Sanayi alanları AVM ve konut baskısı altında

İstanbul’da üretim ekosisteminin kalbi konumundaki organize sanayi bölgeleri (OSB), son yıllarda hızla artan konut ve alışveriş merkezi projeleri nedeniyle ciddi bir alan daralmasıyla karşı karşıya. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) Mart ayı Kent Gündemi Araştırmaları kapsamında yayımladığı rapor, kentin sanayi haritasında yaşanan dönüşümü tüm boyutlarıyla ortaya koydu. Çalışmada, sanayinin sadece mekânsal değil aynı zamanda sosyolojik bir kırılma yaşadığına dikkat çekildi.
İstanbul genelinde yaklaşık 22 bin üretim tesisinin faaliyet gösterdiği ve 430 bini aşkın kişiye istihdam sağlayan 8 aktif OSB üzerine yapılan saha araştırmasında, bölge yöneticileri ve üreticilerle birebir görüşmeler gerçekleştirildi. Elde edilen bulgular, sanayinin büyüme kapasitesinin ciddi şekilde sınırlandığını gösteriyor.
MEKÂNSAL DARALMA SANAYİNİN GELECEĞİNİ ZORLUYOR
Geçmişte şehir çeperinde konumlanan Dudullu, İkitelli ve Beylikdüzü gibi sanayi bölgeleri bugün yoğun konut projeleri ve AVM yatırımlarıyla çevrelenmiş durumda. Bu dönüşüm, sanayi alanlarının genişleme imkanını neredeyse ortadan kaldırıyor.
Doluluk oranlarının %90 seviyelerine ulaşması ve metrekare fiyatlarının 3.000–3.500 euro bandına çıkması, sanayicinin büyümesini fiziksel olarak imkânsız hale getiriyor.
Artan arsa maliyetleri, üretim tesislerinin yeni yatırım yapmasını zorlaştırırken, mevcut alanların da daha verimli kullanılması zorunluluğunu beraberinde getiriyor.
TAŞINMA İKİLEMİ: MALİYET VE İŞ GÜCÜ ENGELİ
Sanayi kuruluşları için şehir dışına taşınmak teorik bir çözüm olarak öne çıksa da pratikte ciddi engeller barındırıyor. Firmalar, yıllar içinde yaptıkları altyapı yatırımlarını terk etmenin mali yükü ve yetişmiş iş gücünü kaybetme riski nedeniyle bu seçeneğe temkinli yaklaşıyor.
Sanayiciler, yüksek finansman maliyetleri ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle taşınma kararını erteleyerek mevcut alanlarda sıkışmayı tercih ediyor.
Alternatif olarak Trakya ve Anadolu’daki yeni OSB’lere yönelim gözlense de bu süreç, artan inşaat maliyetleri ve kredi koşulları nedeniyle yavaş ilerliyor.
USTA-ÇIRAK GELENEĞİ ZAYIFLIYOR
Raporda dikkat çeken bir diğer kritik başlık ise iş gücü yapısındaki dönüşüm oldu. İmalat sektörünün temel taşı olan ara eleman bulma sorunu giderek derinleşiyor. Genç nüfusun sanayi yerine hizmet sektörünü tercih etmesi, üretimde deneyim aktarımını sekteye uğratıyor.
Gençlerin sanayi yerine AVM ve hizmet sektörünü tercih etmesi, usta-çırak kültüründe ciddi bir kopuşa neden oluyor.
Bu durum, sadece bugünü değil uzun vadede üretim kalitesini ve sürdürülebilirliğini de tehdit eden yapısal bir risk olarak öne çıkıyor.
KREŞ EKSİKLİĞİ KADIN İSTİHDAMINI SINIRLIYOR
Araştırmada sosyal altyapı eksiklikleri de önemli bir sorun başlığı olarak öne çıktı. Özellikle organize sanayi bölgelerinde kreş ve çocuk bakım alanlarının yetersizliği, kadın çalışanların iş hayatına katılımını doğrudan etkiliyor.
Alan yetersizliği, vardiya sistemine uygun olmayan çalışma saatleri ve yüksek kurulum maliyetleri nedeniyle kreş yatırımlarının sınırlı kalması, sanayide kadın istihdamının önündeki temel engellerden biri olarak değerlendiriliyor.


