Fed’de kritik eşik: Mart faiz kararı ne olacak?

ABD Merkez Bankası (Fed) Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, küresel enerji piyasalarında yaşanan son dalgalanmalara ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. 6 Mart 2026 Cuma günü yaptığı açıklamada Waller, Orta Doğu’da tırmanan çatışmaların petrol ve benzin fiyatlarını hızla yukarı taşıdığını belirterek, bu gelişmenin Amerikan tüketicileri için beklenmedik ve sarsıcı olduğunu söyledi. Bununla birlikte Waller, mevcut enerji fiyat şokunun uzun süreli ve kontrol edilemez bir enflasyon döngüsüne dönüşeceği yönünde bir beklenti taşımadıklarını dile getirdi.

ENERJİ FİYATLARINDAKİ SIÇRAMA FED İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?

Waller’a göre petrol ve benzin fiyatlarında görülen hızlı yükseliş, küresel jeopolitik risklerin ekonomik dengeler üzerindeki etkisini yeniden gündeme taşıdı. Ancak Fed yetkilisi, bu tür enerji kaynaklı şokların para politikası açısından yaratacağı etkinin büyük ölçüde fiyatların ne kadar süre yüksek kalacağına bağlı olduğunu ifade etti.

Enerji fiyatlarının kısa vadede normalleşmesi durumunda ekonomik sistemin bu dalgalanmayı absorbe edebileceğini söyleyen Waller, kalıcı yüksek fiyatların ise enflasyon beklentilerini ve tüketici davranışlarını değiştirebileceğini belirtti.

“Enerji fiyatlarındaki yükseliş birkaç hafta ya da birkaç ay içinde geri çekilirse Fed açısından yönetilebilir bir gelişme olarak kalacaktır.”

1970’LERDEKİ PETROL ŞOKUYLA AYNI DEĞİL

Waller, yaşanan gelişmelerin tarihsel olarak sık sık 1970’lerdeki petrol krizleriyle kıyaslandığını ancak iki dönem arasında önemli farklar bulunduğunu vurguladı. O dönemde petrol fiyatlarının ardı ardına gelen şoklarla sürekli yükseldiğini ve eski seviyelerine dönmediğini hatırlatan Waller, bugün ise enerji piyasalarının çok daha esnek ve çeşitlendirilmiş bir yapıya sahip olduğunu ifade etti.

“Bugünkü enerji krizi, 1970’lerde yaşanan petrol şokunun birebir tekrarı değil; dinamikleri ve piyasa yapısı tamamen farklı.”

Fed yetkilisine göre küresel enerji üretiminin çeşitlenmesi, stratejik rezervlerin büyümesi ve alternatif enerji kaynaklarının artması, fiyat şoklarının ekonomik sisteme etkisini geçmişe kıyasla daha sınırlı hale getiriyor.

MART AYI FAİZ KARARI BELİRSİZLİĞİNİ KORUYOR

Para politikasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Waller, Fed’in Mart ayında gerçekleştireceği toplantıya ilişkin net bir yön oluşmadığını söyledi. Karar sürecinde özellikle istihdam piyasasına ilişkin verilerin belirleyici olacağını vurgulayan Waller, ekonomistlerin dikkatini bugün açıklanacak istihdam raporuna çevirdiğini belirtti.

Ocak ayında açıklanan güçlü istihdam artışının geçici bir veri sapması mı yoksa ekonomide gerçek bir güçlenmenin işareti mi olduğunun henüz netleşmediğini söyleyen Waller, Şubat ayı verilerinin bu soruya yanıt vereceğini ifade etti.

“Mart toplantısındaki faiz kararı şu an için adeta yazı tura gibi; yeni veriler yönü belirleyecek.”

Waller, istihdam piyasasının güçlü kalması ve çekirdek enflasyonun yüksek seyretmesi durumunda Fed’in faiz indirimlerini bir süre daha erteleyebileceğine işaret etti.

ABD İSTİHDAM PİYASASINDA ŞAŞIRTICI TABLO

Fed Yönetim Kurulu Üyesi, ABD iş gücü piyasasına ilişkin dikkat çekici bir değerlendirme de yaptı. Waller, 2025 yılı boyunca açıklanan istihdam verilerinin ilk bakışta güçlü görünse de revizyonlarla birlikte gerçek tabloyun daha zayıf olabileceğini söyledi.

Verilerde yapılacak güncellemelerin ardından geçen yılki net istihdam artışının “sıfıra oldukça yakın” bir seviyede çıkabileceğini ifade eden Waller, bunun ekonomide alışılmışın dışında bir durum yarattığını dile getirdi.

Ekonominin büyümesini sürdürmesine rağmen yeterli yeni istihdam üretmemesi, Fed’in para politikası kararlarını daha da karmaşık hale getiriyor.

K-ŞEKİLLİ TÜKETİM EKONOMİYİ ŞEKİLLENDİRİYOR

Waller’ın açıklamalarında dikkat çeken bir diğer başlık ise ABD’deki tüketim davranışlarının giderek daha belirgin şekilde ayrışması oldu. Fed yetkilisine göre özellikle finansal varlıklardan kazanç sağlayan yüksek gelir grubunun harcamaları güçlü kalmaya devam ediyor.

Buna karşın düşük ve orta gelirli kesimlerin bütçelerinde belirgin bir daralma yaşandığını belirten Waller, bu grupların daha ucuz ürünlere yöneldiğini ve harcamalarını sınırladığını söyledi.

Bu durumun ekonomi literatüründe “K-şekilli toparlanma” olarak tanımlanan bir tablo yarattığını ifade eden Waller, gelir grupları arasındaki tüketim farkının 2026 yılı boyunca ekonomik büyümenin seyrini belirleyecek önemli faktörlerden biri olacağını dile getirdi.