Ekotürk 2024’te neler okudu?
Ekotürk ekibi, bu yıl okudukları kitaplar arasından favorilerini paylaştı.
-İktidar ve Teknoloji, Daron Acemoğlu ve Simon Johnson
Cengiz Özdemir, Kurucu Genel Yayın Yönetmeni
*Tarih boyunca teknoloji ve ilerleme el ele yürüyen iki kavram olarak değerlendirildi. Teknoloji çoğu zaman gücü elinde bulunduranlar tarafından yönlendirildi, ancak her zaman toplumun yararı gözetilmedi. Bugün teknoloji küçük bir grubun kontrolündeyken, iktidar ile teknoloji ilişkisini yeniden düşünmek elzem. Daron Acemoğlu ve Simon Johnson bu ilişkiyi tarihsel süreçte ele alıp teknolojiye gözetim değil, demokratikleşme aracı olarak yeniden yön verilmesi gerektiğini savunuyorlar. Ekonomi ve tarihten ustalıkla süzdükleri bilgiler ışığında yeni bir vizyon öne sürüyorlar.
-İdeal Devlet, Farabi
Oğuz Koloğlu, Yayın Koordinatörü
*Farabî (870-950): Türk-İslam filozofu, gökbilimci, müzisyen. İslam’ın Altın Çağ’ının en önemli isimlerden biridir. Farabî yükseköğrenimini Bağdat’ta tamamladı, zamanın ünlü bilginlerinden ders aldı. Aristoteles’in ve Platon’un eserlerini inceledi, bu iki filozofun felsefelerini İslam’la bağdaştırmaya, bu sayede İslam dinine felsefi bir nitelik kazandırmaya çalıştı. Felsefeye mantık ile başlayıp metafizik üzerinde durdu; felsefenin dil, siyaset, doğa, zihin ile ilgilenen dallarında eserler verdi; müzik aletleri geliştirdi, müzik ve psikoloji konularında yazdı. İslam felsefesinin gelişmesini ve korunmasını sağladı, İlkçağ Yunan-Latin eserlerinin Arapça tercümelerinden yararlanmak zorunda kalan ve kendisini Alpharabius ismiyle anan Batılı Orta Çağ düşüncesini etkiledi. İdeal Devlet bilinen 103 eserinden sonuncusudur ve Farabî’nin felsefesini tüm açılardan yansıtır. Eserde İlk Var Olan’ın nitelikleri, diğer varlıkların nasıl meydana geldiği, varlıkların dereceleri, bunun organlardaki karşılığı, bir beden gibi işleyen şehri/toplumu yönetecek kişinin nitelikleri, şehir/toplum türleri, her birinin güçlü ve zayıf yanları ele alınır
–Anlatmak İçin Yaşamak, Gabriel Garcia Marquez
Bora Erdin, Haber Müdürü
*Anlatmak İçin Yaşamak, anlatmak, yazmak için yaşamış bir yazarın anılarının çok ötesinde bir kitap. Ancak onun kaleminden çıkabilecek, roman tadında okunabilen bir eser. Anlatmak İçin Yaşamak’ta “Hayat, insanın yaşadığı değildir; aslolan, hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır” diyen yazarın yalnızca yaşamöyküsünü değil, tüm yapıtlarının izlerini de bulacaksınız.
-Filistin Laboratuvarı – İsrail İşgal Teknolojilerini Dünyaya Nasıl İhraç Ediyor?, Anthony Loewenstein
Feyza Gümüşlüoğlu, Sunucu & Dış İlişkiler Koordinatörü
*Kapak fotoğrafı İsrail’in güneyindeki bir askeri üssü gösteriyor. Geride görünen köy gerçek değil. Köy baskını, ev araması ve sokak çatışması koşullarını simüle etmek için inşa edilmiş yapay bir köy. Burada tatbikat yapan İsrail askerleri köye “mini Gazze”diyorlar. Batı Şeria ve Gazze’nin işgali, “düşman” olarak tanımladığı Filistinlileri denetleme ve gözetleme teknolojileri konusunda İsrail devletine paha biçilmez bir deneyim kazandırdı. İsrail devletinin askeri-endüstriyel kompleksi, işgal altındaki Filistin topraklarını yeni silahlar ve gözetleme teknolojileri için bir test sahası olarak kullanıyor; burada geliştirdiği silahları ve teknolojileri dünyanın dört bir yanındaki despot rejimlere ve demokrasilere satarak Filistin’in işgaline ses çıkarmamalarını sağlıyor, onları suç ortağı haline getiriyor. Gazeteci Loewenstein belgeler, röportajlar ve sahadan raporlarla sürdürdüğü küresel bir soruşturmayla büyük ölçüde gizli olan bu dünyayı ortaya çıkarıyor, Filistin’in nasıl mükemmel bir laboratuvar haline getirildiğini derinlemesine inceliyor. Filistin laboratuvarı, Jeff Bezos ve Cemal Kaşıkçı’nın telefonlarını hackleyen Pegasus yazılımından, binlerce Rohingyalıyı katleden Burma ordusuna satılan silahlara ve Avrupa Birliği tarafından Akdeniz’de boğulmaya terk edilen mültecileri izlemek için kullanılan insansız hava araçlarına kadar uzanan bir girişim. İsrail’in dünyanın en acımasız çatışmalarından bazılarını körükleyen casusluk teknolojisi ve savunma donanımını geliştirmede nasıl lider haline geldiğini anlatıyor. Diğerleri de İsrail’den öğreniyor.
