeopolitik riskler ve politika belirsizlikleri, doların güvenli liman algısını zayıflatan temel unsurlar arasında gösteriliyor.

DOLAR ENDEKSİNDE YILLARIN EN SERT GERİ ÇEKİLMESİ

2025 yılı, ABD doları açısından son sekiz yılın en zayıf performansının kaydedildiği dönem olarak öne çıktı. Dolar endeksi yıl genelinde yaklaşık yüzde 9 değer kaybederken, 2026’ya girilmesine rağmen toparlanma sınırlı kaldı. Son günlerde görülen kısa süreli yükselişe karşın endeks, yılbaşına göre hâlâ yaklaşık yüzde 1 aşağıda seyrediyor.

Goldman Sachs’ın döviz stratejistleri, mevcut belirsizlik ortamının kalıcı olabileceğine dikkat çekerek, doların kaybettiği zemini kısa vadede geri kazanmasının zor olduğunu ifade ediyor. Uzmanlara göre yatırımcılar yeni yıla daha destekleyici ekonomik politikalar beklentisiyle girerken, ardı ardına gelen gümrük tarifesi tehditleri bu beklentileri tersine çevirdi.

Piyasalardaki temel görüş, politika belirsizliğinin dolar üzerindeki baskıyı uzun süre canlı tutacağı yönünde.

“LİBERASYON GÜNÜ” TARİFELERİ VE KIRILAN GÜVEN

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen yıl nisan ayında duyurduğu ve “Liberation Day” olarak adlandırılan yeni tarifeler, doların seyrinde önemli bir kırılma noktası oldu. Açıklamanın ardından geçen günlerde dolar, küresel piyasalarda yüzde 5’in üzerinde değer kaybetti. Aradan neredeyse bir yıl geçmesine rağmen, bu kayıpların telafi edilememesi yatırımcı güveninin ne ölçüde zedelendiğini ortaya koyuyor.

Uzun yıllardır dünyanın rezerv para birimi olarak kabul edilen dolar, ABD’ye “aşırı ayrıcalık” olarak tanımlanan bir avantaj sağlıyordu. Ancak son dönemde bu ayrıcalığın sürdürülebilirliği daha yüksek sesle tartışılmaya başlandı.

Macquarie Bank’ın küresel döviz stratejisti Thierry Wizman’a göre, ABD’nin küresel güvenlik ve kurallara dayalı düzen konusundaki rolünün sorgulanması, rezerv para statüsünde bir çözülmenin kapısını aralayabilir. Wizman, bu sürecin yatırımcıları dolardan uzaklaştırarak alternatif varlıklara yöneltebileceğini belirtiyor.

Uzmanlar, doların rezerv para olma gücünün artık yalnızca ekonomik değil, jeopolitik faktörlere de sıkı sıkıya bağlı olduğuna dikkat çekiyor.

FED BELİRSİZLİĞİ VE FAİZ POLİTİKASI ETKİSİ

Piyasaların odağındaki bir diğer başlık ise ABD Merkez Bankası’nda olası yönetim değişikliği. Başkan Trump’ın, Fed Başkanı Jerome Powell’ın yerine aday gösterdiği eski Fed yöneticisi Kevin Warsh, dolar cephesinde kısa süreli bir iyimserlik yaratmış olsa da bu etki kalıcı olmadı.

Trump’ın NBC News’e verdiği demeçte, Warsh’ın faiz artırımı yanlısı bir tutum sergilemesi durumunda aday gösterilmeyeceğini açıkça ifade etmesi, piyasalarda daha güvercin bir Fed beklentisini güçlendirdi. Başkan, faizlerin hâlihazırda olması gerekenden yüksek olduğunu savunarak, indirim ihtimalinin güçlü olduğuna işaret etti.

Bu söylemler, dolar üzerinde ilave baskı oluştururken, yatırımcıların uzun vadeli beklentilerini de yeniden şekillendirdi.

YATIRIMCILAR ALTERNATİF GÜVENLİ LİMANLARA YÖNELİYOR

Dolar hâlâ küresel finans sisteminin temel taşı konumunda olsa da, riskten korunma stratejilerinde çeşitlenme dikkat çekiyor. Euro ve İsviçre frangı gibi majör para birimlerinin yanı sıra, altın başta olmak üzere emtia piyasalarına yönelim artmış durumda.

Macquarie’den Wizman, doların zayıf seyrettiği dönemlerin tarihsel olarak uzun soluklu olabildiğini hatırlatarak, mevcut sürecin de yıllarca devam edebileceğini vurguluyor. Ona göre ABD yönetiminin küresel politikadaki yönelimi, doların rezerv para statüsünü zamanla aşındırabilir.

Dolar dışı varlıklara yönelen sermaye akımları, yatırımcı tercihlerinde yapısal bir değişimin sinyallerini veriyor.

ALTIN VE EMTİALARDA REKOR PERFORMANS

2025 yılı, altın için tarihi bir ralliye sahne oldu. Değerli metal yıl genelinde yüzde 60’ın üzerinde yükselirken, son bir yıldaki toplam kazanç yüzde 70’i aştı. Son haftalarda görülen geri çekilmelere rağmen, altın güçlü seyrini koruyor.

Altının yanı sıra gümüş, platin gibi değerli metaller ile bakır ve çelik gibi sanayi metallerinde de yükseliş dikkat çekiyor. Saxo Bank Emtia Stratejileri Başkanı Ole Sloth Hansen, dolar kaynaklı endişelerin sert varlıklara olan talebi hızlandırdığını belirtiyor. Hansen’e göre, ABD ekonomisine yönelik güven kaybı ve sermaye çıkışları dolar için kırılgan bir zemin oluşturuyor.

GELİŞEN ÜLKE PARALARI VE EURO CEPHESİ

Son haftalarda euro, sterlin ve İsviçre frangı dolar karşısında değer kazanırken; Brezilya reali, Meksika pesosu ve Güney Afrika randı gibi gelişen ülke para birimleri de yükseliş eğilimine girdi.

Bank of America ekonomistleri, mevcut hareketlerin henüz tam anlamıyla bir “doların değer kaybı” süreci olarak adlandırılamayacağını savunuyor. Ancak rapora göre, Fed’in olası güvercin politikaları ve ticaret savaşlarının gecikmeli etkileri devreye girdikçe dolar üzerindeki baskı artabilir.

Steven Kamin ise doların hâlâ rakipsiz olduğunu kabul etmekle birlikte, birkaç yıl öncesine kıyasla doların küresel hakimiyetini kaybedebileceği bir geleceğin artık daha kolay hayal edilebildiğini ifade ediyor.