Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı “Aile ve Nüfus 10 Yılı” vizyonu, Türkiye’nin demografik geleceğine ilişkin kapsamlı bir yol haritası ortaya koyarken, aile kurumunun toplumsal yapıdaki merkezi rolünü bir kez daha gündeme taşıdı. İstanbul’daki Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen tanıtım programında konuşan Erdoğan, hem mevcut demografik tabloya dair çarpıcı veriler paylaştı hem de gelecek 10 yıla yönelik stratejik hedefleri açıkladı.
AİLE TOPLUMUN TEMELİ OLARAK ÖNE ÇIKIYOR
Programda yaptığı konuşmada aileyi yalnızca sosyal bir yapı değil, aynı zamanda milletin varlık ve devamlılık kaynağı olarak tanımlayan Erdoğan, güçlü aile yapısının güçlü bireyler ve dolayısıyla güçlü bir toplum anlamına geldiğini vurguladı. Dijitalleşmenin hız kazandığı modern çağda aile bağlarının korunmasının daha da kritik hale geldiğini ifade etti.
“Aile güçlü olduğunda bireyler güçlü olur; aile zayıfladığında toplumun direnci de zayıflar.”
Ailenin bireyin ilk eğitim aldığı yer olduğunu belirten Erdoğan, sevgi, merhamet, empati gibi temel insani değerlerin ilk olarak aile içinde kazanıldığını söyledi. Bu bağlamda aileyi, vatan ve millet sevgisinin filizlendiği ilk adres olarak tanımladı.
DEMOGRAFİK ALARM: DOĞURGANLIK HIZI GERİLİYOR
Türkiye’nin nüfus dinamiklerine ilişkin paylaşılan veriler, dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Son yıllarda doğurganlık hızında ciddi bir düşüş yaşandığına işaret eden Erdoğan, bu durumun uzun vadede ekonomik ve sosyal sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
“Türkiye’de doğurganlık hızı 2017’den bu yana yenilenme eşiğinin altında ve 2025 itibarıyla daha da gerilediği öngörülüyor.”
Evlilik yaşının yükselmesi, boşanma oranlarının artması ve doğum sayılarındaki azalma, nüfusun yaşlanmasına yol açan temel faktörler arasında gösterildi. 2025 itibarıyla ortanca yaşın 34,9’a yükseldiğini belirten Erdoğan, yaşlı nüfus oranının da yüzde 11,1 seviyesine çıktığını ifade etti.
NÜFUS YAPISINDA DÖNÜŞÜM: TEK KİŞİLİK HANELER ARTIYOR
Türkiye’de aile yapısındaki değişim de dikkat çeken başlıklar arasında yer aldı. Tek kişilik hanelerin oranının yüzde 20,5’e ulaştığı belirtilirken, ilk evlenme yaşının da belirgin şekilde yükseldiği vurgulandı. 20-24 yaş aralığında evlenmemiş birey oranının kadınlarda yüzde 79, erkeklerde ise yüzde 94’e ulaşması, toplumsal dönüşümün hızını ortaya koydu.
Kırsal bölgelerde ise yaşlı nüfusun çocuk nüfusu geçtiği bilgisi, demografik dengenin yer yer tersine döndüğünü gösterdi.
2026-2035 DÖNEMİ: “AİLE VE NÜFUS 10 YILI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin demografik riskleri erkenden yönetebilmesi amacıyla 2026-2035 dönemini “Aile ve Nüfus 10 Yılı” olarak ilan ettiklerini açıkladı. Bu vizyonun, insanı merkeze alan ve aile üzerinden büyüyen bir kalkınma modeline dayandığını belirtti.
“Aile ve Nüfus 10 Yılı, Türkiye’nin geleceğini güvence altına alacak stratejik bir devlet iradesidir.”
Bu kapsamda belirlenen 5 temel stratejik öncelik şu şekilde sıralandı:
Aile kurumunun korunması ve güçlendirilmesi
Evliliğin teşvik edilmesi
Doğurganlık oranının artırılması
Gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahı
Kırsal kalkınma ve nüfusun dengeli dağılımı
GENÇLERE VE AİLELERE YENİ DESTEKLER
Hükümetin aileyi destekleyici politikaları kapsamında önemli teşvikler de duyuruldu. Aile ve Gençlik Fonu çerçevesinde genç çiftlere sağlanan kredi desteklerinin artırıldığı belirtildi. Yeni düzenlemeyle evlilik kredilerinin 200-250 bin TL seviyesine çıkarıldığı ve geri ödemesiz dönemler sunulduğu açıklandı.
