İran’dan ABD’ye şartlı müzakere mesajı: “Söz değil garanti verin”
İran yönetimi, Washington ile diplomatik temas kapısını tamamen kapatmadığını bir kez daha duyurdu. Tahran yönetimi, olası görüşmeler için temel şartın “güvenilirlik” olduğunu vurgularken, geçmiş deneyimlerin yeni süreçte belirleyici olacağını ifade etti. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, ülkesinin müzakereye ilkesel olarak karşı olmadığını ancak somut güvenceler talep ettiklerini açıkladı.
İran resmi haber ajansı IRNA’ya konuşan Arif, daha önce de diyalog çağrısı yaptıklarını hatırlattı. Ancak geçmişte yürütülen diplomatik temaslar sırasında İran topraklarının hedef alındığını söyleyen Arif, bunun Tahran’da ciddi bir güvensizlik oluşturduğunu dile getirdi.
GÜVEN ŞARTI VURGUSU
İranlı yetkili, “Gerçek bir diplomatik niyet görmeden yeni bir müzakere süreci başlatmamız mümkün değil” ifadelerini kullandı. Arif, olası görüşmelerin yalnızca sözlü beyanlarla değil, sahadaki uygulamalarla desteklenmesi gerektiğini belirtti.
Tahran yönetimi, ABD’nin geçmişte müzakereler devam ederken askeri hamleler yaptığını hatırlatarak bunun tekrar etmeyeceğine dair net teminat istedi. Arif, Haziran 2025’te müzakereler sürerken ABD tarafından saldırıya uğradıklarını söyleyerek bu durumun hafızalardaki yerini koruduğunu vurguladı.
“GİZLİ AJANDA OLMAMALI” MESAJI
İran tarafı, yeni bir diplomatik sürecin ancak şeffaflık temelinde ilerleyebileceğini savunuyor. Arif, karşı tarafın müzakere masasında farklı, sahada farklı bir politika izlememesi gerektiğini belirtti. “Eğer karşı tarafın gerçekten çözüm aradığına ve daha büyük bir planı gizlemediğine emin olursak müzakere ederiz” sözleriyle İran’ın pozisyonunu netleştirdi.
BÖLGESEL GERİLİM VE DİPLOMASİ DENGESİ
Uzmanlar, İran’ın bu açıklamasını “tam kapıyı kapatmayan ama sert güvenlik şartları koyan diplomasi dili” olarak değerlendiriyor. Orta Doğu’daki askeri hareketlilik ve nükleer program gerilimi sürerken, olası müzakere ihtimali uluslararası kamuoyunda yakından takip ediliyor.
İran yönetimi, diplomatik çözüm ihtimalini reddetmezken, geçmişte yaşanan askeri müdahalelerin tekrarlanmaması için bağlayıcı güvenceler talep ediyor. Bu yaklaşım, Tahran’ın hem diplomasi kanallarını açık tutma hem de caydırıcılık mesajı verme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
