Küresel borç 348 trilyon dolara yükseldi: IIF’ten kritik uyarı

Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) tarafından yayımlanan son Küresel Borç İzleme Raporu, dünya ekonomisinin borç sarmalında yeni bir eşiğe ulaştığını ortaya koydu. 2025 yılı boyunca küresel borç stokuna yaklaşık 29 trilyon dolar ilave edilirken, toplam borç miktarı 348 trilyon dolara çıkarak tarihi zirveyi gördü. Artan kamu harcamaları, görece gevşek para politikaları ve finansal düzenlemelerdeki sadeleşme adımları, borçlanma eğilimini hızlandıran başlıca faktörler arasında gösteriliyor.

2025’TE KÜRESEL BORÇ STOKU 348 TRİLYON DOLARA ULAŞARAK TARİHİ REKOR KIRDI.

MALİ GENİŞLEME VE PARA POLİTİKASI BORÇLANMAYI TETİKLİYOR

Rapora göre, birçok ekonomide büyümeyi desteklemek amacıyla sürdürülen mali teşvikler ve krediye erişimin görece kolay kalması, hem kamu hem de özel sektör borçluluğunu yukarı taşıdı. “Daha hafif dokunuşlu” regülasyon yaklaşımı ise finansal sistemde kaldıraç kullanımını artırarak borç birikimini besledi. Ancak uzmanlar, bu görünümün finansal piyasalarda aşırı değerlemeler ve varlık balonları riskini beraberinde getirebileceği uyarısında bulunuyor.

Özellikle bazı gelişmiş ülkelerde şirket bilançolarındaki hızlı genişleme ve hanehalkı kredilerindeki artış, kırılganlık tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

YAPAY ZEKA YATIRIMLARI ŞİRKET BORÇLANMASINI HIZLANDIRDI

IIF değerlendirmesinde, yapay zekâ ve dijital altyapı yatırımlarının küresel sermaye akımlarında yeni bir dalga yarattığına dikkat çekildi. Teknoloji şirketleri ve veri merkezi yatırımlarına yönelik finansman ihtiyacı, kurumsal tahvil ihraçlarında belirgin artışa yol açtı. Bu eğilim, sermaye piyasalarının derinleşmesine katkı sağlarken, şirket borçluluğunun da büyümesine neden oldu.

YAPAY ZEKA ODAKLI YATIRIMLAR, 2025’TE KURUMSAL TAHVİL İHRAÇLARINI BELİRLEYİCİ ŞEKİLDE ARTIRDI.

Uzmanlara göre, yüksek getiri beklentisiyle teknoloji ve altyapı projelerine yönelen fonlar, borçlanma maliyetlerini kısa vadede yönetilebilir seviyede tutuyor. Ancak küresel faiz görünümündeki olası değişimler, bu tabloyu tersine çevirebilir.

AVRUPA’DA SAVUNMA HARCAMALARI BORÇ YÜKÜNÜ ARTIRABİLİR

Raporda Avrupa Birliği’ne ilişkin dikkat çekici bir projeksiyon da yer aldı. Artan jeopolitik riskler ve güvenlik öncelikleri doğrultusunda savunma bütçelerinin genişlemesi, kamu maliyesi üzerinde kalıcı baskı oluşturabilir. Hesaplamalara göre, mevcut eğilim sürerse 2035 yılına kadar AB’nin kamu borcunun milli gelire oranı 18 puanın üzerinde artış gösterebilir.

Bu gelişme, kamu kaynaklarının daha verimli kullanılması ve özel sermayenin altyapı ile savunma yatırımlarına daha fazla dahil edilmesi gerekliliğini gündeme taşıyor.

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE REKOR FİNANSMAN İHTİYACI

Gelişmekte olan ekonomiler cephesinde ise 2026 yılında 9 trilyon doları aşması beklenen yeniden finansman ihtiyacı öne çıkıyor. Borçların çevrilmesi ve yeni kaynak temini, küresel likidite koşullarına bağlı olarak şekillenecek.

2026’DA GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN YENİDEN FİNANSMAN İHTİYACININ 9 TRİLYON DOLARI AŞMASI BEKLENİYOR.

IIF, mevcut küresel finansman ortamının ve carry trade işlemlerine yönelik talebin kısa vadede baskıyı sınırlayabileceğini belirtiyor. Ancak dolar likiditesinde daralma veya risk iştahında ani gerileme yaşanması halinde, kırılgan ekonomilerde borç sürdürülebilirliği tartışmaları yeniden alevlenebilir.

KALDIRAÇ ARTIŞI VE AŞIRI ISINMA UYARISI

Raporda öne çıkan bir diğer başlık ise artan kaldıraç oranları ve bazı piyasa segmentlerinde gözlenen aşırı ısınma sinyalleri oldu. Hızla genişleyen kredi hacmi ve sermaye piyasalarındaki yoğun ihraç trafiği, finansal istikrar açısından yakından izlenmesi gereken unsurlar arasında gösterildi.

Küresel ekonomide büyümeyi destekleyen borçlanma eğilimi, aynı zamanda risk birikimini de beraberinde taşıyor. Bu nedenle 2026 ve sonrasında para politikalarının seyri, kamu mali disiplini ve küresel risk iştahı borç dinamiklerinin yönünü belirleyecek temel faktörler olacak.