Doğum izinlerinde yapılan iyileştirmeler de dikkat çekti. Çalışan anneler için izin süresi 24 haftaya çıkarılırken, babalık izni 10 gün olarak yeniden düzenlendi. Ayrıca koruyucu ailelere de izin hakkı tanındı.
KÜRESEL EĞİLİM: YAŞLANAN DÜNYA, AZALAN DOĞUMLAR
Konuşmada yalnızca Türkiye değil, dünya genelinde yaşanan demografik değişimlere de değinildi. Avrupa başta olmak üzere birçok gelişmiş ülkenin yaşlanan nüfus ve düşük doğurganlık oranlarıyla mücadele ettiğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin halen görece avantajlı konumda olduğunu ancak bu avantajın korunması gerektiğini ifade etti.
Göçmen nüfus olmadan bazı ülkelerde ekonomik faaliyetlerin sürdürülemez hale geldiğine dikkat çekilerek, nüfus politikalarının stratejik önemine vurgu yapıldı.
MİLLİ AİLE HAFTASI İLAN EDİLDİ
Toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla yeni bir uygulama da duyuruldu. Buna göre her yıl mayıs ayının son haftası “Milli Aile Haftası” olarak kutlanacak. Bu sayede aile odaklı politikaların toplumun tüm kesimlerinde daha güçlü şekilde benimsenmesi hedefleniyor.
İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Aile güçlü olduğunda bireyler güçlü olur, dolayısıyla toplum güçlü olur. Aile zayıflatıldığında ise birey zayıflar, toplum kan kaybeder." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı'nda yaptığı konuşmada programa katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, elektronik çağla başlayan, dijital çağla doruğa çıkan zorluklara rağmen aile olma şuurunu halen diri tutan milletin her bir yuvasını saygıyla selamladığını, hanelere Allah'tan sağlık, huzur ve mutluluk dilediğini söyledi.
Aileleri güçlendirmek, nüfusu arttırmak, sosyal ve ekonomik hayatın her alanında ailenin merkezi rolünü sağlamlaştırmak için irade ortaya koyan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığını tebrik eden Erdoğan, aynı şekilde artan tehditler ve tehlikeler karşısında aile müessesesinin asli misyonunu icra etmesine katkı veren sivil toplum kuruluşlarına, medyada ve sosyal medyada bu mücadeleye destek olanlara teşekkür etti.
Bir milletin gücünün sadece ordusunun kudreti, ekonomisinin büyüklüğü veya teknolojisinin ileri olmasıyla ölçülemeyeceğini belirten Erdoğan, "Bunların yanı sıra bir milletin gücü yuvalarında tüten ocakta, beşiklerinde büyüyen evlatlarda, nesilden nesile taşınan değerlerde gizlidir. Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgemiz doğrultusunda atılacak adımların aile kurumuna daha da büyük bir güç katacağına inanıyor, ülkemiz, milletimiz ve tüm ailelerimiz için şimdiden hayırlı olmasını diliyorum." ifadesini kullandı.
"VATAN, MİLLET SEVGİSİNİN İLK ADRESİ AİLEDİR"
Erdoğan, program kapsamında, 2025 Aile Yılı kapsamında düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye girenlere ödüllerinin takdim edileceğini dile getirirken, ödül kazananları tebrik etti.
"Hepiniz bir annenin, bir babanın evlatlarıyız. Hepimiz varlığımızı ailelerimize borçluyuz." diyen Erdoğan, evlat olmanın da anne-baba olmanın da ailelere bağlı olduğuna değindi.
