Emre Alkin’den enerji krizi uyarısı: Petrol fiyatları Türkiye’yi nasıl etkileyecek?

EKOTÜRK TV’de yayımlanan “Günün Yorumu” programında küresel ekonomideki gerilimler, enerji piyasalarındaki dalgalanma ve Türkiye’nin enflasyon görünümü ele alındı. Programda değerlendirmelerde bulunan ekonomist Prof. Dr. Emre Alkin, son günlerde Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin sadece siyasi değil aynı zamanda ekonomik sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

ORTA DOĞU’DAKİ GERİLİM EKONOMİYİ ETKİLİYOR

Prof. Dr. Emre Alkin, Ankara’da bulunduğu sırada yaptığı değerlendirmede bölgede dikkat çeken askeri ve siyasi gelişmeler yaşandığını ifade etti. Son günlerde İran’dan Türkiye’ye doğru bir roket veya füze fırlatıldığı iddiasının gündeme geldiğini hatırlatan Alkin, NATO’nun bu tehdidin engellendiğini açıkladığını belirtti. Ancak olayın detaylarıyla ilgili farklı açıklamaların bulunduğunu ve söz konusu mühimmatın gerçekten İran’dan fırlatılıp fırlatılmadığı konusunda ciddi soru işaretleri olduğunu vurguladı.

Benzer bir durumun Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ne yöneldiği öne sürülen insansız hava aracı veya füze için de geçerli olduğunu ifade eden Alkin, bazı İngiliz yetkililerin bu aracın İran kaynaklı olmadığı yönünde değerlendirmeler yaptığını söyledi. Bu gelişmelerin bölgede yaşanan gerginliğin arka planında daha karmaşık bir tablo olabileceğini düşündürdüğünü dile getirdi.

ABD VE İSRAİL-İRAN GERİLİMİNE DİKKAT ÇEKTİ

Alkin’e göre son dönemde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik politikaları bölgede daha geniş çaplı bir çatışma atmosferi oluşturma riskini beraberinde getiriyor. Bu süreçte çeşitli ülkelerin de bu gerilime dolaylı şekilde dahil edilmeye çalışıldığına dair iddiaların gündeme geldiğini belirten Alkin, Körfez ülkelerinde bazı istihbarat operasyonlarının ortaya çıkarıldığına yönelik haberlerin de uluslararası basında yer aldığını ifade etti.

İran’daki yönetim modeli hakkında uluslararası çevrelerde uzun süredir eleştiriler bulunduğunu hatırlatan Alkin, özellikle toplumsal haklar ve özgürlükler konusunda farklı görüşlerin dile getirildiğini söyledi. Buna karşın İran’a yönelik olası bir baskı politikasının sonuçlarının öngörüldüğünden daha karmaşık olabileceğini belirtti.

PETROL FİYATLARI YÜKSELİŞTE

Küresel enerji piyasalarında yaşanan gelişmelerin ekonomik dengeler açısından kritik olduğunu belirten Alkin, petrol fiyatlarının son dönemde hızla yükseldiğini söyledi.

“Petrol fiyatlarının 85 dolar seviyesini aşarak 90 dolara yaklaşması, özellikle enerji ithalatına bağımlı ülkeler için ciddi bir maliyet baskısı oluşturuyor.”

Enerji fiyatlarındaki artışın yalnızca petrol ithalatını değil aynı zamanda üretim maliyetleri üzerinden birçok sektörü etkilediğini belirten Alkin, bu durumun küresel enflasyon üzerinde de baskı oluşturabileceğini dile getirdi.

TÜRKİYE İÇİN ENERJİ MALİYETİ UYARISI

Türkiye’nin enerji ithalatına yüksek oranda bağımlı bir ülke olduğunu hatırlatan Alkin, petrol fiyatlarında yaşanan her artışın dış ticaret dengesi üzerinde doğrudan etkili olduğunu ifade etti.

“Petrol fiyatlarında her 10 dolarlık yükseliş, Türkiye ekonomisi açısından yaklaşık 2 milyar dolarlık enerji maliyeti anlamına geliyor; çarpan etkisiyle bu rakamın 4 milyar dolara kadar çıkabileceği hesaplanıyor.”

