Emre Alkin: İran SWIFT’i aşıyor, Türkiye rezerv kaybediyor

EKOTÜRK ekranlarında yayımlanan “Günün Yorumu” programında konuşan ekonomist Prof. Dr. Emre Alkin, haftanın ekonomi-politik gündemini kapsamlı şekilde değerlendirirken, küresel gelişmelerin piyasalar üzerindeki etkilerine ve Türkiye ekonomisindeki güncel dinamiklere dikkat çekti. Haftanın oldukça hızlı geçtiğini belirten Alkin, özellikle Orta Doğu’daki ateşkes sürecinin piyasalarda kısa vadeli etkiler yarattığını ancak bu iyimserliğin kalıcı olmayabileceğini vurguladı.

ATEŞKES SONRASI PETROL GERİLEDİ AMA RİSKLER SÜRÜYOR

8 Nisan’da sağlanan ateşkesle birlikte petrol fiyatlarında sınırlı bir geri çekilme yaşandığını ifade eden Alkin, bölgedeki belirsizliklerin devam ettiğine işaret etti. İsrail’in politikalarının öngörülemez olduğunu dile getiren Alkin, bölgede kalıcı bir istikrarın henüz sağlanamadığını belirtti. ABD tarafında da siyasi atmosferin karışık olduğunu söyleyen Alkin, Beyaz Saray’daki gelişmelerin küresel algıyı olumsuz etkilediğini ifade etti.

İRAN’DAN DİKKAT ÇEKEN HAMLE: SWIFT DIŞI TİCARET MODELİ

İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinden yürüttüğü ticarette alternatif ödeme sistemlerine yöneldiğini belirten Alkin, kripto paralar ve Çin yuanının bu süreçte öne çıktığını söyledi. Bu adımın, ABD merkezli finans sistemine karşı önemli bir alternatif oluşturabileceğini dile getiren Alkin, bunun küresel ticaret dengelerinde yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini ifade etti.
“İRAN’IN KRİPTO PARA VE YUAN ÜZERİNDEN TİCARETİ, DOLAR HAKİMİYETİNE KARŞI YENİ BİR ALTERNATİF MODEL OLUŞTURABİLİR.”

Çin’in daha önce yaptırımlara maruz kalan bir bankası üzerinden bu sürece destek vermesinin dikkat çekici olduğunu belirten Alkin, bunun jeopolitik bir karşı hamle niteliği taşıyabileceğini söyledi. İran’ın yaptırımlar altında dahi ekonomik sistemini ayakta tutmaya çalıştığını vurguladı.

TÜRKİYE’DE REZERV TARTIŞMASI: BRÜT ARTIŞ, NET DÜŞÜŞ

Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Alkin, Merkez Bankası rezervlerindeki değişime dikkat çekti. Brüt rezervlerde artış gözlenirken, swap hariç net rezervlerde ciddi bir düşüş yaşandığını ifade etti. Bu durumun, ekonomi yönetiminin tercihleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.

“SWAP HARİÇ NET REZERVLERDEKİ GERİLEME, EKONOMİ YÖNETİMİNİN YATIRIMCIYA DÜŞÜK KURDAN ÇIKIŞ İMKANI SUNDUĞUNU GÖSTERİYOR.”

Alkin, yatırımcıların Türkiye’ye giriş-çıkış döngüsünün doğal bir süreç olduğunu ancak mevcut politikaların gereğinden fazla “cömert” olduğunu savundu. Bu yaklaşımın Merkez Bankası bilançosu üzerinde ciddi bir yük oluşturduğunu dile getirdi.

MERKEZ BANKASI ZARARI VE POLİTİKA ELEŞTİRİSİ

Merkez Bankası’nın 2025 yılı zararının 1 trilyon TL’yi aştığını ifade eden Alkin, uygulanan politikaların maliyetine dikkat çekti. Döviz kuru üzerinde baskı oluşturmak, faiz artırımları ve piyasaya döviz satışı gibi adımların ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti.

“MERKEZ BANKASI’NIN 2025 YILI ZARARININ 1 TRİLYON TL’Yİ AŞMASI, UYGULANAN POLİTİKALARIN MALİYETİNİ AÇIKÇA ORTAYA KOYUYOR.”

Geçmişte yapılan döviz müdahaleleriyle bugünkü uygulamalar arasında benzerlikler olduğunu dile getiren Alkin, bu konuda yapılan yorumların çelişkili olduğunu söyledi. Ekonomi politikalarının kişilere göre değil, bilimsel temellere göre değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

EKONOMİDE ÇİFTE STANDART ELEŞTİRİSİ

Alkin, ekonomi yorumlarında tutarsızlık ve çifte standart olduğunu ifade ederek, aynı uygulamaların farklı dönemlerde farklı şekilde değerlendirilmesini eleştirdi. İktisat biliminin objektiflik ve etik gerektirdiğini belirten Alkin, kişiye göre yapılan analizlerin sağlıklı sonuçlar doğurmayacağını söyledi.