Ailenin insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilkokulu olduğunu dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
"Hayata önce ailede hazırlanılır. Merhamet, şefkat, empati kurmak ilkin ailede öğrenilir. Sevgi ve kardeşliğin ilk tohumu ailede atılır. Vatan, millet sevgisinin ilk adresi ailedir. Şahsiyet ailede oluşur ve o çatı altında tekabül eder. İnsan neslinin ayakta durabilmesini sağlayan da yine ailedir. Aile güçlü olduğunda bireyler güçlü olur, dolayısıyla toplum güçlü olur. Aile zayıflatıldığında ise birey zayıflar, toplum kan kaybeder. Ailenin huzuru milletin huzurundan, ailenin saadeti milletin saadetinden, ailenin güvenliği milletin güvenliğinden, ailenin birliği milletin birlik ve beraberliğinden ayrı düşünülemez."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir. Mesela doğurganlık hızımız 2017'den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1'in altına indi. 2024'te 1,48'e düşen oranın maalesef 2025 yılında daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Aile ve Nüfus 10 Yılı Tanıtım Programı'nda yaptığı konuşmada, anayasanın 41'inci maddesinde yer alan "Aile Türk toplumunun temelidir." ilkesinin hem bir yükümlülüğü hem de Türk milletinin asli kimliğini ortaya koyan son derece veciz bir ifade olduğunu söyledi.
Türk milletinin tarih boyunca aile bağlarının güçlülüğü, devamlılığı sayesinde varlığını sürdürdüğüne, maruz kaldığı tüm tehditleri bertaraf ettiğine ve kültürel kodlarını korumayı başardığına dikkati çeken Erdoğan, "Vatanımızın, anavatan olması tesadüf değildir, devletimizin devlet ana olması tesadüf değildir. İnsanımızın gönlünde tüten ocağın, aile ocağı, ana ocağı, baba ocağı olması asla ve asla tesadüf değildir." diye konuştu.
Erdoğan, bu kavramların her birinin temelinde binlerce yıllık hayat tecrübesi, kültür mirası, inanç dünyasından neşet eden kadim değerlerin olduğunu kaydederek, "Güçlü ve sağlıklı aileler, aziz milletimizin mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabileceği en güvenli limandır." ifadelerini kullandı.
Dijital teknokültür çağında insana ve hayata dair hemen her şey gibi ailenin de dönüşüp, form değiştirip ciddi sınamalarla karşılaştığını vurgulayan Erdoğan, "Alışageldiğimiz yapıların çözüldüğü, insanın yol ve yön arayışının arttığı bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde 86 milyonun sorumluluğunu taşıyan kadrolar olarak, ülkemiz ve milletimiz için en iyisini yapmanın muhtemel riskleri, tehditleri ve fırsatları öngörerek Türkiye'yi yarınlara hazırlamanın gayretindeyiz. Aslında buna yeni de başlamadık. Ülkeyi yönetme vazifesini üstlendiğimiz 2002'den beri bunun mücadelesini veriyoruz." sözlerini sarf etti.
"ÜÇ ÇOCUK ÇAĞRILARIMIZIN HAKLILIĞI İSPAT EDİLMİŞ OLDU"
Erdoğan, 2007 yılında en az üç çocuk deyip hızla yaklaşan bir tehlikeye dikkati çektiklerini hatırlatarak, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
"Bu çağrımız ülkeye dair her konuya ideolojik gözlükle bakanların tepkisini çekmiş, bizi son derece seviyesiz ifadelerle eleştirmişlerdi. Hayat tarzına müdahale eden, inanç değerlerimizi hedef alan küstahlıklara kadar nice akıl ve ahlak dışı ithama, iftiraya, edepsizliğe maruz kaldık. Sonuçta ne oldu? Aradan geçen sürede üç çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu. O günlerde bizi eleştirenler bugün hakkımızı teslim etmek zorunda kalıyor. Şundan emin oluyoruz ki yarın tarih tekerrür edecek. Aileye önem ve öncelik verdiğimiz için bizi bireyi önemsizleştirmekle, kadını zayıflatmakla suçlayanların iddialarının absürtlüğü ortaya çıkacak. Ailenin korunmasına ve güçlendirilmesine yönelik çabalarımızın doğruluğu gelecekte çok daha iyi anlaşılacak."