Bu nedenle enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların Türkiye’nin cari açık ve enflasyon görünümü açısından önemli bir risk oluşturduğunu belirten Alkin, özellikle Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarında yaşanabilecek bir kriz durumunun enerji piyasalarını daha da sarsabileceğini söyledi.

“Hürmüz Boğazı’nda olası bir kapanma senaryosunda petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması ihtimali ciddi şekilde konuşuluyor.”

LNG VE DOĞALGAZ TEDARİKİ DE GÜNDEMDE

Enerji piyasasında yalnızca petrolün değil sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) da önemli bir başlık haline geldiğini ifade eden Alkin, Katar’ın güvenlik gerekçeleriyle üretim ve sevkiyat konusunda temkinli davranabileceğine yönelik açıklamaların dikkat çektiğini belirtti.

Avrupa’da doğalgaz fiyatlarının son günlerde sert yükselişler yaşadığını hatırlatan Alkin, piyasalarda zaman zaman dalgalanmalar görülse de enerji maliyetlerinin yüksek seviyelerde kalmasının küresel ekonomi için risk oluşturduğunu söyledi.

Türkiye’nin enerji ihtiyacının önemli bölümünü uzun vadeli anlaşmalarla karşıladığını ifade eden Alkin, geçmişte uygulanan yöntemlerden de bahsetti. Eskiden pahalı ikili anlaşmaların yanında piyasadaki daha ucuz fiyatlarla dengeleme yapılarak ortalama maliyetin düşürülmeye çalışıldığını hatırlattı. Ancak son dönemde piyasa fiyatlarının hızla yükselmesi nedeniyle bu yöntemin de sınırlı etki yaratabildiğini belirtti.

YENİ ENERJİ FİYATLARI GÜNDEMDE

Enerji ihracatçısı ülkelerin yeni fiyat seviyelerine göre sözleşmeleri yeniden değerlendirmek isteyebileceğini dile getiren Alkin, bu durumun enerji piyasasında yeni bir fiyat dengesi oluşturabileceğini söyledi. Bazı üretici ülkelerin eski fiyatlarla satış yapmanın ekonomik olarak sürdürülebilir olmadığını savunduğunu belirten Alkin, bunun üretim veya sevkiyat kararlarını da etkileyebileceğini ifade etti.

Enerji sektöründe üretim, iletim ve dağıtımın üç kritik aşama olduğunu hatırlatan Alkin, bu zincirin herhangi bir halkasında yaşanacak aksamanın enerji piyasasında ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

ENFLASYON VE CARİ AÇIK RİSKİ

Enerji maliyetlerindeki artışın Türkiye ekonomisine iki farklı kanaldan etki edebileceğini belirten Alkin, hem enflasyon hem de cari açık açısından risk oluşabileceğini söyledi. Enerji fiyatlarının yükselmesinin üretim maliyetlerini artırarak fiyatlara yansıdığını ifade eden Alkin, aynı zamanda ithalat faturası nedeniyle cari açığın büyüyebileceğini belirtti.

ÖTV DÜZENLEMESİ VE ENFLASYON TARTIŞMASI

Son dönemde yürürlüğe giren akaryakıt fiyat düzenlemelerine de değinen Alkin, Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme kapsamında fiyat artışları durumunda ÖTV oranlarının önemli ölçüde düşürülebileceğini hatırlattı.

Bu tür uygulamaların tüketici üzerindeki baskıyı geçici olarak azaltabileceğini söyleyen Alkin, enflasyonla mücadelede vergi politikalarının da önemli rol oynadığını ifade etti. Zorunlu mal ve hizmetlerdeki dolaylı vergilerin düşürülmesinin fiyat istikrarı açısından daha kalıcı sonuçlar doğurabileceğini belirtti.

Alkin’e göre vergi politikaları ile kamu harcamaları arasındaki denge, enflasyonla mücadelede kritik bir unsur olarak öne çıkıyor. Bu nedenle ekonomik politikalarda uzun vadeli yaklaşımın önemine dikkat çekti.