İran Meclisi'nden kritik karar: Hürmüz Boğazı'nı kapatma tasarısı onaylandı

ABD'nin İran'daki nükleer tesislere yönelik saldırılarının ardından bölgedeki gerilim tırmanırken, İran Meclisi Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasına yönelik bir öneriyi onayladı. Bu karar, İsrail'e yönelik hava saldırılarının ardından Tahran yönetiminden gelen dikkat çekici yeni bir adım oldu.
İran'ın devlet yayın organlarından Press TV'nin aktardığına göre, İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Üyesi Kevseri, "Meclis, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması gerektiği sonucuna vardı" açıklamasını yaptı. Ancak son kararın, İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney ve Ulusal Güvenlik Konseyi tarafından verilmesi bekleniyor.
Hürmüz Boğazı'nın Stratejik Önemi
Basra Körfezi ile Umman Körfezi'ni birbirine bağlayan Hürmüz Boğazı, dünya enerji ticareti açısından kritik bir geçiş noktasıdır. Günlük ortalama 20 milyon varil petrolün geçtiği bu stratejik boğaz, küresel petrol arzının yaklaşık üçte birine ve küresel sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yüzde 20'sine ev sahipliği yapıyor. Bu nedenle, boğazın kapatılması, sadece bölgesel değil, küresel ölçekte derin ekonomik ve jeopolitik etkiler yaratma potansiyeline sahip.
Küresel Etkiler ve Petrol Fiyatı Uyarısı
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Üyesi Behnam Saidi daha önce yaptığı açıklamada, İsrail'in saldırılarına karşılık olarak Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının seçenekler arasında yer aldığını belirtmişti. Uzmanlara göre, boğazın kapanması halinde enerji fiyatlarında ciddi artışlar yaşanabilir ve petrol tedarik zincirinde önemli aksamalar meydana gelebilir.
JPMorgan'ın haziran 2025 tarihli değerlendirmesi, Hürmüz Boğazı'nın kapanması durumunda petrol fiyatlarının varil başına 120-130 dolar aralığına fırlayabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, enerji fiyatlarındaki artışın küresel ölçekte taşıma ve üretim maliyetlerini tetiklemesi, deniz sigortası primleri ve navlun ücretlerinde yükseliş yaşanması bekleniyor.
ABD ve diğer Batılı ülkeler, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasını "kırmızı çizgi" olarak görüyor. Böyle bir adımın, ekonomik etkilerin yanı sıra askeri ve siyasi gerilimleri de önemli ölçüde artırabileceği değerlendiriliyor. Bölgedeki gelişmeler, küresel piyasalar tarafından endişeyle takip edilmeye devam ediyor.