Türkiye olarak aile ve nüfus meselesinde sadece dünyada yaşanan hızlı değişimlerin etkilerini hissetmekle kalmadıklarını belirten Erdoğan, aynı zamanda 1960'lardan itibaren devreye konulan yanlış politikaların ve algıların olumsuz sonuçlarıyla da yüzleştiklerini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bilhassa yaşı 50'nin üzerinde olanlar çok iyi hatırlayacaklar. Ülkemizde yıllarca şöyle bir propaganda yağmuruna tutuldu. Bize nüfusla kalkınma arasında birbirine zıt bir ilişkinin olduğu söylendi. Yani nüfus ve doğurganlık arttıkça yoksulluğun artacağı, refahın azalacağı ifade edildi. Nüfus kontrol politikalarını bir tabu haline getirerek en küçük bir aykırı sese, fikre müsaade etmediler. Ayrıca aileyi değersizleştirirken çok çocuklu aileleri cehaletle, taşralıkla, yobazlıkla suçladılar. İstanbul'un göbeğindeki hastanelerde sırf ücret ödenmediği için cenazeler rehin alınırken, sağlık sisteminin iyileştirilmesi için kullanılması gereken kaynaklar dışarıdan reçete edilen nüfus kontrol politikalarıyla çarçur edildi. Bugün ise çocuğu aileye, nüfusu ülkeye yük gören anlayış tamamen iflas etmiş durumda."
Refah toplumu olarak dünyaya örnek gösterilen ülkelerin hemen hepsinin nüfus artış hızının azalmasından dert yandığına işaret eden Erdoğan, "Aynı şekilde küresel cinsiyetsizleştirme akımları karşısında aile kurumunun irtifa kaybetmesine mani olamıyorlar. Kimi ülkelerde sorun öyle bir boyuta ulaştı ki eğer göçmenler olmasa ekonomi çökecek, hayat duracak, en temel hizmetler verilemeyecek." dedi.
Erdoğan, ekonomik, ticari ve beşeri bakımdan dünya ile bütünleşmiş bir ülke olarak bütün bunlardan maalesef Türkiye'nin de etkilendiğini belirterek, konuşmasına şöyle devam etti:
"Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir. Mesela doğurganlık hızımız 2017'den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1'in altına indi. 2024'te 1,48'e düşen oranın maalesef 2025 yılında daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz. Ülkemizde 2014'te yılda 1 milyon 35 bin bebek dünyaya gelirken 2023'te bu rakam 1 milyonun altına düştü. Oysa bizim kültürümüzde çocuk, evin neşesi, bunun yanında kızdan torun, bahçe gülü, oğuldan torun ise oğul balı olarak görülür."
Sofralardan 10 yılda yarım milyona yakın küçük kaşığın eksildiğini belirten Erdoğan, "Şurası da endişe vericidir. Ortanca yaşımız 2025'te 34,9'a çıktı. Yani her iki vatandaşımızın biri artık yaklaşık 35 yaşındadır. Yaşlı nüfus oranımız ise 2025 itibariyle yüzde 11,1'e yükseldi. Üstelik kırsalda yaşayan yaşlı nüfus çocuk nüfusunu geçmiş durumda." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2026-2035 dönemini "Aile ve Nüfus 10 Yılı" olarak belirlediklerini belirterek "Aile ve Nüfus 10 Yılı, aileyi toplumun temeli, nüfusu ise milletimizin geleceğinin teminatı olarak gören güçlü bir devlet iradesinin tezahürüdür. Vizyon belgemiz ise insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yürüyen Türkiye vizyonunun yol haritasıdır." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı'nda yaptığı konuşmada, bazı verileri paylaştı.
Hanehalkı büyüklüğünün 30,08'e düştüğüne dikkati çeken Erdoğan, "Tek kişilik hanelerin oranı ise yüzde 20,5'e ulaşmıştır. İlk evlenme yaşı erkeklerde 28,5'e, hanımlarda 26'ya çıkarken, 20-24 yaş aralığında hiç evlenmemiş kadın oranı yüzde 79, erkeklerde yüzde 94'tür. Yani milletçe önümüzde geleceğimiz adına endişelenmemiz, bununla kalmayıp çözümü için harekete geçmemiz gereken bir tablo bulunuyor." ifadelerini kullandı.
Erdoğan, bu endişe verici tablonun sadece Türkiye'nin meselesi olmadığına işaret ederek "Avrupa'dan Uzak Doğu'ya kadar birçok ülke yaşlanan nüfus, azalan doğum oranları ve çözülmeye başlayan aile yapısıyla karşı karşıyadır. Oralarla kıyaslandığında Türkiye hamdolsun çok iyi bir konumdadır. Örneğin, bizde 35'e yaklaşan ortanca yaş, Avrupa'da 45'tir. Türkiye, Avrupa Birliği'nden halen 10 yaş daha gençtir ama buna rağmen biz şimdiden gerekli tedbirleri almaya, tıpkı üç çocuk çağrımızda olduğu gibi yarının risklerini şimdiden azaltmaya çalışıyoruz." diye konuştu.
