İran savaşı Japon ekonomisinde dengeleri altüst etti
Ortadoğu’daki gerilimin derinleşmesiyle birlikte küresel finansal dengeler yeniden şekilleniyor. İran savaşı yalnızca enerji fiyatlarını ve risk iştahını etkilemekle kalmadı, aynı zamanda Japonya gibi büyük ekonomilerde yatırım tercihlerini kökten değiştiren bir süreci tetikledi. Geleneksel olarak “güvenli liman” olarak görülen Japon varlıkları zayıflarken, yerli yatırımcılar daha yüksek getiri arayışıyla yurt dışına yöneliyor.
YENDE TARİHİ ZAYIFLAMA VE PİYASA BASKISI
Japon yeni, dolar karşısında 160 seviyesini aşarak son yılların en zayıf noktasına geriledi. Bu seviye, 2024 Temmuz’unda hükümetin müdahale ettiği kritik eşiğin yeniden test edilmesi anlamına geliyor. Yetkililerden gelen sert uyarılara rağmen piyasalardaki baskı sürüyor.
Yenin zayıflaması, yatırımcıların Japon varlıklarından uzaklaşarak daha yüksek getirili alternatiflere yöneldiğini açık şekilde ortaya koyuyor.
Aynı dönemde Japonya’nın gösterge endeksi Nikkei 225, dolar bazında yaklaşık yüzde 14 değer kaybetti. Bu düşüş, gelişmekte olan piyasalarla benzer bir performansa işaret ediyor ve Japon piyasalarının küresel şoklara karşı kırılganlığını gözler önüne seriyor.
SAVAŞ VE ENERJİ BAĞIMLILIĞI ETKİSİ
Japonya’nın enerji ithalatına yüksek bağımlılığı, İran savaşının etkilerini daha da belirgin hale getiriyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, cari dengeyi baskılarken yerel para birimi üzerinde ek bir stres oluşturuyor.
Buna rağmen Japonya’nın 200 günden fazla petrol rezervine sahip olması kısa vadede bir tampon sağlasa da piyasa algısını değiştirmeye yetmiyor.
SICAK PARA ÇIKIŞI HIZLANDI
Mart ayının ilk üç haftasında yabancı yatırımcılar Japon hisse senetlerinden yaklaşık 24 milyar dolarlık çıkış gerçekleştirdi. Bu durum, önceki 12 ayda görülen güçlü girişlerin tersine döndüğünü gösteriyor.
Yabancı yatırımcıların hızlı çıkışı, Japon piyasalarında güvenin zayıfladığını ve risk algısının ciddi şekilde bozulduğunu ortaya koyuyor.
SORUN YENİ DEĞİL: YAPISAL KIRILMA
Japonya’daki mevcut tablo yalnızca İran savaşıyla açıklanmıyor. Uzun süredir bazı yatırımcılar, yenin kalıcı bir değer kaybı trendine girdiğini düşünüyor. Bu durum, hem döviz piyasasında hem de hisse senetlerinde olumsuz bir döngü yaratıyor.
Ülkenin cari fazla vermesine rağmen bu fazlanın büyük kısmı mal ihracatından değil, yurt dışı yatırımlardan elde edilen gelirlerden oluşuyor. Bu yapı, döviz piyasaları açısından daha az “destekleyici” olarak değerlendiriliyor.
JAPONYA: MAL İHRACATÇISINDAN SERMAYE İHRACATÇISINA
Son yıllarda Japon şirketleri ve hanehalkı giderek daha fazla yurt dışına yatırım yapıyor. Bu eğilim, ülkeyi klasik bir ihracat ekonomisinden küresel bir sermaye sağlayıcısına dönüştürmüş durumda.
Japonya’nın küresel bir sermaye ihracatçısına dönüşmesi, yen üzerindeki baskıyı artırırken yurt içi yatırım fırsatlarının sınırlı olduğu algısını güçlendiriyor.
CARRY TRADE GERİ DÖNÜYOR
Düşük faizle borçlanıp yüksek getirili varlıklara yatırım yapma stratejisi olan “carry trade”, Japon yatırımcılar arasında yeniden popülerlik kazanıyor. Özellikle ABD ile Japonya arasındaki faiz farkının yeniden açılması bu eğilimi destekliyor.
2022 ve 2023’te yoğun şekilde kullanılan bu strateji, 2024’te Japonya Merkez Bankası’nın sürpriz faiz artırımıyla kısa süreliğine yavaşlamıştı. Ancak mevcut küresel koşullar carry trade işlemlerinin yeniden hız kazanabileceğine işaret ediyor.
ABD VARLIKLARI DAHA CAZİP HALE GELDİ
ABD piyasalarının görece daha dirençli performans sergilemesi, Japon yatırımcıların dikkatini çekiyor. Yükselen faizler ve güçlü hisse performansı, Japon sermayesinin ABD’ye yönelmesini hızlandırıyor.
Bu durum, Japonya’dan sermaye çıkışını artırırken yen üzerindeki baskıyı daha da derinleştiriyor.
SAVAŞ YATIRIM HARİTASINI DEĞİŞTİRİYOR
İran savaşı yalnızca jeopolitik bir kriz değil, aynı zamanda küresel sermaye akışlarını yeniden şekillendiren bir dönüm noktası haline geldi. Japonya özelinde ise bu süreç, uzun süredir devam eden yapısal sorunları görünür kıldı.
Yerli yatırımcıların yurt dışına yönelimi artarken, Japon ekonomisinin geleceği açısından sermaye dengesi ve para birimi istikrarı kritik başlıklar olmaya devam edecek.