-Sayın Bay Rock Yıldızı, Teoman
Serdar Pazı, Sunucu & Ekotürk Araştırma Müdürü
*“İnsanın geçmişe ihtiyacı var. Kim olduğumuzu hatırlamak için. Daha doğrusu eskiden olduğumuz kişiyi hatırlamak için. Bir an içimde bir ağlama duygusu oluşuyor. Hıçkırarak. O yüzden şaka yapmaya başlıyorum. Berbat şakalar. Melankolimi yalnızlığıma saklayayım. Eve gidince yaşayayım.” Timur, 46 yaşında neredeyse mizantrop bir rock yıldızı. Alkolle, hayatla, depresyonla, manasızlık hisleriyle, orta yaş ve yaratıcılık krizleriyle savaşırken, bir yandan da dört yaşındaki kızına baba, annesine oğul olmaya çalışıyor. En çok zorlandığı konuysa kendine katlanmak.
-Babil’in En Zengin Adamı, George S. Clason
Perihan Tantuğ, Sunucu & Ekonomi Programları Koordinatörü
*Milyonlarca kişinin severek okuduğu bu zamansız klasik, arzu ettiğiniz ve başarmak istediğiniz her şeyin anahtarını taşıyor. Kadim Babilliler refahın evrensel yasalarını keşfeden ilk insanlardı. George S. Clason, çok satan kitabı Babil’in En Zengin Adamı’nda zenginliği yaratmanın, büyütmenin ve korumanın sırlarını açıklıyor. Tüccarların ve hatta çobanların eğlenceli hikâyeleri sayesinde kazandıklarınızla nasıl birikim yapacağınızı; borçtan nasıl kurtulacağınızı; paranızla nasıl girişimlerde bulunacağınızı; iyi şansı nasıl kendinize çekeceğinizi; nasıl akıllıca yatırımlar yapacağınızı ve servetinizi nasıl koruyacağınızı öğreneceksiniz. Babil’in En Zengin Adamı tutumluluk, mali planlama ve kişisel zenginlik konularında sayısız okuyucuya ilham vermiş bir eserdir. Sade ve anlaşılır bir dille yazılmış bu etkileyici ve bilgilendirici hikâyeler, sizi refaha ve ona eşlik eden mutlu bir yaşama yönlendiriyor. Günümüzde bir klasik olarak kabul edilen bu eser, paranızı korumanın ve daha fazlasını kazanmanın sırlarını barındırıyor.
-Korku, Stefan Zweig
Ali Çağatay, Haber Koordinatörü
*Rahat ve korunaklı bir yaşam süren saygın bir kadın, sekiz yıllık evliliğinden sıkılmış, burjuva dünyasının kozasından çıkarak kendini genç bir piyanistin kollarına atmıştır. Ancak bu gizli ilişkiden haberdar olan bir şantajcının ansızın zuhur etmesiyle, hayatında yeni farkına vardığı bütün güzellikleri yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalır ve kahredici bir korkunun pençesine düşer. Korku insanı bilinçdışına itilmiş utanç verici deneyimlerden, bastırılmış pişmanlıklardan özgürleştirebilecek güçte bir yapıt.
–Sıfırdan Bire, Peter Thiel
Mehmed Selim Karslı, Dijital Yayınlar ve Tanıtım Koordinatörü
*Thiel öncelikle yaşadığımız çağa dair çok sıradışı bir önermede bulunuyor: “Küçük mobil cihazlar bize her ne kadar birer mucize gibi görünse de aslında teknolojik açıdan durgun geçen bir çağda yaşıyoruz.” Elbette bilgi teknolojileri günden güne hızla gelişiyor ama ilerleme neden sadece Silikon Vadisi ya da bilgisayarlarla sınırlı kalsın ki? İlerleme her endüstri ve sektörde gerçekleştirilebilir bir süreçtir ve başarıya ulaşmak için ihtiyacımız olan tek şey özgün bir fikre sahip olmaktır.
