Fitch’ten Türk bankalarına övgü: Yatırımcı güveni yeniden artışta
Fitch Ratings, Türk bankalarının Mart ayında yaşanan finansal dalgalanmanın ardından uluslararası borç piyasalarına geri dönüş yaparak yatırımcı güveninde belirgin bir toparlanma sağladığını açıkladı. Derecelendirme kuruluşuna göre bu gelişme, hem yurtiçi hem de küresel piyasalardaki dalgalanmalara rağmen yatırımcı iştahının güçlü kaldığını ve piyasaya erişimin sürdüğünü ortaya koyuyor.
Yetkililerin daha ortodoks para politikası duruşuna bağlı kalma ve dezenflasyon hedeflerini sürdürme kararlılığı, Mart ayında yaşanan volatilite sonrası yatırımcı endişelerinin azalmasında kritik rol oynadı. Fitch, Temmuz 2025’te enflasyonun %33,5 seviyesine gerilediğini hatırlatırken, yıl sonuna kadar politika faizinin %28’e düşmesini beklediğini bildirdi.
BANKALAR YENİDEN İHRAÇLARA BAŞLADI
2024’ün ikinci yarısının başından bu yana Türk bankalarının gerçekleştirdiği tahvil ihraçları toplam 8,8 milyar dolar seviyesine ulaştı. Mart 2025’teki piyasa çalkantısı bu ivmeyi kısa süreliğine durdursa da, bankalar Haziran ayından itibaren yeniden ihraçlara başladı. Şekerbank gibi pazar payı daha düşük bankaların dahi tali borç ihracıyla piyasaya erişebilmesi, finansmana ulaşımın sürdürülebilirliğini gösterdi.
Eurobond ve ikincil borçlanma maliyetlerinin 2024’ün son çeyreğine göre istikrarlı veya hafif yüksek seyretmesi, Mart’taki oynaklığın etkisinin sınırlı kaldığına işaret etti. Bu durum, yatırımcıların Türkiye piyasasına yönelik ilgisinin korunduğunu ortaya koyuyor.
SENDİKASYON KREDİLERİNDE GÜÇLÜ PERFORMANS
Nisan ayından bu yana bankaların sendikasyon kredilerindeki yenileme oranı, vadesi gelen tutarların %100’ünü aştı. Krediler, geçmişte olduğu gibi bir, iki hatta üç yıl vadelerle ve iyileşen fiyatlarla sağlandı. Ancak Fitch, sendikasyon piyasasının daha çok ilişki yönetimi odaklı olduğunu, bu nedenle Eurobond ve ikincil borçlanma fiyatlamalarının yatırımcı duyarlılığı açısından daha kritik bir gösterge olduğunu vurguladı.
RİSK UYARISI
Fitch, bankaların yüksek seviyedeki kısa vadeli dış borç yükümlülükleri, mevduat dolarizasyon oranı ve küresel fonlama koşullarındaki olası dalgalanmalar nedeniyle, piyasa oynaklığının sürmesi veya Türkiye’nin makroekonomik politikalarında bir değişim olması halinde refinansman risklerinin artabileceği uyarısında bulundu.