- "2025 senesi, aile merkezli politikalarımızda bir dönüm noktası teşkil etti"
Hükümet olarak uzun bir süredir "güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum" şiarıyla oldukça geniş kapsamlı politikalar uyguladıklarını anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın ismindeki 'aile' ifadesine bile tahammül edemeyen marjinal zihniyete rağmen çok önemli adımlar attık. 2025 senesi, aile merkezli politikalarımızda bir dönüm noktası teşkil etti. Aile ve Gençlik Fonu'nu önce deprem bölgemizde, ardından tüm Türkiye'de hayata geçirdik. 2026 yılında kredi tutarını artırdık ve şartları kolaylaştırdık. Yuva kuracak gençlerimize verdiğimiz 150 bin liralık destek tutarını 200-250 bin liraya yükselttik. Genç çiftlerimize iki yıl geri ödemesiz 48 ay vadeli kredi sağlıyoruz. 1 Ocak 2025 itibarıyla doğum yardımlarımızın tutarını yükselttik. Temmuz 2025'te Yarı Zamanlı Çalışma Yönetmeliği'ni yürürlüğe koyduk. Sosyal konutlardan yararlanmada üç ve daha fazla çocuklu ailelerimize öncelik tanıdık."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, doğum iznini de içeren Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'a değinerek "En son biliyorsunuz doğum izni sürelerini yeniden düzenledik. Dün yürürlüğe giren kanuna göre çalışan anneler doğum izinlerini artık 24 hafta olarak kullanabilecek. Düzenlemeyle özel sektör çalışanlarının babalık iznini kamu çalışanlarında olduğu gibi 10 güne çıkardık. Ayrıca koruyucu aile olacaklara da 10 gün izin hakkı tanıdık. Yeni yasamızın başta annelerimiz olmak üzere tüm ailelerimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum." ifadelerini kullandı.
"MAYIS AYININ SON HAFTASINI 'MİLLİ AİLE HAFTASI' OLARAK KUTLAYACAĞIZ"
2025 Aile Yılı ile ülke genelinde bir bilinçlenmeye vesile olduklarını ifade eden Erdoğan, aile ve nüfus meselesini toplumun ve siyasetin gündemine taşıdıklarını belirtti.
Erdoğan, bunu bir üst seviyeye çıkarmak istediklerini dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu amaçla 2026-2035 dönemini 'Aile ve Nüfus 10 Yılı' olarak belirledik. Aile ve Nüfus 10 Yılı, aileyi toplumun temeli, nüfusu ise milletimizin geleceğinin teminatı olarak gören güçlü bir devlet iradesinin tezahürüdür. Vizyon belgemiz ise insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yürüyen Türkiye vizyonunun yol haritasıdır. Belgemizi birbirini tamamlayan beş stratejik öncelik üzerine bina ettik. Birinci stratejik önceliğimiz, aile kurumunun ve nesillerin korunmasıdır. İkinci önceliğimiz, evlilik müessesesinin teşvikidir. Üçüncü önceliğimiz, doğurganlık hızının arttırılmasıyken, dördüncüsü gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahıdır. Beşinci ve son stratejik önceliğimiz ise kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımıdır. 10 yılın önceliklerini hayata geçirmek için araştırma, kurumsal kapasite, mevzuat, iletişim ve diplomasi cephelerinde de çalışmalar yürüteceğiz. Bundan böyle mayıs ayının son haftasını 'Milli Aile Haftası' olarak kutlayacağız, toplumsal farkındalığın artırılmasını sağlayacağız."
Kamu kurum ve kuruluşlarının stratejik planlarını, bütçelerini, performans hedeflerini aile ve nüfus eksenini ihtiva edecek biçimde geliştireceklerini aktaran Erdoğan, bunun en üst düzeyde takipçisi olmaya devam edeceklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vizyon belgesinin hayırlara vesile olmasını dileyerek, emeği geçenleri tebrik etti.