-Meraklısı İçin Ortadoğu Kitabı, Murat Yetkin
Eren Can Umut, Sunucu
*“Ortadoğu geçmiş zamanla yazılamaz, şimdiki zamanda yazılmaktadır.” Türkiye’nin dört Cumhurbaşkanı Filistin Cephesi’nde çarpıştı, ikisi İngilizlerin Mısır’daki esir kampında kaldı. Hepsi Kurtuluş Savaşı’nda ön saflardaydı.
-Orhan Veli’nin Ankara’daki İzleri, Tolga Aydoğan
Gökçen Tuncer, Ekotürk Ankara Temsilcisi
*Ankara’da yaşadı, Ankara’yı yaşadı. Ankara’da okudu, Ankara’da âşık oldu, Ankara’da çalıştı, Ankara’da yazdı en güzel şiirlerini, Ankara’da Evkaf’taki memuriyetten istifa etti güzel havalarda, Ankara’da düştü çukura. Ve bir sabah Konur Sokak ile Meşrutiyet Caddesi’nin köşesinde son kez el salladı Ankara’ya… Sonra da temelli çekti gitti buralardan… Ardında içi anılarla dolu bir Ankara bırakarak… Orhan Veli Ankara’da doğmadı, Ankara’da ölmedi ama Ankara’da yaşadı.
-Hayat En Çok İyileri Kırar, Acar Baltaş
Ecem Koç, Kültür Sanat Editörü & Sunucu
*Olumsuz bir olay karşısında kendini suçlamak, başkasını suçlamak, koşulları suçlamak koza örmek gibidir. Kişi bu sorulara takıldıkça kozasını kalınlaştırır, içine hapsolur ve kurban olduğuna inanır. Buna karşılık, ‘Şu anda iyi olan ne?’ sorusunu kendisine sorduğunda kozayı deler ve sorunu çözmek için sahip olduğu öz kaynakları fark edip odağını fırsatlara çevirir. Çünkü enerjimizi nereye koyarsak hayat orada gelişir
-Warren Buffett Tarzı, Robert G.Hagstrom
Büşra Bingöl, Ekotürk Araştırma Uzmanı
*Bugünün yatırımcıları ellerinin altındaki bilgi yığınına rağmen, hâlâ kâr elde etmekte zorlanıyorlar. Warren Buffett Tarzı’nın bu genişletilmiş ve güncellenmiş baskısında Hagstrom, “Omaha Kâhini”nin yatırım felsefesini perspektife yerleştirirken, onun etkili yaklaşımını kendi çabalarınıza nasıl dahil edebileceğinizi anlatıyor. Buffett’ın kişisel ve mesleki geçmişine ilgi çekici bir bakışla eğilmesinin yanı sıra Benjamin Graham ve Philip Fisher’dan Charlie Munger’a kadar Buffett’ın yatırım anlayışını etkileyen insanları da detaylıca ele alıyor.
-Kıyamet Emeklisi, Şule Gürbüz
Suat Dural, Muhabir & Editör
*“Rüyalar doğru çıkar, üç yol var denince önce kendine bakacaksın ve herhalde üç kat merdiven çıkacak ya da ineceğim diyeceksin, kendi kendinin yorumcusu böyle olunur. Para gelecek denince önce cebini yoklayacaksın, hiç mi yok, demek ki canın çıkarsa şöyle bir elli kuruş gelecek, zaten elli kuruşun varsa çoktan hak ettiğin ama bir türlü eline geçmeyen bir liranın yirmi beş kuruşu eline geçecek. Bir kadın mı gördün, emin ol ki o seni görmedi. Ama seni de gören biri var işte o gelecek, ama sen onu gelenden saymadığın için geldiğini bile anlamayacaksın. Bekleyeceksin, sabrın da kıt olduğundan senden daha evvel beklemeye başlamış birini hah diye alacaksın, daha eskinin hiç sesi çıkmaz, o yüzden onu mazlum, kendini galip zannedeceksin.
-Çalınan Dikkat, Johann Hari
Zeynep Çelik, Editör
*Gazeteci-yazar Johann Hari, son yıllarda bir şeylere odaklanmakta ne kadar zorlandığını fark ettiğinde suçu önce kendisinde aramış. Ama sonra aslında çoğu insanın aynı sorundan muzdarip olduğunu görmüş. Böylece meseleyi araştırmaya, uzmanlarla görüşmeye başladığında çok daha derin ve kapsamlı nedenlerin söz konusu olduğunu keşfetmiş. Çalınan Dikkat’te Hari bu nedenleri detaylarıyla ele almanın yanı sıra, dikkatimizi geri kazanmanın yollarına kafa yoruyor.
-Mona’nın Gözleri,Thomas Schlesser
Merve Örengil, Kültür Sanat Editörü
*On yaşındaki Mona görme yetisini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Doktorlar hastalığın gizemini araştıradursun, Mona’nın sanatsever dedesi Henry Vuillemin’in biricik torunu için bambaşka bir reçetesi vardır: Her hafta çarşamba günü buluşacak ve birlikte Paris’in en büyük üç müzesini (Louvre, Orsay, Beaubourg) keşfe çıkacaklardır.
-Her Şey Ayrı Yazılır, Küçük iskender
Nihan Çelik, İçerik ve Planlama Analisti
*İnsan, gölgesiyle neyi temsil eder? Bir gölge kendisinin oluşmasına yol açan gövdeyi tanıyabilir mi? Gölge ile gövdenin ortak bir ödevi, ortak bir bilinci, ortak bir düşü var mıdır? Edebiyatın pek çok alanında kalem oynatan küçük İskender’den hareketli, cesur, demir leblebi denemeler. “Her Şey” Ayrı Yazılır’ın okuru şimdiden şanslı; son dönem şiirimizin en etkili isimlerinden birinin düşünce dünyasına girecekler, türler arası bir yazının, tümüyle özgür ve özgürlükçü, apaydınlık bir zihnin izini sürecekler. İskender’in ülkede yaşanan ve aklı başında (ya da bulutlarda) herkesi yakından ilgilendiren sorunlara yaklaşımı, hayranlık uyandıracak kadar iç açıcı. Okuyun, kendinize armağan edin.
-Dorian Gray’in Portresi, Oscar Wilde
Ayşegül Manuoğlu, Sosyal Medya Editörü
*Dünya edebiyatının en güçlü kalemleri arasında yer alan İrlandalı yazar Oscar Wilde, Dorian Gray’in Portresi adlı romanı ile kurmaca alanındaki ustalığını bir kez daha kanıtlıyor. Eserlerini ağırlıklı olarak oyun ve şiir türünde veren yazar, kaleme aldığı tek roman olan bu yapıt ile adını ölümsüzlüğe kavuşturuyor. Sıra dışı kurgusu ile okurlarının hafızasında derin izler bırakan Dorian Gray’in Portresi’ni okuduğunuzda, tüm edebiyat otoritelerinin Wilde’a olan haklı hayranlığına siz de katılacaksınız.
-Prokrsastineyşın, Timothy A. Pychel
Şevval Sevim, Grafik Tasarımcı
*Oturup çalışmaya başlamadan önce kapsamlı bir temizliğe veya bilgisayardaki klasörleri düzenlemeye girişmek, bundan sıkılınca internete dalıp saatlerce oradan oraya gezinmek, bir ara haberlere bakınmak, acıkınca yemek pişirmek için tarif aramak, bir şey danışmak için bir arkadaşı arayıp uzun uzun başka konulardan konuşmak ve ardından ilerleyen saatlerde buluşmak üzere sözleşmek, fakat bütün bunlardan aslında hiç mi hiç keyif almayıp nedensizce ertelenen o iş yüzünden duyulan kaygıyla ve suçlulukla cebelleşmeye devam etmek… Tanıdık geldi mi?
-Ev Yapımı Bir Paraşüt, Berrak Yurdakul
Esra Kuşçu, Yönetici Asistanı
*Kendinizi öfkeli, neşesiz, kaygılı veya mutsuz mu hissediyorsunuz? Bilge büyücü Mama Nono, sizi zihninizle tanıştıracak bir kursa katılmaya davet ediyor: “Mutluluğu Ayağına Getirmek İsteyenler İçin Çok Hızlandırılmış Bir Kurs.”
Yedi gün sürecek bu kurs boyunca:
• Zihninizin her dediğine inanmamanız gerektiğini
• Düşünceleriniz hakkında düşünmemeyi
• Dikkatinizi neye verdiğinize dikkat etmeyi
• Duygularınıza düşünceyi bulaştırmamayı
• Aptalca değil akıllıca bencil olmayı ve size özgürlük getirecek daha birçok şeyi öğreneceksiniz. Hazırsanız başlayalım!
